Deniz Türkali: “Eskinin karanlığı aydınlığa sızmaya çalışıyor”

Oyuncu Deniz Türkali, daha önce toplum tarafından görmezden gelinen şiddetin artık en azından bazı kesimlerde tepki ile karşılandığını belirtiyor.

Türkiyenin muhtemelen büyük bir bölümü “Kadın, erkek ve LGBT bireylerin Türk toplumundaki konumlarında nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?” sorusunun varlığından ve ne anlama geldiğinden habersiz. Daha vahimi, bu habersizlerin büyük bir bölümü kadınlar ve LGBTİ bireyler…

Elbette bu konunun feministler tarafından gündeme getirilip tartışılması bir ufuk açmış olsa da alınacak çok yol olduğunu düşünüyorum. Birçok açıdan eskiye kıyasla bazı yönlerden bir farklılık varmış gibi görünse de son yıllarda yeniden eskinin karanlığı zaten cılız olan aydınlığa sızmaya çalışıyor.

Kadınlara, çocuklara, LGBTİ bireylere yönelik, şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetlerin artmış olması mücadelenin ne kadar zorlu olduğunu gösterirken, görünür olabilmesi, tepkilerin dile getirilebilmesi işin olumlu(!) yanı. Daha önce toplum tarafından görmezden gelinen bu şiddet artık en azından bazı kesimlerde tepki ile karşılanıyor.

Temeli doğru bir zemine oturtmak lazım

Kadının güçlendirilmesi erkek bakış açısından değerlendirildiğinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinden söz etmek mümkün olamaz. Patriarka sandığımızdan çok daha güçlü ve köklü bir ideoloji. O nedenle zaman zaman bazı güçlendirme girişimlerinin de yapılan vurguların da çok işe yaradığını düşünmüyorum. Temeli doğru bir zemine oturtmak lazım.

Bir dizide inanılmayacak doğruları dile getiren olumlu karakter, bir bölüm sonra nerdeyse dediklerinden ve tavrından özür diler hale geliyor. Aynen hayattaki gibi.

“Televizyon, sinema ve medyada gençlere örnek alabilecekleri karakter sunabiliyor muyuz?” sorusunun benim açımdan tek cevabı var: Hayır! Her ne kadar örnek olma meselesine yakınlık duymasam da gördüğüm her örnek sonunda “erkek egemen” bakış açısına göre “örnek” oluyor. Mesela bir dizide inanılmayacak doğruları dile getiren doğru (olumlu) kadın karakter (erkek karakter de olabilir), bir bölüm sonra nerdeyse dediklerinden ve tavrından özür diler hale geliyor. Aynen hayattaki gibi. 🙂 Bir “örnek” insan, bir süre sonra bambaşka biri halinde karşınıza çıkıyor. Bu hali “toplumsal şizofreni” diyerek geçiştirmekten kaçınmak gerek… Negatifin pozitife olan gücünü kırmazsak, örnek bulmak her zaman çok güç olacaktır. “Örnek Olmak”, “Kutsal”, “Dokunulmaz” vb. kavramlarını sorgulamak önemli.

Yerleşik olandan kaçınmak, eskinin onayını beklememek lazım

Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için formüller aramamak gerek diye düşünüyorum. Klişelerden vazgeçip yeni bir dil bulmak gerek. Kadın dayanışmasını güçlendirmek ve destek vermek gerek.

Yerleşik olandan kaçınmak, eskinin onayını beklememek lazım. Farkındalık yaratmaya çalışmak, kadın hareketine destek vermek önemli elbette. Gündelik hayatta hepimizin kendi farkındalığımızı diri tutması, kendimizi ve çevremizi kışkırtmaktan vazgememesi lazım. Kabullenmemek, sorgulamak ve hep yeni yollar düşünmek lazım.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.