Gerçek kişiselleştirme dönemine hazır mıyız?

Kişiselleştirme uzun süredir konuşuluyor, önemi kesinleşmiş durumda ama yeni teknolojiler kişiselleştirmeyi bir tık ileri taşıyor. Bizi artık bilinçaltına göre bir kişiselleştirme düzeyi bekliyor.

Geleneksel kişiselleştirme, tüketicinin size ne istediğini söylemesi ve sizin de ona istediği şeyi vermeniz anlamına geliyor. Bu ilkeyi Nikeid’den, Lip Lab’e kadar pek çok marka kullandı. Hatta son olarak Oreo’nun Colorfilled kampanyasında müşterilerin grafik tasarımcıların tasarımlarını da kullanarak yarattıkları kendilerine özel paketleri oldu. Markanın bazı sınırlar dahilinde müşteriye kendi zevkine göre bir şeyler yaratmasına izin vermesi son derece eğlenceli. Peki kişiselleştirme için sırada ne var?

Oreo’nun Colorfilled kampanyası… Müşteriler, grafik tasarımcıların tasarımlarını da kullanarak kendilerine özel paketler yarattılar.

Teknoloji yine başrolde

Aslında bu soruya hepimizi heyecanlandıran yüz, ses ve duyguların tanımlandığı bir yığın teknoloji, cevap olmak için adeta işaret veriyor. Kişiselleştirmenin bu yeni formunda; müşterinin kendi istekleri doğrultusunda daha derin, özgün, sıklıkla bilinçaltına göre oluşturması temelde yer alırken, kişiliğe yön veren aslında özbenlik (True Self) oluyor.

Bu trendin ilerlemesinde çok çeşitli faktörler var. İlk olarak; şu anda var olan yüz tanıma, biyometrik algılama, beyin okuyucular ve diğer derinlerde kalmış gerçekleri ortaya çıkarabilecek teknolojiler, giderek yaygınlaşmak için hazırlanıyorlar. 2016 Ocak ayında Apple, yüz tanıma ve yorumlama teknolojisi kullanan bir yapay zeka ürünü olan Emotient’ı duyurdu. Bu, aslında 2015’te satın alınan ve konuşma tanıma konusunda uzmanlaşmış bir start-up olan VocalQ’ya ek oldu.

Karar vermenin acılı süreci

İkinci olarak; kişiselleştirmenin her yerde bulunması demek, tüketicinin aslında birçok seçenekle kuşatılması anlamına geliyor. Bu da onların sürekli bir karar verme durumuyla karşılaşacakları ve sürecin eğlenceli olmaktan çıkıp artık acılı bir hal alması anlamına geliyor. Oysa, tüketicinin ne istediğini ortaya çıkaran servisler gittikçe daha çok değerleniyor. Artık, dışkaynak kullanımında çok daha rahatlar ve markaların kendilerini kendilerinden daha iyi tanıyabildiklerini düşünüyorlar. Örneğin Spotify’ın Discover Weekly servisi, kullanıcıların daha önce dinledikleri şarkılar üstünden kişiye özel karışık listeler sunuyor.

Spotify… Discover Weekly servisi, kullanıcıların daha önce dinledikleri şarkılar üstünden kişiye özel karışık listeler sunuyor.

Peki markalar gerçek özlerini nasıl geliştirebilirler? Japon perakendeci Uniqlo, UMood isimli bir giyilebilir teknoloji geliştirdi. Kullanan kişi kısa video klip izlerken beyin aktiviteleri ölçülüyor ve buna göre onun aklındaki en uygun tişört tasarımını öneriyor.

Uniqlo, UMood… Kısa video klip izlerken beyin aktiviteleri ölçülen kişiye aklındaki en uygun tişört tasarımı öneriliyor.

Gerçek dünyaya yansıyan bir başka örnek de deneysel ürünleriyle dikkat çeken Bompas&Parr’ın açtığı PhamaCafe girişte ziyaretçilerin DNA’larını elde ediyor ve buna göre yiyecek ve içecek ısmarlıyor.

Özbenlik, ayrıca markaların deneyimlerini özgün ve istemsiz tepkilerle şekillendirmeleri gibi fırsatlar sunuyor. Bu tepkiler, tüketicinin ihtiyaçlarını karşılamak için yeni yollar açıyor. Durumu değerlendirince Google Chrome’un Smile Suggest eklentisi, yüzdeki anları webcam ile izliyor ve gülümseme yaratan sayfalar anında yer imlerine ekleniyor ve sosyal medya ya da e-mail aracılığıyla paylaşılabiliyor.

PhamaCafe… Ziyaretçilerinin DNA’larına göre yiyecek ve içecek servisi yapılıyor.

Önümüzdeki günlerde, özbenliğin pek çok eğlenceli ve kuşkusuz uçarı örnekleri bizleri bekliyor olacak. Ama bireyselliğe ve kendini ifade etmeye çok büyük anlamlar yüklenen bu dünyada, özbenlik, en temel soru olan “ben kimim?”e yeni cevaplar getirebilir. Bu, 2016’da tüketimciliğin sunabileceği en uç şey olabilir.

 

Vicky Loomes

Trendwatching, Kıdemli Trend Analisti

 

 Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Şubat 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.