Cannes Lions’ta neler oldu?

Bizler Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’nde “aşırı” öneme sahip stratejik toplantılar arasında koştururken, über-networking yetenekleri sergilerken, üst perdeden ahkam kesip yüksek siyaset yaparken aslında birçok şeyi kaçırdık: Çoğu diğer günde olduğu gibi hayatın kendisini, çevremizde yaşananların gerçek anlamını ve sek/saf deneyimi…

Bu nedenle sözü farkındalıkları, heyecanları ve zekaları her zaman üst seviyede olan (en azından benden daha fazla) cünyırlara bırakmak daha doğru olacak. Aşağıdaki yazıyı Kennedy’s platformunun üyesi olan ve festivale İngiltere’yi temsilen Genç Aslan olarak katılan Christopher kaleme aldı. Buyrun efendim:

—–0—–

Aramızdan birileri Cannes Lions Festivali’ne gitti.

Birimiz bir şeyler gördü. Bir şeyler yaptı. Bir şeyleri yaptığına pişman oldu.

Birimiz bedava şampanya içti, dans etti, kustu, sesi kısıldı, gitmemesi gereken partilere sıvıştı ve sürat teknesiyle gezdi.

Birimiz bazı insanların “prophet”, “guru”, “evangelist” ve “bullshitter” gibi iş unvanlarına ciddi ciddi sahip olduğunu öğrendi.

Birimiz kendini sahtekar gibi hissetti ve reklamcılığa olan inancını kaybetti.

Birimiz Marilyn Manson’dan, başkalarından gelen övgüleri çok ciddiye almamamız gerektiğini çünkü daha sonra onların eleştirilerini de ciddiye almamız gerekeceğini duydu.

Birimiz Sarah Koenig’ten, bazen yaptığınız işi beğenmediklerinde meslektaşlarınızı dinlemeniz gerektiğini öğrendi. (Aslında başta ‘Serial’dan farklı bir fikri varmış ve o da kötü bir fikirmiş.)

Sir Tim Berners-Lee birimize, yapay zekanın ileride otomobilimizi park etmek gibi “cool” şeyler yapacağını ve daha sonra bizi yok edeceğini söyledi.

Birimiz “This Girl Can”, “Nazis Against Nazis” ve “The Undubbed Truth” gibi güzel mesajları olan harika kampanyalar gördü.

Birimize ilham geldi ve reklamcılığa olan inancını geri kazandı.

Birimiz her kıtadan yeni arkadaşlar edindi ve Hollandalıların dünyadaki en iyi partileri verdiğini keşfetti.

Birimiz yorgun, birimiz güneşten yanmış, birimiz iflas etmiş durumda – hem finansal hem ruhsal olarak.

Birimiz yapamayacağını bilse bile, şu an Cannes’a geri dönmek istiyor.

Not: The Kennedys, farklı becerilere sahip genç kreatifleri bir araya getiren yaratıcı ve girişimci bir topluluk. Bu kreatif ekibe, Kreatif Direktör Alvaro Sotomayor ve Judd Caraway liderlik ediyor. Bloglarına mutlaka göz atın, çok keyifli: blog.thekennedys.nl

Tolga Tuna

Campaign Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

[email protected]

@tolgabigkahuna

Bu yazı Campaign Türkiye Temmuz 2015 sayısında yayınlanmıştır. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.