COVID-19’a karşı şehirler ön saflarda

UN-HABITAT verilerine göre etkisi dünya çapında 2.500 şehirde hissedilen COVID-19’dan etkilenen insanların yüzde 95’i şehirlerde yaşıyor ve bu da durumu kentsel bir kriz haline getiriyor. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının şehirlerde yaşaması ve 2050 yılında bu oranın yüzde 70’e ulaşmasının beklenmesiyse salgınla mücadelenin ön cephelerinde yer alan şehirlerin, muhtemelen fiziksel biçimlerinden ekonomik ve toplumsal yapılarına kadar en köklü değişiklik yaşayacak yapılar olduğuna işaret ediyor. Bu da şehirlerin gelecek felaketler karşısında daha dayanıklı olmaları gerektiği gerçeğini ortaya çıkarıyor.

Şehirler salgın sürecinde hem yerel hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ciddi sorumluluklar üstlendi. Alınan sosyal mesafe gibi ulusal tedbirlerin uygulanması için kaynaklarını ve kapasitelerini seferber ettiler ve vatandaşa en yakın yönetim birimleri olmanın avantajını kullanarak kırılgan gruplara destek için inovatif yöntemler geliştirdiler. Ulaşım, su ve atık gibi yerel hizmetler, ekonomik iyileşme desteklerinin yanında iletişim ve farkındalık yaratma noktasında dijital araçları beceriyle kullanmaları da ayrıca mühim hale geldi.

Kriz dönemlerinde iletişimde toplumun kurumlara ve şeffaflıklarına güven duyması her zamankinden fazla önem kazanır. Özellikle sağlıkla ilgili acil durumlar endişe ve belirsizlik yaratarak toplumun ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir, izolasyon gibi durumlar yalnızlık hissi ve depresyon yaratabilir. Bu noktada özellikle belediye başkanlarına kent sakinlerini bilgilendirme, güven tayin etme ve sürekli iletişim kurma gibi kritik bir görev düştü ve hem ülkemizde hem de diğer dünya şehirlerinde bunun yaratıcı ve yenilikçi örneklerine rastladık. İletişimin büyük önem taşıdığı uluslararası işbirliği ve yerel diplomasi noktasındaysa hem diğer şehirlerin tecrübelerinden öğrenmek hem de kendi deneyimlerini aktarmak için bir araya gelen belediye başkanlarının küresel çaptaki online toplantılarını izledik. Bu süreçte yaşananlar dayanıklı, kapsayıcı ve yeşil şehirlere duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artarken toplumla daha derin ve güvene dayalı bir ilişki kuracak iletişim politikalarının belirleyici olacağını gösteriyor.

Hatice Çetinlerden
Marmara Belediyeler Birliği Kurumsal İletişim Koordinatörü
KİD Üyesi

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.