Geçmişle gelecek arasında bir köprü

Hikayeler geçmişten günümüze kadar her dönemde hem bireyler hem de toplumlar için önemli iletişim araçlarından biri olmuştur. Günlük deneyimlerimizi göz önüne aldığımızda gün içerisinde sayısız hikaye dinlediğimizi söylemek çok da yanlış olmaz. İzlediğimiz reklamların, televizyon programlarının veya filmlerin, okuduğumuz kitapların, gazete haberlerinin ve günümüzde internetten aldığımız bilgilerin hemen hepsi karşılaştığımız hikayelerin bir kısmını oluşturur.

Hikayeler sadece metinlerden ibaret değildir. Gün içinde yaşadıklarımızı anlatmamız ve bunları anlatırken farkında olmadan oluşturduğumuz form da bir hikayedir.  Aynı zamanda küçüklükten itibaren ebeveynlerimizin anlattığı hikayeler de hayatımızın içindedir. Bu nedenle hikayeler insan yaşamının kaçılamayacak bir parçasıdır. Yapılan araştırmalar, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren hikayelerin de var olduğunu ortaya koyuyor. Sözlü kültürlerde hikayele, hikaye anlatıcıları aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılırken yazının bulunmasıyla birlikte geçilen yazılı kültürde anlatılar yazıya dökülmüş, yazarlar birer hikaye anlatıcısı olmuştur. Kültürün nesilden nesile aktarılması, farklı dönemlerde farklı nesillerin aynı kültürü paylaşabilmesi, yaşadığı kültüre bir anlam yüklemesi hikayelerin en önemli özelliğidir. Hikaye ve hikaye anlatımı, mantık oluşturur (meaning-making), anlamlandırır (sense making) ve toplumsal bir aradalık (collective centering) sağlayarak, kültürün devamını sağlar. Bu açıdan ele alındığında hikayelerin toplumsal bir fonksiyonu da vardır.

Günümüzde hikayeler iletişimin her alanında kullanılıyor. Kurumlar marka çalışmalarında, itibar yönetiminde, pazarlama çabalarında, reklamlarında ve halkla ilişkiler çalışmalarında hikayenin iletişim gücünden yararlanıyor. İnsan iletişiminin önemli bir parçası olan hikayeler ve hikaye anlatımı, kurumlar tarafından; kurum değerlerini anlatmak, güven oluşturmak, bağlılık yaratmak ve bağlılığı güçlendirmek, çalışanlar, müşteriler ve genel olarak paydaşlarıyla iletişim kurmak için kullanılıyor. İyi hikaye, dinleyicinin duygularına seslenir, onu en duygusal yönüyle yakalar ve en karmaşık mesajların bile en basit haliyle iletilmesini sağlar. Günümüzün ağır rekabet şartlarında var olmaya çalışan şirketler de hikaye anlatımının önemini ve iç ve dış paydaşlarla iletişim kurarken hikaye anlatımının da en etkili yollardan biri olduğunu hızla farkına varmaya başladı. Hikaye anlatımıyla şirketler; müşterileri, çalışanları ve tüketicileriyle olan mesafeyi azaltır, bir duygu bağı oluştururlar. Hikayeler ve hikaye anlatımı kurumsal yaşamın bir parçasıdır. Kurum kültürünün oluşmasında, devam ettirilmesinde ve kurumsal davranışın oluşmasında önemli bir araçtır. Aynı zamanda günümüz iş yaşamında sorunların çözülmesinde, karar almada, bilginin paylaşılmasında ve kurumsal değişimde yönetimin en önemli stratejilerinden bir tanesidir. Özellikle son 40 yıldır artan kurum kültürü araştırmaları ile birlikte hikayeler de anlam oluşturma ve çalışanları etkilemede araştırmacıların dikkatini çekiyor. Değerler, normlar, inançlar, semboller, seremoniler, mitler ve kahramanlar gibi kültürü oluşturan ve çalışanlara iletilmesinde önemli olan kültür bileşenlerinin kurum üyeleri tarafından anlamlandırılması da hikayeler aracılığı ile gerçekleşiyor. Bu nedenle geçmiş ve gelecek arasında bir köprü işlevi yükleyebileceğimiz hikayeler, kurum kültürünün önemli bir parçası olarak kurumsal iletişim ve yönetim çalışmalarında stratejik iletişim planlarının önemli bir parçası oluyor.

Doç. Dr. Elif Engin

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi, 

Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 117. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.