Hayatım Reklam: Emir Yavuz

GTB İstanbul Metin Yazarı Emir Yavuz, 76. sayımızdaki Hayatım Reklam sayfalarımızın konuğu oldu.

Reklamcı olma sebebim:

Aslında her şey bir tweet’le başladı, tesadüfler silsilesi de diyebiliriz. Üniversite yıllarında ev arkadaşlarımla birlikte reklamcılıktan bihaber günlerimiz geçerken o dönem bir kreatif direktörün birkaç fakültede workshop yapmak istediklerini ve davet edildikleri takdirde üniversitelere gelebileceklerini anlatan tweet’iyle karşılaştık. O tweet’in timeline’ımıza nasıl düştüğüne dair en ufak fikrimiz dahi yoktu ama hiç düşünmeden davet ettik. İşin komik tarafı, neden davet ettiğimizi de bilmiyorduk. Böylece o workshop’la birlikte reklamcı olma maceram başlamış oldu.  Bu nedenle reklamcılığa tam anlamıyla ne istediğimin bilincinde olup başlamadım. Fakat yaratıcılığın insanların davranışlarını, duygu ve düşüncelerini değiştirme gücünün tahmin edilenin çok daha ötesinde olduğunu görmek en büyük motivasyonum.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar:

Tüm samimiyetimle bugüne kadar içinde bulunduğum tüm işlerle gurur duyduğumu söyleyebilirim. Çünkü günün sonunda altına imza attığınız en ufak işin bile ne olursa olsun arkasında durabilmeniz gerektiğine inanıyorum.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam:

Reklamcılığa başladığım ilk dönemden günümüze kadar ağırlıklı olarak otomobil markalarıyla çalıştım, çalışmaya da devam ediyorum. Bu sebeple otomotiv sektörü için yaratılan kampanyalara özel ilgi duyuyorum. “It’s a Skoda. Honest.” kampanyası da bunlardan biri. İngiliz mizahıyla yoğurulmuş kusursuz bir seri…

Kariyerimdeki en iyi an:

Bu konuda biraz duygusalım ve her fırsatta da aynı şeyi söylüyorum sanırım. Yaptığım herhangi bir işten sonra annemin, babamın heyecanla telefona sarılıp beni aradıkları her an.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım:

Bir Kristal Elma Festivali’nin ödül töreninden hemen önce arkadaş grubuyla o sene katılan işler hakkında sohbet ediyorduk. Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir grupken saatin ilerlemesiyle birlikte yabancı yüzlerin de katıldığı büyük bir grup haline geldik. İşler hakkında konuşmaya devam ederken negatif şeyler sıraladığım bir işin yazarı da o yabancı yüzlerden biriymiş. Öğrendiğimde başımdan aşağıya dökülen kaynar suların her damlasını ayrı ayrı hissettiğimi hatırlıyorum.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: 

Erdal Beşikçioğlu.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan:  

Birbirinden kıymetli pek çok isim var ama Leo Burnett serüvenimin son zamanlarında çalışma fırsatı bulduğum yaratıcı grup lideri Ersin Pekin diyebilirim.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi:

Onunla staj başvurularından en ufak dönüş alamadığımız dönemde, tabiri caizse reklam ajanslarına baskın yapmaya karar verdik, kreatif direktörlerden zorla görüşme koparmaya çalıştık, çoğu kez güvenliği dahi geçemedik ama sonunda istediğimizi almayı başardık.
Üniversiteden ev arkadaşım Burak Öksüz.
Her ne kadar şu an reklamcı olmasa da o gün yaşadıklarımız, reklamcı olma hikayemin en önemli bölümlerinden biri…

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 76. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.