Ford Trucks & Happy People Project: Ford Trucks F-MAX

Yılın kamyonu seçilen ve dev bir reklam kampanyasıyla lansmanı yapılan Ford Trucks F-MAX’in yeni kampanyasını Ford Trucks Genel Müdür Yardımcısı Serhan Turfan, Happy People Project Kurucu Ortağı ve Ajans Başkanı Yaşar Akbaş ve Happy People Kurucu Ortağı & CEO’su Orçun Onural’dan dinledik.

Yakın zamanda reklamı yayınlanmış olan Ford Trucks F-MAX kampanyasının arkasındaki stratejiyi, prodüksiyonda yaşanan ilgi çekici anları, marka ve ajans ilişkisinin geçmişini Ford Trucks Genel Müdür Yardımcısı Serhan Turfan, Happy People Project Kurucu Ortağı & Ajans Başkanı Yaşar Akbaş ve Happy People Kurucu Ortağı & CEO’su Orçun Onural anlattı.

Necla Eylül Durukan F-MAX reklam filmi son yılların en önemli ve büyük bütçeli kampanyalarından biri. Genellikle telekom ve banka reklamlarından beklenen tarz, bu kez bir çekicide karşımıza çıktı. Hem aracın geliştirilme sürecini hem de brief aşamasından itibaren kampanyanın hikayesini dinlemek isteriz.

Serhan Turfan Çekici sektörü Türkiye’deki en önemli sektörlerden bir tanesi, son yıllarda çok yükseldi. Buraya yeni bir ürün çıkarmak üzere bir yola çıktık. Bizim hedefimiz, uluslararası arenada boy gösterecek, önemli pazar payına sahip bir çekici çıkarmaktı ve bu çekiciyi de çok iyi bir şekilde pazara tanıtmamız gerekiyordu. Çekici, Ford ailesinin en büyüğüydü, ajansımıza bu şekilde çok detaylı bir brief hazırladık.

Necla Eylül Durukan Bu kampanyanın arkasındaki strateji neydi? Ford Trucks’ın yeni bir segment açtığını ve global pazarda gövde gösterisi yaptığını söyleyebilir miyiz?

Serhan Turfan Kesinlikle. Söylediğim gibi bu kampanya Ford’un en büyük aracının kampanyasıydı. Yepyeni bir segment, yepyeni bir araç. Daha önce pazara çıkardığımız araçların bir uzantısı değildi, yeni bir segmentle girdiğimiz için de tamamen farklı olmalıydık. Uluslararası arenada çarpışacağımız için tüm ülkelerde bizi tanıtacak çok iyi bir reklam filmi yapmalıydık. Bunun sayesinde şu anda 32 ülkede pazar payımızı artırmayı amaçlıyoruz. Sene sonunda yaklaşık 40 ülkeye çıkacağız ve uluslararası arenada bu çekici bize çok iyi bir ivme kazandıracak.

Necla Eylül Durukan F-MAX reklam filmi sadece aracın büyüklüğünü anlatmıyor, aynı zamanda bir karnaval havası da yaşatıyor. Fikir nasıl ortaya çıktı?

Yaşar Akbaş Biz reklamları her zaman ürünlerden esinlenerek yapıyoruz. F-MAX çok özel bir araç. Sadece genişliğiyle değil, iç tasarımı ve diğer özellikleri, globalde rekabetin içinde güçlü bir şekilde durabilecek bir ürün olması itibarıyla da yılın çekici kamyonu seçildi. Bu ürünü de hak ettiği ölçekte anlatabilmek gerekiyordu. Birden fazla “iyi” bir araya geldi. Yani iyi bir ürün, marka tarafında çok iyi bir vizyon, bize de bunu karnaval havasında anlatmak düştü. Oradaki esas fikir, aracın içinden bir dünyanın geçebileceğini, o genişlikte bir ürün olduğunu anlatmaktı. Ton olarak da pozitif, dinamik ve o farklılığı insanlara hissettirebilecek bir atmosferde olması gerekiyordu. Bütün amacımız oydu, planladığımız şeyde olay çok sürreal bir ortamda geçiyordu. Esasında bu, ürünün kendisine de bağlı. Markanın vizyonunu ve hayalini yaratıcı şekilde, sürreal ve farklı bir dünyada anlattığımızda ortaya böyle başarılı bir iş çıktı.

Necla Eylül Durukan Markalar genellikle bütçe öncelikleriyle ajansları sınırlandırır ancak burada tam tersi bir yaklaşım görülüyor. Bütçe konusunda büyük tartışmalar yaşandı mı yoksa en başından beri strateji “büyük araca büyük bütçe” miydi?

Yaşar Akbaş Gelmiş geçmiş en büyük bütçeyle film yapmadık, bu ölçekte bir sürü film çekiliyor Türkiye’de. Tabii ki global bir iş yapıyorsanız ve gerçekten bir hedefiniz varsa, belli bir kalite standardını tutturmanız gerekiyor. Gerçekten markalaşmak ve hayatta kalmak istiyorsanız, birtakım şeyleri yapmak zorundasınız. İşin kendi büyüklüğü, ürünün ve markanın büyüklüğünü taşıyor mu asıl konu bu. İzlediğinizde belki “Bu çok büyük bir iş” diyorsunuz ama belki de o düşündüğünüz bütçeler harcanmamış olabilir. “Bu büyük bir araç, büyük bütçe ayıralım” gibi bir şey yok, öyle bir çıkış noktamız da yok.

Bizler yaratıcı insanlarız, bizim de geçmişimizde çok yaratıcı işlerimiz var. Ama her düşündüğümüzü hayata geçiremeyebiliyoruz. Marka tarafının da desteklemesi, yol açması, o vizyona sahip olması gerekiyor. Biz böyle bir fikirle geldik ama marka desteklemeseydi ve çaba göstermeseydi bunu gerçekleştiremeyecektik. Normalde iletişimde çok daha aktif olan bazı markalar var Türkiye’de. Ama onlar kadar aktif olmayan, belki bulunduğu alan itibarıyla aktif olup da onların bulunduğu mecralarda bulunmayan bir çekici markası böyle bir iş yapabiliyorsa, bu vizyona sahipse, tüketiciyle daha fazla temas halinde olan, globalde bir şeyler yapmaya çalışan markaların minimum bu kalitede iş yapması gerekiyor. Buna örnek olarak THY verilebilir. Yani işi doğru yaptığınızda ve iletişimini de doğru planladığınızda, büyük fikri, büyük yatırımı ortaya koyduğunuzda karşılığını alıyorsunuz. Eminim Ford Trucks da global anlamda bunun karşılığını alacak.

Değer yaratmak istiyorsanız, doğru standardı en baştan belirlemeniz gerekiyor ki hedefinize varın. Hiçbir şey yapmadan iyi ve global marka olunamıyor maalesef. Bunun da birtakım kuralları var. Yılın kamyonu seçilmiş bir marka, başka ülkelerde de seçiliyor. Demek ki bunun potansiyeli var ve o potansiyelin hakkını verecek bir iş yapmalı. Bu noktada müşterimiz çok vizyoner durdu. Benim işlerimden bunun gibi sadece birkaç tanesi bu denli güvenerek desteklenmiştir. Bu çok ideal bir şey çünkü ancak o zaman sınırları zorlayabiliyorsunuz.

Serhan Turfan Bizim açımızdan çok zorlu bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Satışların böyle düştüğü dönemlerde sık sorulan klasik bir soru vardır: “Reklam yapılmalı mı yapılmamalı mı?” Bunu önemli bir strateji olarak önümüze koyduk. Sadece yurt içinde değil, global arenada da düşünmemiz gerekiyordu. Hem yurt içi hem yurt dışına hitap edecek bir reklam gerekiyordu. O şekilde yola çıktık ve bu şartlarda, bu reklam filmiyle hiçbir şekilde geri adım atmak istemedik. Çok da doğru bir karar verdiğimizi hissediyorum. Belki şu dönemde yurt içindeki pazar nedeniyle satışlara etkisinin az olduğunu görebiliriz ama ileriki dönem için bunun markamıza yatırım olacağını düşünüyorum.

Necla Eylül Durukan Prodüksiyon süreci nasıl gerçekleşti? Reklam filmi kaç kişilik bir ekiple, ne kadar zamanda çıktı? Hayalinizdeki işin çıkması için gerekli olan tüm imkanlar sağlandı mı?

Yaşar Akbaş Bir fikri oluşturduğunuz zaman, onu düşünen insanların kafasında hep bir şey vardır. Herkes aynı şeyi düşünmeyebilir, çünkü kafamızdakini birebir karşı tarafa aktarma şansımız hiçbir zaman yok. Herkesin kafasında bir şey vardır ama onu ilk düşünen, yaratan insanların kafasında daha belirgindir. Kendi adıma şunu diyebilirim ki, evet, ben elde etmek istediğim sonuca kesinlikle ulaştım. Kendimizi ajans olarak bu noktada görmekten çok mutluyuz.

Sadece prodüksiyon değil, sürecin kendisi 6 aydan fazla sürdü çünkü çok ciddi planlanması gereken bir iş, birçok dinamiği var. Minimum 140 kişilik ekiple, 4-5 gün boyunca, Kayseri – Nevşehir arasındaki bir düzlükte çekildi. Bu sayıda insanın yaşayabilmesi için büyük çadırlar, karavanlar gibi birtakım yerler kuruldu. En yakın yerleşim alanına 20 dakika uzaklıktaydık. Zor şartlarda, çok iyi bir ekiple çalıştık. Filmin yönetmeni dünyada da bu işi çok iyi yapan, çok iyi projelerde çalışmış bir yönetmen. Çok ince planlanmış bir işti. 30 yıldır bu işi yapıyorum, çok iyi zaman geçirdiğim ve tatmin olduğum projeler iki elin parmağını geçmez. Bu da onlardan biriydi, çok keyif aldım.

Necla Eylül Durukan Setten ilginç anınız var mı?

Yaşar Akbaş Çekimin kendisi de bir karnaval havasında geçti açıkçası. Bando bir anda kendi kendine bir şeyler çalmaya başlıyor, gösteri grubu benzer… Ama kolay bir çekim değildi. Mesela sabah saat 6:00-6:30 gibi erken bir saatte orada olunuyor. Hepimizin üstünde polarlar var, donuyoruz. Güneş doğuyor, sıcaktan patlıyoruz. Üstüne rüzgar çıkıyor… Tam bir çöl havası gibi ama çok keyifliydi.

Serhan Turfan Çekimlere ben katılmadım ama ekibimiz ve iletişim müdürümüz oradaydı. Oyuncular çok özeldi. Yönetmenimizin kızı filmde yastık savaşında yer aldı. Japon turistlerimiz vardı. Hakikaten karnaval havasını tam anlamıyla yaşadık.

Yaşar Akbaş Filmde kullanılan hiçbir şey sahte değil. Mesela matador gerçek, İspanya’dan getirdik.

Çünkü biliyoruz ki o vücut hareketini, o matadorun çıkardığı sesleri asla bir oyuncuya yaptıramayacaktık. Şöyle komik bir olay oldu: Esasında iki tane atımız var. Biri gerçek atımızın arkadaşı, onsuz bir yere gitmiyormuş, huysuzluk yapıyormuş. Diğer at da onu bekliyor. Bir ara at sıkıldı ve kaçtı çünkü çok tekrar yapılıyor. Öbürü de ipini kopardı, onun yanına gitti. Bahsettiğimiz alan kilometrelerce dümdüz bir yer. Atlar kaçtı ve kimse yakalayamadı. Adamlar motorlarla atların arkasından gittiler, 15-20 dakika bulmaya uğraştılar, sonra getirdiler. Hayvanlar büyük ihtimalle ömürlerinde bu kadar düz ve geniş alan görmemişlerdir.

Orçun Onural Bu işi ocağın birinci haftası paylaştık ve stratejimiz onaylandı. Bence en önemli nokta şu: Filmi anlatıyorsun, moodboard’unu ve storyboard’unu çiziyorsun. Bir resim çiziyorsun ve onu insanlar çok beğeniyor. Ama soru şu: “Acaba bu gerçek olabilecek mi?” Zurnanın zırt dediği nokta bu. Serhan Bey ve birçok insan da “Çok güzel anlattınız, fikir de güzel ama biz bunu nasıl çekeceğiz, bu gerçekten olacak mı?” demişti. Filmin sonunda söylenen şuydu: “Anlattığınız gibi olmuş.” Bu çok önemli bir şey. Bu kadar büyük bir prodüksiyonda geçirmek istediğimiz hissi doğru vermişiz. Uygulama tarafı hakikaten çok iyi çalıştı. Böyle reel çekmeyip daha basit, daha kandırma şeylerle çözmeye çalışsaydık, bu his olmayacaktı veya bizim söz verdiğimiz işin karşılığı çıkmayacaktı. O yüzden bizim en büyük mutluluğumuz, 10 ay önce “Böyle bir iş olacak” diye verdiğimiz sözü yerine getirmemiz. Sonunda o iş gerçekten dediğimiz gibi oldu, o sesi getirdi, o hissiyatı verdi. Oradaki insanların duygularına dokundu. İletişimin bu kadar çok olduğu ve benzer örneklerin bulunduğu bir dünyada, son zamanların en çok konuşulan işi olması bence en önemli tarafı. İş kendini konuşturdu, biz iş konuşulsun diye yapmadık.

Yaşar Akbaş Son 8-10 yıldır fikri mümkün olduğu kadar az risk alarak, “halk anlamaz” bakış açısıyla hayata geçirmeye çalışmak gibi bir inanç var. Bunlar çok sık rastladığımız şeyler. Ben kişisel olarak şunu diyorum: Halk biziz, biz de o kadar inanılmaz akıllı insanlar değiliz. Belki farklı şeyler yaşıyoruz ama anlamaz diye de bir şey yok. İyi bir fikir her zaman dikkat çeker. Ford Trucks böyle bir kolaycılığa kaçmadı; hadi bir müzik bulalım, altına da çekelim kamyoncuları, TIR şoförlerini gösterelim gibi bir şey yapmadık. Bu bence sektör için çok değerli. İşlerin %70’i şarkının altına konmuş görüntülerden oluşan, risksiz, birbirine benzeyen, bir ay sonra kimsenin hatırlamadığı ve “Acaba o muydu, bu muydu?” dediği fikirlerle dolu. Bu sadece bir ajans veya bir müşteri ile ilgili değil, sektörle ilgili bir dert bence. Genele baktığımız zaman, 2000-2010 arası yapılan işlerin bugünkü işlerden kat kat cesur olduğunu ve karşılığını aldığını görüyoruz. Ama bugün böyle bir şey yok. Fikir bütçeden bağımsız bir şeydir. Bunu biraz daha insanların gözüne sokmak adına bu tarz projeler çok önemli.

İnsanların reklamı zaplamaması gerek. Yani biz reklamları zaplatıyorsak demek ki başarılı bir iş  yapmıyoruz. Adam senin reklamını izlemiyorsa, heyecanlanmıyorsa, biz PowerPoint sunumu gibi içi mesaj dolu şeyler yapıyoruz demektir.

Bu anlamda sektöre karşı da sorumluyuz. O noktada iyi bir standart oluşturduğunu düşünüyorum. Umarım hem bizi bunun daha iyisini yapmaya iter hem de diğer markaları bu anlamda cesaretlendirir.

Necla Eylül Durukan Kampanyanın farklı ayakları da var mı? Hangi mecralarda ne tür çalışmalar yapılıyor?

Serhan Turfan Filmin sosyal medya için 4 dakikalık bir versiyonu vardı. Öncelikle onu devreye aldık, ardından da 77 saniyelik versiyonlar sosyal medyada devreye girdi. 23 Ekim ile birlikte tüm gazetelerde, televizyonlarda ana iletişim kampanyamıza başlıyoruz. Aynı zamanda outdoor’da da aynı kampanyayı görebileceksiniz. Yıl sonuna kadar yurt içinde ana medya dediğimiz kanalların tamamında yer alacağız. Önümüzdeki yıl, ocak itibarıyla da tüm ülkelerde aynı şekilde iletişim planlarımız olacak. Özellikle yurt dışında sosyal medya kullanımı yine çok yüksek, TV kullanım oranları belli ülkelerde düşük. Ona göre de hangi ülkede, hangi mecralara yatırım yapılacağı şu anda çalışma halinde. Yani uzun dönemli bir planımız olduğunu söyleyebilirim bu reklam kampanyasıyla ilgili. Yaklaşık olarak bu ekim ayında başlayıp önümüzdeki yılın ağustos ayına kadar süren bir plan yaptık.

Necla Eylül Durukan Aslında niş bir ürün olduğunu düşünürsek, F-MAX reklamının neredeyse bir FMCG ürünü gibi çok yüksek izlenme rakamları bulunuyor. Hem rakam hem de izleyici tepkisi olarak nasıl geri dönüşler aldınız?

Serhan Turfan Şu anda sadece sosyal medyada olsa da çok yüksek bir geri dönüş var, 3.8 milyon erişim olmuş bugün aldığım bilgiye göre. Beni de çok memnun etti bu rakamlar. YouTube’da 116 milyon görüntülenme elde etmişiz. Tabii bunlar daha ilk sonuçlar, daha sadece 10 gün oldu. Ana kampanya esasen gazete, radyo ve TV. Esasında ticari otomotiv sektöründe çok görülen bir şey değil bu tip reklam yatırımları ama biz burada farklı olmayı tercih ettik. Çünkü markamızın çekici sektöründe çok önemli bir hedefi var. Söylediğim gibi yol segmentinde ve inşaatta lider olan bu marka, çekicide de bunu başarmalıydı. O nedenle de biz radikal bir karar aldık ve bu iletişimi gerçekleştirdik.

Yaşar Akbaş Sosyal medyada iş çıktığı zaman yorumlara bakarız. TIR şoförleri ya da bu sektörden insanlar yorum yaparlar. Kendi Facebook sayfamızdan da paylaştık filmi. Orada 15.000’in üzerinde etkileşim var ve içinde TIR şoförlerinin yorumları var. Herkes ürünü çok beğenmiş. Filmi beğeniyorlar ama ürünün büyüklüğü ve fikrin büyüklüğünün bir araya gelip sinerji oluşturduğunu görüyoruz.

Orçun Onural Bir de baktığın zaman çekici, aslında hiç çekici değil. Çekici, belli bir zümrenin, tır şoförlerinin, spesifik B2B yapan şirketlerin daha çok ilgi gösterdiği bir alan. Binek otomotiv mantığında insanların ilgisini çeken bir kategori değil. Bu filmin yarattığı başka bir etki de birçok insanın “Alasım geldi” yazması. Bir kadın yazıyor bunu. Demek ki “likeable” dediğimiz olayı öyle artırmışız ki bir çekici için insanlar “Alasım geldi, kullanasım geldi, binesim geldi” gibi yorumlar yapmış… Ürün bence “out of category” oldu kendi içerisinde.

Serhan Turfan Uluslararası Yılın Kamyonu Ödülü’nü biz bu projeye başlarken henüz almamıştı. 10 ay önce başlayan bir projeydi. Dolayısıyla hem bu büyüklükte bir ödül hem en büyük aracımız hem de bu kadar büyük bir reklam filmi birleşmiş oldu. O yönden çok memnunuz.

Necla Eylül Durukan Ford Kamyon segmenti ve Happy People Project arasındaki iş birliği çok eskiye dayanmıyor ama marka-ajans ilişkisinin çok sağlam olduğunu görüyoruz. Konkur aşamasından itibaren bu yeni iş birliğini anlatır mısınız?

Orçun Onural Dünya devi olan böyle bir markanın, 8. yılını tamamlayan bağımsız bir ajansa brief gönderip konkura davet etmesi hakikaten bizi çok heyecanlandırdı. Bugün bir FMCG markasından brief aldığında masaya iki tane kraker, bir tane çikolata koyuyorlar. Ürün bu, iş bu, bununla ilgili brief alıyorsun. Bu markanın brief verdiği ajansı F1 pistine götürmesi, aracı test ettirip o aracın nelerinin olduğunu, ne hissettirdiğini gösterebilmesi bence en büyük fark. Orada bu vizyonda olan ve markaya böyle bakan, 3. partiyle ilişkisini bu değerden hareketle ortaya çıkaran bir ortam görüyorsun. Ama olay işi aldıktan sonraki süreçte sahip oldukları vizyonu devam ettirebilmekti. Bize işi aldıktan sonraki ilk toplantıda söylenen şuydu: “Arkadaşlar bir şeyler yapacağız ama hedefimiz 2018.” Yeni ürün, yeni kasa ve yeni çekici. Buraya giden yolda stratejilerimizi doğru belirleyelim ve buradan hareketle bir şeyler yapalım diye başladık.

Ford Trucks’ın iyi günde, kötü günde her zaman senin yanında, seni bırakmayan bir marka olduğunu anlatan duygusal bir işle başlamıştık. Prototipi gördükten sonra ekibi toplayıp ürünü anlattığımız bir süreç yaşandı. Güzel olan şey ise ürünü %100 Türk mühendislerin yapmış olmasıydı. Hakikaten Türkiye’nin gurur tablosu. Türkiye otomobili konuşurken çekicide böyle bir iş yapabilmek ve bunu da %100 yerli, bağımsız bir ajansın yapabilmesi büyük bir olay. Gerçek “takım oyunu” denilen şey burada var, herkes görevinin bilincinde. Bütün bariyerleri birlikte aştık, çok zorluklar yaşadık. O yüzden Ford Trucks ekibini çok seviyoruz ve onlara çok teşekkür ediyoruz. Projenin her aşamasında onay mekanizmalarının çalıştırıldığı, birçok parametreye bakıldığı ve iyi olsun diye yönetmeninden prodüksiyonuna, aracından atına, motoruna birçok şeyin mevcut olduğu bir projeydi. Yüzümüzün akıyla çıktığımız bir iş oldu, ne mutlu bize.

Serhan Turfan Esasında burada biz marka lansmanıyla başladık, ardından yeni ürünün lansmanı devreye girdi. Biraz öncesinden başlayayım. Biz 2010’a kadar binek araçlar ve hafif ticari araçları ortak yönetiyorduk şirket içerisinde. 2010’da yeni stratejimizi devreye aldık. Ağır ticari araçlar için tüm organizasyonumuzu ayırdık ancak özellikle çekicilerle birlikte yeni bir marka yaratma ihtiyacı doğdu. Radikal bir karar aldık, 16 yıldır çalıştığımız ajansımızla birlikte konkur açtık. Aynı ajansla da devam edebilirdik ama ağır ticariye özel bir ekip olması, o sektörü çok iyi anlaması lazımdı.

Marka olarak aradığımız şey “terzi usulü”, butik bir yaklaşımdı. Biz de o yaklaşımı Happy People’da bulduk. Hakikaten çok etkilendiğim “Her yükte birlikte” sloganı çıktı ve marka lansmanımızı bu şekilde gerçekleştirdik. Ajansımızla birlikte özellikle son iki yılda güzel işler başardık.

Necla Eylül Durukan F-MAX kampanyası diğer markalar için de çok cesaret verici bir örnek. Gelecekte nasıl yeniliklerle ve kampanyalarla karşılaşacağız?

Serhan Turfan Aslında bunun en iyi örneğini Hannover’da, dünyanın en prestijli ticari araç fuarında gösterdik diyebilirim. F-Vision adı altında markamızın vizyonunu gösterdik, birkaç konsept araç sergiledik. Bu araç fuarda Ford Trucks’ın ve tasarımcı arkadaşlarımızın neler yapabileceğini gösterdi ve çok da beğeni aldı. Araç, 4. seri otonom, tamamen elektrikli bir araçtı. Basında “Tesla mı Ford Trucks mı?” şeklinde yer aldı. Bu, bizim ileriye dönük vizyonumuzu gösteriyor. Bu yolculukta F-MAX’in bunun ilk örneği olduğunu söyleyebilirim.

Orçun Onural Güzel, stratejisi olan, doğru bir iş yaptık. Biz kendimizi bir etkinlik ajansı olarak konumladığımız için saha sonuçlarını da merakla bekliyoruz. Eğer bu yaratıcılık iyi bir etki yaratabilirse mutluluğumuz artacak, biz bunun peşindeyiz. Bizim işimizin varlık sebebi bu: Müşterini büyüttüğün kadar iyi ajanssın. Biz de bunu iyi yaptığımızı düşünüyoruz. En büyük arzumuz, bize verilen bu imkanların ve desteğin karşılığında, markanın da işinde başarıyı yakalamasıdır.

Necla Eylül Durukan Bayilerden sipariş geliyor mu?

Serhan Turfan Geliyor. Sadece satış değil, çok ciddi bayilik başvurusu da aldık. Bu bizi çok etkiledi. Hannover fuarında 10 gün içerisinde çeşitli ülkelerden 74 adet başvuru geldi, çok önemli bir rakam. Markaya olan ilgiyi ve araca olan güveni gösteriyor. Bana öyle geliyor ki özellikle uluslararası arenaya çıktığımız zaman bu araçla ilgili çok fazla sipariş alacağız. Şu an için erken ama bayilerimiz siparişi şu anda topluyor. Tabii ki mevcut pazar koşullarına göre iyi bir satış olduğunu düşünüyorum ama esas bizim amacımız bu aracın global arenadaki başarısını görmek. Umarım önümüzdeki sene de sizinle güzel haberlerimizi paylaşırız.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.