Hangi taşı kaldırsak altından espor çıkıyor

Neredeyse hangi taşı kaldırsak altından espor çıkıyor. Yüzyıldan fazla tarihe sahip spor kulüpleri, ülkemizin büyük firmaları, yayıncılar… Kısacası herkesin ağızında espor var.

2019 sonunda 1 milyar USD seviyesini aşmasına kesin bakılan dünya espor pastası, aslında çok büyük bir pastanın oldukça küçük bir dilimi. Oyun sektörünün kendisinden bahsediyorum. Ekonomik büyüklüğü 100 milyar USD’yi geride bırakan, Hollywood ve müzik endüstrilerini sarsarak geçen sektör: Oyun sektörü…

Eskiden filmlerin oyunları yapılırdı. Günümüzde ise artık oyunların filmleri yapılıyor. Henüz yapılmamış olan filmler için bile dünyanın dev film stüdyoları, oyun şirketlerinin kapısını aşındırıyor. Bu trendin bu şekilde gelişimine yakın gelecekte de şahit olmaya devam edeceğiz. Hatta oyun şirketleri belki de film stüdyolarını bünyelerine katacak ve kendi filmlerini kendileri üretecek.

Peki ne oldu da oyun sektörü bir anda böyle bir ivme yakaladı ve neden tüm markaların en önemli projeleri oyun sektörüne odaklanmaya başladı? Bana göre bunun 3 temel nedeni var. Kısaca açıklamaya çalışayım.

Erişilemeyenlere Erişmek -Y Jenerasyonu

Şirketler Y kuşağına ulaşabilmenin en kolay yolunun oyun sektöründen geçtiğini keşfetti.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse, dünyanın en çok oynanan video oyunu olan Riot Games şirketinin oyunu, League of Legends oynayan oyunculara baktığımızda %90’ı 25 yaş altında olan bir topluluk ile karşılaşıyoruz. Tabii bu, ülke ülke değişiklik gösteren bir özellik olabilir ama özellikle bizim ülkemiz gibi genç nüfusun fazla olduğu gelişmekte olan ülkelerde yaş oranı 25’lerin altında seyrediyor.

Ayrıca çoğunluğu öğrenci olan bir kitleden bahsediyoruz. Yaklaşık %85’i lise ya da üniversitede öğrenim hayatlarına devam ediyor.

Bu kitlenin alışkanlıkları farklı, farklı şeylerden hoşlanıyorlar. Daha kolay eleştiriyorlar. Onları memnun etmek zor ve sevdikleri, hoşlandıkları şeyler çabuk değişiyor. Bugün sabahlara kadar oynadıkları bir oyunun bir hafta sonra yüzüne bakmayabilirler… Ancak oyunlar, hayatlarından asla çıkarmadıkları bir olgu. Dolayısı ile bu oyunlar üzerinden bu kitleye ulaşabilmek markalar için oldukça kolay.

Ayrıca, markalar oyunlar üzerinden yapılabilecek yaratıcı projeler ile çok organik dönüşler alabiliyor. Bu tür etkileşimler daha çok iz bırakıyor ve daha sempatik bir hava yaratabiliyor.

Espor

Geleneksel sporların son yıllarda yaşadığı büyük rating düşüşünün tam tersi olarak espor izlenmesini her geçen gün artırıyor. Sadece spor dalları değil, dizi ve sinema filmleri de düşüşten nasibini alıyor. Netflix, Amazon ve HBO tarzı firmaların hayatımıza girmesi ile biraz olsun toparlanır gibi olsa da espor ve oyunlar tüm bu dizilerden daha fazla izleniyor.

2 ay önce Cannes’da katıldığım Esports Bar fuarındaki bir sunumda, YouTube Gaming Direktörü Ryan Wyatt, sadece YouTube Gaming üzerinden Ağustos 2017 – Ağustos 2018 döneminde 50 milyar saat içerik izlendiğini anlattı. İnanılmaz değil mi? Aynı süre zarfında Netflix’in toplam izlenmesinin de bu süreye eşit olduğu söyleniyor. Bahsettiğim süre sadece YouTube üzerindeki oyun izlenme süresi…

Aşağıdaki grafik ise geleneksel televizyon kanallarında gerçekleşen bazı dizi ve spor izlenme rakamları ile League of Legends’in 2017 finallerinin izleyici rakamlarını karşılaştırıyor. Aynı turnuvanın 2018 şampiyonasında toplam izleyici sayısı 100 milyonu yakalamıştı.

Oyuncular Büyüyor

Birkaç sene öncenin oyuncuları artık ebeveyn ve bu anne – babaların çocukları daha da oyuncu… Hal böyle olunca oyuncu nüfusu çok ama çok büyük bir hızla artıyor.

Oyunlar ve espor ile bu kitleyi yakalamak isteyen markalar; bu kişiler büyüyerek kendi arabalarını aldıklarında, kendi bankalarını, kredi kartlarını veya uçacakları hava yolu şirketlerini seçme sürecinde akıllara ilk gelen şirket olmak istiyorlar.

Şahsi fikrim; markaların espor ve oyun sektörüne yatırım yapmaları için yukarıda saydığım 3 ana nedenin yanında daha çok mantıklı neden var. Biz her geçen gün daha çok oyun içeriği, daha çok espor yarışması ve bu alana daha çok yatırım yapan şirket göreceğiz. Elbette birçok oyun şirketi yolda strateji belirlerken yanılacak ve sektör içerisinde kan kaybederek rakiplerine göre geride kalacak ama her geçen gün bu sektöre yeni yatırımlar yağıyor ve yeni oyun şirketleri gözlerini açıyor. Bu nedenle bu alana yatırım yapmak isteyen bir firma hiçbir zaman mecra bulmakta zorlanmayacak.

Umarım Türkiye olarak biz de bu pastadan önemli bir dilim alabiliriz. Genç nüfusumuzun büyüklüğü, bizi ülke olarak çok cazip bir yere taşıyor. Nisan 2018’de kurulan Türkiye Espor Federasyonu başta olmak üzere, bu pazarı büyütmek için birçok marka ve kurum da var gücü ile çalışıyor.

Bora Koçyiğit,
Girişimci

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 89. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.