COVID-19 yaratıcı sektörde ne gibi yan etkiler yarattı?

Geçtiğimiz bir buçuk yılda tüm sektörlerin olduğu gibi yaratıcı sektörün de işleri derinden etkilendi. Bir yandan kısıtlamaların getirdiği pürüzlerle cebelleşirken bir yandan da hızlanan iş süreçlerine ayak uydurmaya çalıştılar ancak yaratıcılığın ateşi hiç sönmedi.

Pandemi birçok sektörün iş yapma yöntemlerini, şirket içi ve dışı iletişim süreçlerini, iş birliği modellerini ve ürün veya hizmetlerini pazarlamada izledikleri stratejileri değiştirdi. Aslında kabaca bakıldığında kriz gibi görünen bu süreç, herkese çok şey öğretti. Öncelikle bir ofis çatısı altında birleşmeden, iş arkadaşları ile bağlantıda kalarak nasıl verimli bir iş çıkarılır? Evde olmanın getirdiği rehavete kapılmadan nasıl üretken olunabilir? Yüz yüze yerine çevrim içi yapılan toplantılar ile eski düzendeki sonucu elde edebilmek nasıl mümkün olur? Bu ve benzer soruların cevabı farklı sektörler için elbette değişecektir ancak biz, yoğunlukla hissedilen değişim sürecinin yaratıcı sektöre nasıl yansıdığını merak ettik ve yeni sayımızda kapağımıza taşıdık. 

Birçok ajans tarafından özümsenen ve yaratıcılığa etki eden yeni çalışma düzeni için farklı düşünceler yükseliyor… Dosyamızda yer verdiğimiz görüşlerin yanı sıra globalden aldığımız makalelere de dayanarak, kimileri evden çalışmanın daha esnek ve yaratıcı olmaya olanak sağladığı görüşünde iken kimileri ise ofisteki çalışmanın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını düşündüğünü söyleyebiliriz. Özellikle Droga5 New York Metin Yazarı Stacy-Ann Ellis, müşteri taleplerine etkin bir şekilde yanıt verebilmek için zihinlerinin farklı kısımlarını kullanıp sınırlarını genişlettiklerini söyleyerek önemli bir noktaya parmak basıyor. Çoğunluğun görüşü ise zaman ve mekan kısıtlaması, insan temasının olmayışı gibi zor koşulların ve çözüm gerektiren durumların zihni farklı yöntemler bulmaya, yenilikçi olmaya ittiği yönünde. Yani aslında sıkıntılı bir dönemi yine pratik bir zeka ve süreçlere farklı açıdan yaklaşabilme yeteneği ile atlatabiliyor olmak önem kazanıyor ve bu da kişiyi geliştiriyor.

Nitelikteki yansımalara gelirsek; markalar ve ajanslar iletişim stratejilerinde karantina döneminin verdiği buhranlı havayı biraz olsun dağıtabilmek için gülümseten ve ‘iyiliği’ amaç edinen çalışmalara odaklanıyor. Ayrıca tüm dünyanın hassas bir dönemden geçtiğini göz önünde bulundurarak duyarlı bir ton benimsemek ve mesajın yanlış anlaşılmasına mahal vermemek de önem kazanıyor. Neyi nasıl söylediğimiz her zamanki gibi önemini koruyor…

Yaratıcılığın, ‘bir şeyi uygun koşullar olmadan bile dönüştürme yeteneği’ olduğunu düşündüren sayımızda pandeminin, yaratıcı sektör üzerinde ne gibi etkiler yarattığının yanıtını aradık. 

“Zorluklar yaratıcılığı ortaya çıkarır; rahat ve tembellik ise bu özelliği kaybettirir.” Walter Norman Haworth

İyi okumalar…

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 112. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.