Hala romantik hayaller peşinde misiniz?

İşler, bir 20 yıl öncesine kıyasla oldukça farklı yürüyor değil mi? Hayatımızda öne çıkan durumlar, önceliklerimiz, genel anlamda karar verme şeklimiz, belki değer yargılarımız ve arkadaşlarımızla bağ kurma yollarımız… Her şey bambaşka. Böyle bir düzende markalar ile olan ilişkimiz de haliyle aynı kalmadı, onlarda bizi ilk çeken şeyin ne olduğu, onlarla olan bağımızı nasıl, neyin güçlendirdiği gibi sorularda artık birçok parametre devreye giriyor. Hepimizin tahmin edeceği ve belki de binlerce makalede okuduğu üzere, ‘dijitalleşme’ bu durumun en büyük itici güçlerinden.

İnsanların arasındaki bağ ile ilgili derin bir kavram olan ve yıllar önce pazarlama sektörü için kullanılmaya başlanan sadakat, günümüzde sıklıkla karıştırılabiliyor. Tekrarlayan satın alma davranışı, sadık müşteri anlamına gelmiyor. En ufak bir ekonomik çalkantı bile tercih değiştirmeye yeterken böyle bir anlamlandırma yapmak, markaların geleceğini berrak bir şekilde görebilmesi için pek de doğru değil. Çünkü bir süre için devam eden satın alma davranışı duygular ile örülmemişse, o tüketici belli bir amaç ile yani mantığı devreye sokarak o markayı tercih etmişse daha önce duygusal bağ kurmayı başaran veya bundan sonraki süreçte onun kalbine hitap edecek başka bir markaya yönelmesi an meselesi olacaktır. Sadece verilere bakan ve tekrarlayan müşterilerinin geri dönme davranışındaki temel sebebi aramayan markalar ne yazık ki hayal kırıklığı yaşamaya devam edecek. 

Bana kalırsa biraz otomatikleştirilmiş çözüm gibi duran ve artık çoğu büyük markanın kullandığı sadakat programları cebinizde yine bir araç olarak kalabilir ancak hedef kitlenizin ne istediğini çözmüş olmak, onlarda neyin heyecan ve tutku yarattığını bilmek, kısacası kalplerine hitap edebilmek çok daha önemli. Bunun için sektörden birçok yetkili ismin de yazılarında dikkat çeken ortak nokta; özellikle Y ve Z kuşağında ‘iyi bir deneyim’ yaşama arzusunun çok daha aktif olduğu.

Deyim yerindeyse markaların sadık müşteri kazanma hedefiyle finish çizgisinde birinci gelmek için ter döktüğü bu zorlu yarışta güncel bilgilerle yollarını nasıl aydınlatabiliriz diye düşündük ve bu ayki dosya kapağımıza taşıdık.

İyi okumalar…

Necla Eylül Durukan

Campaign Türkiye Kıdemli Editörü

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 116. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.