‘Game Over’

PacMan, River Raid, Boulder Dash, Tetris, Frogger, Donkey Kong, Mario Bros, Space Invaders, Asteroids isimleri sizin için bir şey ifade ediyor ise benzer jenerasyonun temsilcileriyiz demektir. Video oyunlarının bana göre altın çağı ya da başlangıcı diyebileceğim dönemde ‘Atari Salon’larında birlikte zaman geçirmiş olma olasılığımız çok yüksek. Konsol oyunlarının henüz evlere giremedeği bu erken dönem konsol oyunlarında ben ve akranlarım oldukça vakit ve nakit harcadık. Jetonla çalışan ve sık sık arıza yaparak zar zor aldığımız jetonlarımızı yutan konsol oyunlarında kırılamayan rekorlar, rüyalara giren bölüm sonu canavarları, tam ekstra zaman kazanacakken kesilen elektriklere rağmen o dönemin en eğlenceli aktiviteleriydi. 1990’larla birlikte oyun konsollarının daha erişilebilir hale gelmesi ve masaüstü bilgisayarların da gelişmesi ile birlikte oyun salonlarındaki buluşmalar evlerimize doğru evrildi. PlayStation, Wii, Sega Game Gear, Nintendo, Game Boy vb. döneme göre oldukça gelişmiş konsollar ve oyun seçeneklerinin artması ile birlikte baş döndürücü bir hızla 2000’li yıllarda da devam etti. Artık hayatımıza Half-Life, Quake, Doom, Gran Turismo, Diablo, Tekken vb. çok daha sofistike platform oyunları girmeye başladı. 2010’lu yıllardan itibaren internet hızının artması, özellikle işlemci ve görüntü kartlarındaki müthiş teknolojik gelişmeler ile yüz milyonlarca ‘gamer’ kitlesine hitap eden çevrim içi platform oyunları ile bugünlere geldik.

‘Atari Salon’larının kapanış saatinden sonra Commodore 64’leri kiralayarak evlerimizde sabahlara kadar ‘kafa ayarları’ yaparak turnuvalar düzenlediğimiz International Basketball oyunundan, arkadaşlarımızla sesli ve görüntülü oyun için iletişim kurarak, binlerce km uzakta olsak da aynı ekranlarda oynayabildiğimiz bir döneme geçiş yapıldı. Kendimi ‘gamer’ olarak bilirdim ama evdeki iki Gen-Z oğlan ile aynı platformlarda mücadele etmeye kalktığımda, oyuna girdiğim anda ‘baba yine head shot’ diye yere serilmenin hiç hoşuma gitmediğini de açıkça ifade etmeliyim.

‘Gaming’ endüstrisinin geldiği nokta gerçekten inanılmaz. Lafı fazla uzatmadan yine çok kapsamlı bir dosya konusu ile sizleri bu dünyanın tüm bileşenleri ile baş başa bırakarak ve ‘Insert Coin’ diyerek yazımı tamamlıyorum.

İyi okumalar dilerim.

Ömer Erdem

Lift Content Factory Kurucusu

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 115. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.