Geleceğin mesleklerinde Z kuşağının rolü ve networking

Teknoloji ve internetin içine doğmuş Z kuşağının temsilcilerinden Enes Köşeli, bu şansın nasıl yararlı bir şekilde kullanılabileceğini ve insan ilişkilerinin profesyonel hayattaki önemini 113. sayımızda anlattı. 

Tarih boyunca gerçekleşmiş önemli değişimlerde olduğu gibi teknoloji ve internetin gelişmesi de içinde bulunduğumuz kuşağın “İnternet Kuşağı” olarak adlandırılmasının sebeplerindendir. Her kuşağa doğmuş insanları iş gücü olarak düşündüğümüzde bu denli gelişmelerin süregelen baskın sektörlerin gelişmesi ve evrilmesinde rol oynaması kaçınılmazdı.

Bu sektörlerden bazılarını ele aldığımda ve Z kuşağının etki kapasitesini düşündüğümde aklıma yazılım mühendisi bir arkadaşımın sözü geliyor; ‘Yıllarca okulunu okumuş olmama rağmen benden çok daha başarılı ortaokul öğrencileriyle birlikte geliştirdiğim projeler oldu’. Teknoloji ve internetin içine doğmuş insanlar olarak elimizin altındaki fırsatları nasıl kullandığımız çok önemli. Ben önümüzdeki yıllara hükmedecek sektörün mekatronik ve yapay zekâyı içinde barındıran, harmanlayan sektörler olacağını düşünüyorum çünkü doğduğumuz andan beri bu sektörlerin içerisindeyiz, nasıl mı? Kuşağımızdaki insanlar olarak bilinçle kullanmaya başladığımız ilk oyuncaklar ve günümüzdeki çocukların her anlamdaki eğlence araçları bu yollardan geçiyor. Benim merakımın gelişmesine teknolojik aletleri sökmenin yardımı dokunurken günümüzdeki çocuklar eğitim amacıyla yapay zekâ kitleri ve model oyuncaklarla tanışabiliyorlar bu da merakı bu yönde olan çocuklar için bulunmaz bir nimet.

Özellikle eğitim sistemimizde kendini geliştirmek çok önemli. Eskiden bunun yeri her ne kadar üniversite olarak görüldüyse de öğrencilerin daha erken davranması gerektiğini düşünüyorum. Bence en önemli zamanlar ortaokul zamanları. Bu zamanlarda hem öğrenciler bilgilendikçe teknolojiyi daha verimli kullanmaya başlıyorlar hem de okulları onları hayati bir düzeyde engellemiyor. Boş zamanlarda ne yapıldığının analizi aileler ve öğrenciler tarafından iyi yapılmalı. Kişi boş zamanında eğlenmek isteyebilir fakat geçip giden, gelişen bu dünyada işlerini ele almak istediğinde bir adım önde olmak gibi çok önemli bir avantajı değerlendirme şansından mahrum kalabilir. Üstelik bu avantajın farkında bile değilken daha bilinçli bir şekilde eğlenerek bu avantaja sahip olunabilir. İlgisi olan çocukların 3 boyutlu modelleme veya geliştirici yazılım gibi konularda eğlenmesi çok yararlı bir oyuncak olacaktır. Bu konular bir hobi ya da yaşam tarzına dönüştüğünde ise bu büyük şansı en iyi kullanmanın yolları ya düşe kalka öğrenmekten ya da vizyonlu mentorlardan geçiyor. Bu noktada ise hayatın her alanında sizi bir adım daha öne taşıyacak ‘networking’ ile tanışacağız. Bu terimin tanımında sözlüğü bir kenara bırakırsak ben buna en uygun cümlenin ; ‘Bir kahve için vaktiniz var mı?’ olması gerektiğini düşünüyorum ki bu cümleyi kullandığıma bu zamana kadar hiç pişman olmadım. Her ne kadar Z kuşağı olarak kabiliyetli birer birey adayı olsak da tecrübeye sahip olmadıkça daima dezavantajlı duruma düşebiliriz. Elimizden tutacak, tabiri caizse yol yordam öğretecek insanlara hayatımızın her alanında ihtiyacımız var ve inanın onlara borçlu kalmak isteyeceksiniz.

Paulo Coelho’ nun dediği gibi ‘Soruların cevapları doğurduğundan çok cevaplar soruları doğurur’. Sizden tecrübeli ve size yardımı dokunabilecek insanlardan aldığınız bir cevap size başka üç kişiye daha soru sorma şansını verebilir ve bu ilerledikçe yüzlerce insandan oluşan bir bilgi ve iletişim ağı oluşturabilirsiniz. Her ne kadar internet bilginin yuvası olsa da bu şekilde edineceğiniz vizyonun, tecrübenin ve cevapların sadece ne kadar değerli olduğunu şu an internetten öğreniyorsunuz, bu yüzden vizyonlu insanlardan borç almaktan çekinmeyin. Bir insanın size ‘Aslında x parçasını değil y parçasını kullansan daha iyi olur’ ya da ‘Bence senin düşüncelerin x yazarıyla daha çok uyuşuyor’ demesi bu cevapların süzgeci ve çok çalışmanın sonucunda ‘y’ parçasında uzman bir mühendis ya da ‘x’ yazarına denk bir kaleme sahip bir yazar olmanız yolunda elinizden tutabilir.

Fırsatların elimizden kayıp gitmesine veya verimsiz bir fırsata takılıp kalmamıza sebep olan zamandır. Nitekim doğru ya da yanlış zaman diye bir şey yoktur. Zaman doğruya ya da yanlışa önem vermez fakat zaman akıp giderken doğru nehre atlamazsanız sizin için yanlış olur. Daha önceki eğitmenlerim Ertuğrul Belen ve Taylan Demirkaya hocalarımın girişimcilik ve networking alanlarında aldığım kararlarda çok etkili bir sözünü hep kendime hatırlatırım; ‘Kendi kılıcınızı bulana kadar farklı kılıçlara âşık olmayın şayet değerli bütün zamanınızı o kılıcın Arthur’u gelene kadar bekler ve kaybedersiniz.’ Sizin için çok anlamlı, önü açık bir proje fikriniz, bir çizim tekniğiniz olabilir fakat siz bu süreçte sadece kendinizle iletişimde olmayacaksınız. Ne sizin çalışanınız ne sizin patronunuz ne de sizin müşteriniz kendiniz olmayacaksınız ki bütün süreçler fevkalade ilerlesin. Bu yüzden tecrübe, gözlem yeteneği ve insan analizini doğru yapmak size çok şey katar.

İnsanların görüşlerinize önem vermesi sizin elinizde. Ne kadar profesyonel davranırsanız sizin için o kadar iyi olur çünkü karşınızdaki beş dakikalık kahve arasında sizi ve sorularınızı küçümseyebileceğini düşünürken onu hararetli bir iş sohbetinin içinde bırakmak sizin elinizde. Bu yüzden ciddiye alınmak isteyeceğinize şüpheniz olmasın.

Sonuçta yanlış kılıcın başında beklemiş veya yanlış nehre atladığı için sürüklenip duran bir beyin sadece kendini aydınlatabilir.

Enes Köşeli

Kepirtepe Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi/ Bilim ve Sanat Merkezi Proje Öğrencisi 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.