Denge

Hayatta karşına çıkan her olaya bakışın onun ne olduğunu tanımlıyor. “Algı gerçekliktir” sözünü duymuşsunuzdur defalarca. Pandemi de bu düzlemde bir istisna değil. Evde kalmayı “hapsolmak” olarak kodlayanlar hapisteler bir süredir. Hem de öyle içeride kitaplar yazıp, filmlerdeki gibi süper vücut yapılan bir hapis dönemi de değil. Zincirleme sigara misali Bluflix zombiliğinden bahsediyorum.

Diğerleri öze dönüş olarak bakmayı tercih etti. Bir nefes sıhhatin değerine yoğunlaştılar. “Son dakika”lardan çaldıkları dakikaları çok iyi değerlendirdiler. Ha bu arada bir gözle 180 papel harcadıkları Masterclass derslerini hüpürdetirken diğer gözle fırtına gibi yağan COVID-19 PDF’leriyle halay çekenler kendilerini kandırıyor sadece. Telaşı dezenfekte edip sıkıca kilitledikleri kapılarının dışında bırakan bir kitle var. Ben onlardan bahsediyorum. Ekranlarına yansıyan görüntülerin tek ve gerçek küratörlerinin aslında kendileri olması gerektiğinin farkına vardılar.

Korona yogacıları ikinci çakralarını keşfederken, boş konuşmaktan çok bu dönemi dinlemekle geçiren güzel insanlar! Dünya sizin hatırınıza dönmüyordu ama sizin için durakladı biraz. Bakın bu güzel insanların kartvizitlerinde ne yazdığıyla ilgilenmiyorum. Burnu koku alan, gözünü doğru besleyen bu güzel insanlar kendilerini daha üretken buldular. İçten yanmalı motorlarıyla kendi motivasyonlarını kendileri yarattılar.

Hiç mi yok TikTok çelınç, hiç mi 9 sezon maratonlar olmasın? Deli misin, ver yansın! Severek, bilerek, her zaman. Yeter ki ipler elden kaçmasın. “Denge” sadece güzel bir Sezen Aksu parçası değil, Rumi’nin buyurduğu üzere “hayat, bazı şeylere tutunma ve bazı şeyleri bırakma dengesinden ibaret.”

Selim Ünlüsoy
Executive Cretive Director, Ogilvy

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.