Google ve Facebook dijitali domine etmeye devam ederken, reklamsız bir Disney geliyor

Gideon Spanier

Yeni on yıl, geçen ayki genel seçimler sonrasında İngiltere reklamları için yükseliş tahminleri ile başlıyor. Group M’den Brian Wieser’a göre; reklamverenler Brexit üzerindeki belirsizlikle o kadar uzun süre uğraştı ki bu durum artık endüstrinin “yeni normal”i oldu. Bu yüzden de Boris Johnson’ın zaferi kısa vadeli bir destek verebilir.

WPP medya satın alma grubu, İngiltere reklam harcamalarında %6,7’lik bir artışla 22 milyar sterline ulaşacağını; Publicis Media’nın Zenith’i %4,9 büyüme oranını öngördüğünü belirtti. Brian Wieser, İngiltere’nin tahmininin diğer birçok gelişmiş ülkeyle karşılaştırıldığında “olağandışı bir şekilde iyi olduğunu” ve “hepsinin dijital” olduğunu söylüyor.

İngiltere, dijital reklam pazarının gelişmişliğinden ve daha geniş bir küresel trendden yararlanıyor. Meselâ; Google, Amazon ve Netflix gibi dijital şirketler markalarını oluşturmak için pazarlamaya büyük yatırım yapıyor. Instagram, Facebook’un büyümesini destekliyor. Sosyal medya grubunun yıllık İngiltere gelirleri, yeni on yıla başlarken 2 milyar £’dan fazla olacak gibi görünüyor.

Bütün bunların yanında 2020’de %4,5 artacağı tahmin edilen sinema ve %2 oranında bir artış yaşaması beklenen radyo, reklamverenlerin güvenilir marka oluşturma hedefine hitap ediyor.

Gazeteler ve dergiler ise maalesef baskı altındalar ve reklam gelirlerindeki düşüş bir türlü engellenemiyor. Bu nedenle de birçok yayıncı abonelik ve gelir çeşitliliğiyle ilgili daha farklı çözümler arayacak.

Radyo markalar için değerli!

Mesha Williams Yönetici, Mediacom London

Radyo bize markalar için neden bu kadar değerli olduğunu ve neden göz ardı edilmemesi gerektiğini kanıtlamaya devam ediyor. Radyo, sesin en büyük parçası olmaya devam ediyor ve haftalık olarak 2,4 milyon daha fazla kişiye ulaşıyor. Podcast’lerin popülaritesine rağmen istasyonlar da artıyor, hem LBC hem de talkRADIO dinleyicide ani artışlar olduğunu belirtti.

2020’ye girerken, bu eğilimin devam etmesini bekliyorum, çünkü radyo sahte haber çağında hâlâ en güvenilir araç olarak kabul ediliyor.

Radyo haftalık en büyük erişimi sunsa da çok daha geniş bir ekosistemin parçası olduğunu unutmamalıyız. Dinleyicilerin artık daha fazla seçeneği var. Özellikle de teknolojik yenilikler bu durumu çok fazla etkiledi.

İngiltere’de her hafta yaklaşık 30 milyon kişi dijital ses dinliyor. Ve podcast’lerin haftalık erişimi yıllık %18 artışla dokuz milyona ulaştı. Dijital ses, reklamverenler için büyük bir büyüme potansiyeline sahip. 2019’da geliri de yıllık %20 arttı, hatta 2020’de de benzer seviyelerde büyüme olacağı öngörülüyor. Sesle aktive edilen ürünler büyümeye devam ettikçe, markaların 2020’de kendi marka seslerini bulmaya başlaması da önemli bir detay.

Podcast’lerin popülaritesinin artması, geleneksel markaların da bu yeni modaya uyum sağlamasını sağladı. Örneğin, ITV’nin Love Island: the Morning After podcast’i genç bir kitlenin ITV dinleyicisi olmasını sağladı.

Genel olarak, ses için heyecan verici bir zaman. Sesin büyümeye devam etmesi için kısa vadeli bir çözüm olarak görülmekten kaçınmak ve daha geniş iletişim stratejisine entegre edilmesi gerekecek.

Verinin eyleme dönüşmesi…

Dino Myers-Lamptey Founder, The Barber Shop

Muhtemeldir ki çevrimiçi medya var olduğundan beri ilk defa bu kadar öngörülemeyen bir yıl geçirecek. Görünüşe göre sürecin biraz daha netlik kazanması gerekiyor. O zaman şöyle başlayalım: Facebook, Google ve Amazon hâkimiyetlerine devam edecekler, geriye kalanlar da giderek daha çok programatik bir evren haline gelen online’da görüntülü reklamlarını oluşturmaya başlayacaklar.

Pazarda farklılaşmak, güvenilir ortamların dikkat çekmesi için yayıncıların işbirlikleri içine girmeleri gerekecek. Bunun için de öncelikle veri ve içerik önceliklendirilecek.

Ayrıca önümüzdeki yıl çerezlerde nihayet ufak parçalanmalar göreceğiz ve bu alanda düzenlemeler yaşanacak. Bu da reklamverenlerin sevinmesi gereken bir haber; çünkü artık tekil müşteriyi düşünerek içerik ve bağlama dönmeye başlayacağız. Uzun zamandır kabul ettiğimiz temel yargılardan kurtulacağız. Çevrimiçi medyanın böyle bir şeye umutsuzca ihtiyacı vardı. Performans ölçümlemesi açısından lider olduğunu iddia etse de hala beta modundaydı. Video için herkes büyük umutlar taşıyor, ancak hala hangi metriklerin önemli olduğunu tartışıyoruz.

2020’de çevrimiçi medya, bize dikkat dağıtacak verilerle değil bizi harekete geçirecek verilerle gelmeli.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 96. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.