Gözlem, disiplin ve motivasyon…

Türkiye özellikle son 5 yılda yakaladığı ivme ile artık sadece en çok oyun oynayan ülkeler arasında başı çekmiyor, oyun üretenler arasında da hatırı sayılır bir yere sahip. Meşhur genç nüfusumuz en sonunda sektörünü buldu ve doğru bir alana yönlenebildi. Müthiş satışlar gerçekleşti, hala da gerçekleşiyor. Şu an oyun, en çok ihracat yapan ve yatırım alan sektörümüz. Bu elbette istihdam olarak önemli bir devinim getirdi. Pek yakında mobilin yanı sıra şimdilik geri planda kalıyor gibi duran PC oyunlarımız da eklenecek. Oldukça heyecanlı bir dönem geçiriyoruz.

Sektör kadar akademi de şu an çok dinamik. Türkiye’de bir ilk olan oyun tasarımı lisans ve master programlarımıza, yine bir ilk olarak doktora programımızı da ekleyerek oyuna yönelik eğitim döngüsünü tamamlamak üzereyiz. Kontenjanlarımız her yıl dolup taşıyor, burs sistemimiz ApplyBAU her yıl binin üzerinde başvuru alıyor. Müthiş bir ilgi var; akademinin de bir an önce akademisyen yetiştirerek, yeni açılan bölümlere destek vermesi ve böylece sektörü yakalaması gerekiyor.

Elbette iyi bir oyun tasarımının tek bir tarifi yok ama oyun her şeyden önce “oyun” olmalıdır, yani eğlenceli. Size beklentilerinize yönelik bir deneyim sunabilmelidir; bu deneyim bir şeyi öğrenmek de olabilir, bir şeyi başarma simülasyonu da. İyi bir oyun tasarlamak için hayatı iyi gözlemlemek gerekir. Bir yemek pişirme oyunu yapıyorsanız önce gerçek bir mutfağa girmelisiniz. İyi bir gamer olmak, oyunları bilmek elbette oyunları tanımak bakımından önemlidir ama bizim işimiz oynamanın ötesine geçebilmek, oyunun arkasını görebilmek, işte bunun için de oyundan kopmak gerekir, her gamer bunu yapamaz. İyi bir oyun tasarımcısı olmak için gözlem, disiplin ve motivasyon çok daha önemlidir. 

Kesinlikle 30 küsur milyon oyuncumuzun sayısı artacak, özellikle blockchain teknolojileri ve NFT’ler oyun dünyasına çok hızlı bir giriş yaptı, gittikçe de yayılacak. Oyuncular oynadıkça para kazanacak ki bu ciddi bir motivasyon. Ready Player One uzak bir gelecek değil.

Üniversitemizde oyunun ayrı bir yeri var. Öncelikle içeriği ve yaklaşımı ile Türkiye’nin ilk ve tek oyun yapılanması BUG Lab, Bahçeşehir Üniversitesi çatısı altında kuruldu, 2011’den beri oyun sektörünün ve topluluklarının buluşma merkezi. Yani öğrencilerimiz aslında sadece bir bölüme değil, bir ekosisteme dahil oluyorlar; aldıkları dersler, katıldıkları etkinlikler, yaptıkları stajlar, mezuniyet sonrası profesyonel iş birlikleri ile tam anlamıyla endüstrinin tornasından geçtiklerini söyleyebilirim. Hocalarımız da elbette bu büyük orkestranın şefleri olarak konsept tasarımından pazarlamaya kadar oyunu çepeçevre saran tüm disiplinlerde dersler veriyor. Odakta ise prodüksiyonun üç departmanı yatıyor; oyun tasarımı, oyun sanatı ve oyun yazılımı.

En başta BUG Lab ortamında özellikle ön kuluçka merkezimiz BUG Kitchen’da çalışmak, üretmek, bir araya gelmek istiyorlar. Elbette yurt dışı imkanlarımız ve sektörel bağlantılarımız özellikle merak konusu ki zaten BUG Lab’in iyi bir eğitimin yanı sıra en büyük vaatleri de bunlar; adayların genel olarak hayallerini gerçekleştirmek ancak adaylar kaygılarını dizginleyecek birtakım garantiler de istiyor. Türkiye şartlarından ötürü anlaşılır bir durum, yine de bu endüstrinin tutkulu ve çalışkan bireyleri sıçrattığını söylemekte fayda var. Bir zar atmaları illa ki gerekiyor ama olasılıkları yönlendirmek kendi ellerinde; yapacakları tercihlerde. Tıpkı bir oyunda olduğu gibi…

Türkiye için oyun vakti, birçok sorunumuza rağmen sektörümüz altın çağını yaşamaya koşar adımlarla devam ediyor. Bunun da en büyük nedeni oyunların sınırları aşan global bir endüstri olması. Treni kaçırmasınlar! 

Dr. Güven Çatak

Bahçeşehir Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.