Çatı mottolara ihtiyaç var

İletişim kelimesinin kökeni de karşılıklı aktarıma dayanır. Siyasilerin, gençlik için bir dil kurma çabası, kampanya yaratma uğraşısı, gençleri siyasete dahil edemedikleri sürece üstten ve sakil kalıyor. Tek taraflı söz söyleme değil, gençler için siyaset yapmak değil, gençlerle birlikte siyaset yapmak, siyaseti gençleştirebilmek olarak değerlendirmek gerek. Bu da ülkede siyasetin tamamen değişmesi anlamına geliyor. Belagatı, yeteneği, zekası, enerjisi, bilgisi olan nice genç, yaşadıkları hayata, hayalsiz ve geleceksiz bırakılmalarına rağmen siyasetten uzak duruyorlarsa bu biraz da ülkede siyasetin yapılma şeklinden. Siyaset şu an; geçmişten beri aileden gelen bağları olan, ekonomik durumu iyi, takım elbiseye alışık, bazı yazılı olmayan kurallara hakim, kariyer odaklı düşünen orta yaş üzeri erkeklerin işi gibi görünüyor.

Tecrübesine fazlasıyla güvenen, maddi sıkıntı çekmeyen, eleştiri kabul etmeyen, sürekli nasihat eden ve ahkam kesen erkeklerin karşısında sıfırdan söz üretmeyi hangi genç göze alır?

Gençlerin, yorumlarının ciddiye alındığını, söz hakları olduğunu, emeklerine saygı duyulduğunu, hayalleri ile alay edilemeyeceğini hissetmeye, bilmeye ihtiyaçları var. Onlar için değil, onlarla birlikte kurulacak bir dil ancak gençleri kapsar.

Sağ popülist liderlerin iletişim dili sert, çatışmacı ve tehditkârdır.

Hele dini referanslarla kendisini korumaya aldıysa onun belirlediği gündemde onun diliyle mücadele etmek, tartışma yürütmek imkansız olur. Aynı üslupla yanıtlamak da kaybettirir zira taklitler aslını beslemeye yarar ancak bu iletişim dilinin de zafiyeti hazırcevaplık ve mizah gücüdür hatta sarkazmdır. Bununla baş etmesi güçtür zira doğasında ve stratejisinde yoktur. Etki yaratacak anlık, hızlı söylem geliştiremez. Bir sloganı pelesenk edebilmesi için büyük maliyetli kampanyalarla desteklemesi gerekir.

Bilinen, denenmiş tüm yollara ilaveten daha önce denenmemiş mecralarda yaratıcı içerikler üreten kazançlı çıkar. Siyasal iletişimin bilindik birçok aracı kısıtlandığı için olabildiğince WoMM etkisi yaratmak gerekecek gibi duruyor. Kulaktan kulağa yayılacak, insanların diline pelesenk olacak, ümitvar, merak uyandıran, güçlü parola görevi görecek her kesimin sahipleneceği çatı mottolara ihtiyaç var.

Siyasal iletişim insanlara ulaşabildiğiniz her alanı kapsar. Ev ziyaretlerinden billboard’lara, sosyal medyadan esnaf buluşmalarına, medyadan miting alanlarına kadar, dolayısıyla elbette katkısı var.

“128 milyar nerede?” Çok ses getirdi.

Slogan merak uyandırıyordu, soru o kadar büyüktü ki karşısında verilen birbiriyle çelişkili yanıtları boşa düşürüyordu. Sosyal medyada insanların profil fotoğrafı oldu, gerçek yaşamda ise her nesneyle yazarak yeni içerik üretmesi mümkün bir slogandı. Yakalara rozet, duvarlara yazı oldu. Tüm ülkede duyuldu çünkü medyayla sınırlı kalmadı, Boğaz’da köprüden pankartı sallandırıldı, tüm parti binalarına asıldı. Pankart dikkat çekemediyse bile onu sökmeye gelen vinçlerle görünür oldu. Konuşulan tutarlar çok daha büyük artık ancak herkes hala “128 milyar nerede?” demeyi sürdürüyor.

Çok genç bir parti olan TİP’in de “İnadın İradendir” kampanyası ile yakaladığı çıkış oldukça iyiydi. Hemen akabinde gerçekleştirilen “Keçi Fest” konserleriyle geniş bir kesime, nasıl bir hayatın mümkün olabileceğini göstererek klasik miting, klasik solcular algısını kırdılar.

Artık herkesin örnek verilmesinden bıktığı Şili No kampanyası üzerinden 25 sene de geçse, kısa ve yasaklanamaz bir kelimenin çatı slogan olarak kazandığı başarı adına ısrarla yine hatırlanmalı.

Öte yandan Şili’de son seçimlerde yaşanan devrim niteliğindeki sonuca baktığımızda Boric’e kazandıranın etkili bir iletişim kampanyasından çok en başta bahsettiğim siyasetin yapısını, oyuncularını değiştirmeyi başarması oldu. 

ABD’de Alexandria Ocasio Cortez’in hazır cevaplığı, belagat yeteneği, kontrollü öfkesi lider iletişimi için feyz alınmalık. New York’taki Kadınlar Yürüyüşü’nde 2019’da yaptığı konuşma dört dakika. Toplam dört dakikada tüm tavrını, mizacını, öfkesini ve neşesini kürsüye bırakıp gider. Bizde selamlama 10 dakika sürüyor hala.

Trump da ilginç çalışmalara imza atmıştı; Biden’ın oğlunu hedef alan “Where is Waldo” benzeri “Where is Hunter?” tişörtleri bastırıp 25 dolara satarak kendi kampanyasını Biden üzerinden finanse etti. Başarılı ya da etik olduğunu düşünmüyorum ancak sıra dışı olduğu kesin, Trump’ın ticari yaklaşımının ve iş ahlakının bir yansımasıydı.

Açıkçası yeni dezenformasyon (!) yasası kadar BTK’nin elde ettiği ve süresiz sakladığı log kayıtları konusunda endişeliyim. Bu kayıtlara ulaşan birisi tüm toplumu yönlendirecek devasa bir güce sahip olabilir.

Toplumu hakikatin ötesine ikna edebilir, gerçeklikleriyle sınayabilir, farklı kesimler arasında uçurum, çatışma ya da benzerler arası kopuş yaratabilir. Bununla mücadele imkansıza yakın. 

O yüzden dijitali sürekli ve etkili kullanmanın yanı sıra, bu süreçte güvenli adım atmak isteyenlerin, sokaktaki insanı gerçek ve günlük yaşam alanında yakalayacak kampanyaları da ağırlıklı kurgulaması gerektiğini düşünüyorum.

Ayşen Şahin

Mbsays Kurucu Ortağı-İletişimci/Yazar 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.