Tolga Öztürk: Harflerin gücü

Tipografi, yazının görsel sınırlarını zorlamasını sağlar, dikkati fokuslar, insan ruhunu okşar, mesajları pekiştirir ve heyecan verir. Bu sebeple tasarımcının sloganı basit, etkin ve derin olmalıdır. Özenle hazırlanmış görsel iletişim malzemeleri eğer yazı içeriyorsa ve tipografik tarafları yetersizse tam başarılı olamaz. Bu bütünlüğü bozmamak için seçilen yazı karakteri, renk ve biçimlerinde hassas çalışmak ve özenli olmak şarttır.

Artık dijital olan fontların bu müthiş istilası yazı kullanımını kolaylaştırmıştır. Günümüzde istediğimiz fonta bilgisayarımıza indirerek sahip olabiliyoruz. Fakat sunulan harf lerin sadece küçük bir bölümü gerçekten kullanılabilir oluyor. Yazı sanatı olan tipografide çok sayıda kural ve onları uygulamak için çeşitli yollar var. Hataları görmek için eğitimli ve çok pratik yapmış bir göze her zaman ihtiyaç duyuluyor. Bir bilgisayara ne kadar güvenebilirsiniz ki?

Görsel çöplük

Tasarımın altın kurallarına harfiyen uymak değil, tasarımı doğru göstermek gerekir. İşte bu noktada yazının gerçek uzmanı bir amatörden ayrılabilir. Dışarıya çıkın ve şöyle bir etrafınıza bakın hatalı, abartılmış bir görsel yazı kirliliği ile karşılaşacaksınız. İletişimde yatay (italik) bir yazı karakterinin görsel olarak ne hissettirdiğini bilmeyen, kalın (bold) yazalımgörünür olsun derken nelerden feragat ettiğini görmeyen veya ince serifsiz yazının büyüsüne kapılıp şık olalım elit anlaşılalım algısıyla görünmez olan iletişim örneklerini hatırlıyorum. Duygudan eksik tamamen standart yazı tipleriyle asla uymayacak renklerde yazılan tabelalar, amaçları olan dikkat çekmekten çok görsel çöplük yaratmaktan öteye gidemiyor.
Doç. Hasip Pektaş’a katılmamak elde değil; yazı karakteri seçimi, sayısı, puntosu, serifli, serifsiz, bold ya da ita lik olması, büyük/küçük harf olması, bloklama biçimi, harf ve zemin rengi, zemin dokusu, satır uzunluğu ve boşluklar, tipografik düzenlemenin ana sorunlarıdır. Sözcükler, yazıldığı harf karakterine göre anlam kazanırlar. Her yazı karakterinin bir kimliği vardır. Bu kimlik mesajın iyi anlaşılmasını sağladığı gibi, yanlış yorumlara da neden olabilir. Narin, kaba, kadınsı, erkeksi, çağdaş, klasik, resmi, gayri resmi, laubali veya oryantal yazı karakterleri vardır. Örneğin Times’ın, İngiliz asaletini, ağırbaşlılığını yansıttığı söylenebilir.

Kapalı ve açık alan dengesi

Tipografinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorun harf lerin kapalı ve açık alanları arasındaki dengedir. Yanlış uygulaması, resim ve yazıyı daha karmaşık hale getirmektedir. Yazı ve resim uyum içinde olmalıdır. Tipografik kompozisyonda yardımcı olacak bir görsel eleman yoktur. Onu sadece harf lerin gücüyle oluşturmak zorundasınız. Harfler gerçek hayatın referanslarıdır. Kişiliği, iletişim ana fikirini, hislerimizi yansıtır. Bu yansımayı el yazımızda görebiliriz. Görselliğe fazla inanan biri olarak; elyazısı kişiliğimizi en iyi yansıtan ve oldukça zengin bir temadır. Bu konuda verilebilecek en iyi örnekler kendine has müsveddeleri ile Albrecht Dürer ve Leonardo da Vinci’dir.

El tipografisi zamanımızın
görsel iletişim dünyasında eğilim haline gelmiştir. Standart yazı ve kullanımı dışında kalmak günümüz şirket ve markalarını kurumsal açıdan farklılaştırmaya itiyor. Çok uzun zaman önce daktilo yazısının ne kadar ayrıştırıcı olduğunu düşünün; artık zamanımızda elle yaratılan tipografi ile oluşturulmuş işlerin farkındalığı artıyor. Neden mi? Çok basit; el tipografisi hissiyat yaratır, tat verir, organiktir, eski ve yeniyi içeren özellikler taşır bu retro his sizi derinden yakalar, bırakmaz ve inanın çok daha devrimcidir.

Gidin eski Beatles albüm kapaklarına bakın inanacaksınız.

Gerçek lezzeti yaratmak

Tipografik lezzet almak için farklılaşmak gerekir ve bir bilgisayar yazısı ile bunu başarmak çok zordur. Gerçek lezzeti mutfaktaki şef yani insan yaratır. Çok daha lezzetli olabilmeyi ise hangi malzemeyi, hangisiyle beraber kullanacağını deneyip uygulayanlar ve sosu doğru ekleyenler yaratır. Lezzetsiz, karmaşık bir tat yaratmak hiç de zor değildir. Önemli olan basit ve lezzetli bir tat yaratmaktır. Yalın, anlaşılır bir tasarımın geleceğe kalma şansı daha yüksektir.

Her şeyde olduğu gibi bu konuda da araştırma ve deneme yapmak bir zorunluluktur. Yaratıcılığın sonu yoktur. Daha lezzetliyi ve güzeli bulmak en büyük hedefimiz olmalıdır. Öyle değil mi? Ne acınacak şey ki bilgisayarların standartlarına bağlı kalarak giderek tadımızı, el yazımızı, dolayısıyla da lezzetli kimliğimizi kaybediyoruz.

 

Tolga Öztürk – Art Direktör

 

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Mart sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.