“Digital by Default”

Covid-19 birçoğumuzun çalışma düzenini değiştirdiğinden beri 6 aydan fazla oldu. İlk zamanlarda global markalardan türlü yeni düzen çağrıları duyduk; Twitter ve Square’in Co-CEO’su Jack P. Dorsey çalışanlarına “sonsuza” dek evden çalışabileceklerinin “müjdesini” verdi. Zuckerberg 45 bin kişilik Facebook ailesinin yarısının önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde yine sonsuza dek evden çalışma sistemine geçebileceğini belirtti. Shopify’ın CEO’su Tobias Lütke ise 130 milyar USD’lik şirketinin artık tamamen dijital – ya da – “digital by default” olduğunu duyurdu. Pop- dijitalin ileri gelenlerinden “sonsuza dek dijital” minvalli duyurularındaki yaklaşımı, pek çok orta ve küçük ölçekli şirket de kanıksamak zorunda kaldı.

Uzaktan çalışmanın romantize edilegelen cazibesi, dayatılan bir günlük norm haline geldiğinde işler değişti. Özellikle de beyaz yaka ve yaratıcı endüstriler ekseninde…

Bu süreçte birçoğumuz hem profesyonel hem de kişisel Araflar yaşadık, yaşıyoruz… Hemen herkes kendinden menkul ofisler olarak zaman ve mekandan bağımsız yeni kimlikler geliştirdi. Sabaha karşı mailler alıyoruz “nasılsa evdesiniz”le başlayan… Ya da akşam yemeği sonrası konkur brief’i alıp bir gün sonrasına yaratıcı sunum yaparken buluyoruz kendimizi. Ofise dönmek istiyoruz, evde de kalmak istiyoruz, bazen de ikisini de istemiyoruz. Üstelik bu şizoid durum içinde var olabilmemiz için de belki de bugüne kadar hiç olmadığımız kadar yaratıcı, içinde bulunduğumuz ekosistemle gerçekten alaka kurabilen, anlamlı işler çıkarmamız gerekiyor. İçten yanmalı motor misali, kendini sürekli besleyen bir iç-motivasyon aranıyor…

İşte tam da bu nedenle iç iletişim hayati bir noktaya geldi. Şimdiye kadar tüm iyi niyetlere karşın bir şekilde atıl kalan iç iletişim, Covid döneminde pek çok kurumun kurtarıcısı olabilir. Burada klişe e-mail zincirleri ya da günlük karmaşa içinde angarya olarak algılanacak bir takım dijital takip sistemleri değil mevzu bahis olan… Çalışanların hassasiyetlerini dinleyip anlamış, onlarla sürekli diyalogda olan yenilikçi ve yaratıcı iç iletişim projeleri büyük fark yaratabilir. Bir türlü bitemeyen bir krizin içinde hem çalışanların akıllarına mukayyet olup hem de her daim “yeni” ve motive kalmasını sağlayacak yaratıcı ve etkili uygulamaların tam
zamanı gibi sanki…  Hiçbirimiz “digital by default” değiliz zira…

Mehin Öner

İDA Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.