Gözden geçirip düzeltme zamanı

Genelde, yıl sonunda herkes geçmiş yılı gözden geçirerek neyi daha iyi yapıp neyi daha az iyi yaptığına bakar. Peki sürdürülebilirlikte neler yapıldı ve nelerin düzeltilmesi gerek? Tina Ly, tüm yılı gözden geçiriyor.

Yeni yıl da geldiğine göre taze bir başlangıç yapmaya ve klasik, yeni yıl kararları listelemeye hazırız. “Spora başla”, “Daha iyi bir insan ol” ve “Yardıma muhtaç insanlara destek ol” bunlardan bazıları. Campaign Türkiye’nin bu sayısı için soracağınız “2015’te sürdürülebilirlikte ne oldu?” sorusuna cevabım “Çok fazla şey oldu” olur. “2016’dan ne beklemeliyiz?” sorusuna ise, “Umut ediyorum ki bazı kararlar hayata geçer” diye yanıt verebilirim. Neden mi? Sizi yazının devamına alalım o halde.

COP21: Dolu dolu bir etkinlik

Hayır, bu bir spor müsabakası değil, BM’nin 21. İklim Konferansı. Paris’te düzenlenen konferansta iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirmek için küresel bir uzlaşma sağlanılması hedefleniyordu. İki hafta süren müzakere ve tartışmaların ardından COP21’de nihayet küresel bir uzlaşma sağlandı. Maalesef bu anlaşmayı gerekli merciler uygulamayabilir; çünkü herhangi bir yasal bağlayıcılığı ya da yaptırımı bulunmuyor. Buna ek olarak bu anlaşmanın yürürlüğe 2020’de gireceğini ve dünya sera gazı emisyonunun yüzde 55’ini gerçekleştiren 55 ülkenin bu anlaşmayı kabul ettiğini söyleyelim.

Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesinden 3 yıl sonra, ülkeler yazılı bir bildiri göndererek anlaşmayı feshedebilir. İşin reklam kısmında, COP21’e damga vuran bir olay yaşandı. Brandalism isimli bir grup reklamları hackledi. Aralarında etkinliğin sponsorları da olmak üzere Paris’in farklı noktalarındaki 600 afiş ve posteri değiştiren grup sosyal medyada çokça konuşuldu. İyi tarafından bakarsak; bu sayede etkinlik uluslararası alanda görünür hale geldi ve sürdürülebilirlik meselesi uluslararası medyada haberlere konu oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Blackfish bir trendsetter olabilir mi?

Daha önceki yazılarımda Blackfish (2013) belgeselinden ve mutlaka izlemeniz gerektiğinden bahsetmiştim. Eğer henüz izlemediyseniz merakınız bu yazıyla beraber artacak. Geçen yıl Kasım ayında SeaWorld, katil balina gösterilerini bitireceğini duyurmuştu. The Cove isimli belgeselin yayınlanmasından sonra böyle bir ikincil etki olmamıştı. O zaman başka değişiklikler olmasını da bekleyebilir miyiz? Mesela; yönetmenliğini Andrew Morgan’ın yaptığı The True Cost (2015) belgeselinden sonra modanın insanları ve dünyayı nasıl etkilediğini görebilecek miyiz?

2015 Ocak ayında Norveç’te yayınlanan Sweatshop Deadly Fashion’da 5 moda bloggerının aldıkları ürünlerin üretildiği, Kamboçya’daki kötü çalışma koşulları olan yerlere götürülmesi medyada oldukça ciddi bir konu oldu. Bu, moda sektörüne değişiklikler getirir mi? Göreceğiz.. Hadi bu bölümü biraz pozitif bir notla sonlandıralım; Cyril Dion’un ve Mélanie Laurent’in yönetmenliğini yaptığı Fransız belgesel Demain, 2015’te yayınlandı ve 21. Taraflar Konferansı sırasında da desteklendi. Bu belgeselin en önemli özelliği, insanların çözümlerine ve bu çözümler için nasıl aksiyon aldıklarına odaklanması. (Evet, böyle insanlar var) Bazı çözümler ve öneriler yeni değil, daha önceki belgesellerde de sunulmuştu. Ancak Demain kasvetli olmak yerine insanlığa umut veriyor.

Yeşil Hulk

%100 isimli oluşum ise enerji geçişi ile ilgili kampanyasını Mark Rufalo ile duyurmuştu. Belki de böyle bir girişim yaygın bir yeşil söylemi destekler? Özellikle Hulk da desteklerse…

Ve 2016…

KIMOJI uygulaması da medyada son derece büyük bir yer kapladı. Haberiniz oldu mu bilmiyorum ama AppStore bile bu uygulamaya olan talep nedeniyle çöktü. Gördüğünüz gibi toplumumuz hala önemli konularla ilgilenebiliyor. Tabii ki olumlu gelişmeler de yaşandı. Mesela; toplumsal cinsiyet kalıpları ile ilgili markaların çeşitli aksiyonları oldu. İspanyol oyuncak firması Toy Planet, geçtiğimiz Kasım ayında çıkardığı katalogda kız çocuklarının ellerinde alet çantaları varken, erkek çocukları da bebek arabası iterken yer aldılar. Ve böylece kampanyada tarafsız pazarlama yöntemi seçilirken toplumsal cinsiyet kalıplarıyla da mücadele edildi. Fransa’daki perakende firması Super U da 2015 yılbaşı katalogunu ve televizyon kampanyasını hazırlarken hem toplumsal cinsiyet kalıplarından hem de klişe bir Noel kutlamasından uzaklaşıyor.

Kısacası çok fazla şey oldu… Ama dürüst olalım, çözümler listemizde pek fazla değişiklik yok. Hala işleri düzeltmeye ihtiyacımız var.

Tina Ly-

Freelance Consultant

Bu yazı Campaign Türkiye Ocak 2016 sayısında yer almaktadır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.