Ece Dizdar: “Ben genel olarak umutlu kalmayı tercih edenlerdenim”

Oyuncu Ece Dizdar, “Bir kadın dahi özgürleşirse bu bir şeydir” diyerek geleceğe dair umutlu olduğunu diler getiriyor.

Ben genel olarak umutlu kalmayı tercih edenlerdenim. Çok değil bir kaç sene önce dahi konuşulmayan şeyler şu an ufak da olsa konuşulmaya başlandı. “Me too / Ben de” bir bilinç sıçraması yarattı, onunla beraber eşit işe eşit ücret ve bazı tartışmalar başladı. Elbette her toplumun gelişimini kendi içinde değerlendirmeliyiz. Kimi bu algı değişiminin, gelişiminin yavaş olduğunu iddia edebilir. Ben bireyden yola çıkarak, bir kadın dahi özgürleşirse bu bir şeydir diyorum. En geriden geldiğimiz konu LGBT bireylerin konumu. Fakat o da olacak. İnsan özünde birbirini anlamaya muktedirdir.

Nihai hedefimiz bireylerin eşit hak ve özgürlüğü

Konunun kadının güçlendirilmesi değil, daha makro düzeyde, toplumu bir organizma olarak düşündüğümüzde önümüze çıkan birimin bilinçlenmesi olarak görüyorum. Cinsiyet rollerine vurgu ise yapılmasın bence. Nihai hedefimiz bireylerin eşit hak ve özgürlüğü ise, toplum cinsiyet rolü vurgusu yapmazsa çok daha kolay olacak bunu başarmak.

Televizyon, sinema ve medyada gençlere örnek alabilecekleri karakterler sunamıyoruz. Çok nadirdir. Tek tük bir dizide örnek vermek gerekirse, şu an İstanbullu Gelin dizisinde görüyoruz. Bir erkek şiddet uyguladığında onaylanmak yerine öfke kontrolü için terapiye gönderiliyor etrafındaki herkes tarafından.

Bu konuda daha çok okumalı, daha dikkatli cümlelerle konuşmalı, toplumun direttiğini değil olması gerekeni talep etmeyi hep beraber tekrar öğrenmeliyiz.

Genelde toplumun bu beklentide olduğu yönünde bir algının devamı olarak aynı yöntemle reyting elde elde yoluna gidiliyor. Sonunda kadının aşağılandığı ezildiği, ekonomik, sosyal ve cinsel özgürlüğünün elinden alındığı, sadece anne, bakıcı vb. rollerinde boy gösterdiği, kendini ifade edemediği, etmek istediğinde engellendiği şekillerde beyaz camda evlerimize konuk oluyor kadınlar.

Biz geçen hafta Ebru Nihan Celkan moderatörlüğünde Oyuncular Sendikası’nın düzenlediği bir panelde görev aldık. Bir araya geldik, konuştuk paylaştık araştırdık. Bize çok iyi geldi, bilinçlendirdi, öğretti ve de umut verdi her şeyden önemlisi. Toplumun çeşitli kesimlerinde, elbette kendi mahallemizden, yani sinema, TV ve reklam sektöründen başlayarak zihinlerimizi süpürmeye devam edeceğiz. Bu konuda daha çok okumalı, daha dikkatli cümlelerle konuşmalı, toplumun direttiğini değil olması gerekeni talep etmeyi hep beraber tekrar öğrenmeliyiz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 78. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.