Canan Soysal: “İnsanlar, bizim için çok önemli bir malzeme”

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Kurumsal İletişim Müdürü Canan Soysal, şirketin 10. yıl iletişim faaliyetlerini ve İZEV’le gerçekleştirdikleri çalışmayı anlatıyor.

Bu sene, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım Yapım ve İşletme AŞ. (İSG), havalimanı terminal işletmesini devralmasının 10. yılını kutluyor. Bu vesileyle, bir süredir iletişim faaliyetleri açısından durgun kalan şirket, hem dijitalde ve sosyal medyada etkin bir şekilde çalışmalara başlıyor hem de İZEV’le gerçekleştirdikleri iş birliği sayesinde sosyal sorumluluk projelerine adım atıyor. 10. yıl kutlamaları kapsamında özel gün iletişimini de çalışmalarına dahil eden İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kurumsal iletişim müdürü Canan Soysal, geçtiğimiz sene planlamaya başladıkları ve bu yıl hayata geçirdikleri iletişim faaliyetlerini, şirket olarak aldıkları yatırımları, projelerini ve gelecek hedeflerini bizlerle paylaştı.

_________________________________________________________________________________________________

Semiha Ahmed Sabiha Gökçen olarak bu sene 10. yılınızı kutluyorsunuz. Bu 10 yıl içerisinde de pek çok başarıya imza attınız. Bu süreçte gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan ve marka imajı yaratırken önem verdiğiniz konulardan kısaca bahsebilir misiniz?

Canan Soysal İlk önce 10. yılın altını biraz açalım çünkü Sabiha Gökçen Havalimanı aslında 2000’li yıllara kadar dayanan bir havalimanı ama biz terminal işletmecisi olarak Sabiha Gökçen Havalimanı’nı devralmamızın 10. yılını kutluyoruz. 1 Mayıs 2008’de Sabiha Gökçen Havalimanı’nın işletmesini aldık ve bu 10 yıllık süre zarfında geldiğimiz nokta, markanın algısı açısından, iletişim çalışmaları açısından çok önemli. Bayağı bir yol katettik çünkü işletmeyi devraldığımızda markayla ilgili olumsuz algılar vardı. Terminal binasını da 31 Ekim 2009’da açtık. İlk iki yılı da medyadaki etkin isimlerle iletişime geçerek Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki yenilikleri, buranın aslında sahip olduğu artıları anlatmakla geçirdik. Zaten ilk açıldığımız zaman da hemen bir konkur yapıldı. O dönem ilk açılış iletişim faliyetlerimizde reklam ajansı olarak Propaganda ile çalıştık. PR ajansı olarak da Lobby PR’la çalışmaya başladık.

Bugün geldiğimiz noktada artık bunun üstüne 10 yıllık tecrübemizi koyuyoruz. Aldığımız birçok ödül var, elde ettiğimiz birçok başarı var. Terminal anlamında da, hem havacılık sektöründe hem havacılık sektörünün dışında da birçok ödül aldı Sabiha Gökçen. 2009-2016 yılları arasında biz yedi yıl arka arkaya “Avrupa’nın En Hızlı Büyüyen Havalimanı”, 2010 yılında ise “Türkiye’nin En İyi Turizm Yatırımı” seçildik. Keza, yurt dışında gene sektöre ait, kazandığımız birçok ödül var. Ancak son 2-3 yıl iletişim anlamında biraz frene bastık. Çünkü 2014 yılında bir hisse değişimi oldu şirkette. 2014 yılının başında önce Hintli ortak ayrıldı, yılın sonuna doğru da Limak Holding ortaklıktan çıktı ve biz yolumuza, Malaysia Airports Holdings (MAH)’e ait, yüzde yüz Malezya şirketi olarak devam ettik. Bu süre zarfında sadece medya iletişimi üzerinden birtakım çalışmalar yaptık; reklam ve sosyal medyada çok yoğun iletişim faaliyetleri yürütmedik. Geçen sene de yeniden sesimizi yükseltme kararı aldık.

 

Semiha Ahmed 10. yıl için gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan ve iletişim faaliyetlerinden bahsedebilir misiniz?

Canan Soysal Geçen sene bizde üst pozisyonda bir görev değişimi oldu. Eski CEO’muz geçen yılın başında görevden ayrılmıştı, onun yerine Eylül ayında Ersel Göral bize katıldı ve 10. yılla ilgili neler planladığımızı görmek istedi. Biz de hemen kolları sıvadık. Medya iletişim konusunda çok güçlü bir ajansımız var. Fakat kreatif tarafta bir ajansla çalışmıyorduk, orada hemen bir konkura gittik. Aralık ayında da konkur sonuçlandı ve Fakülte İstanbul ile çalışmaya başladık. Genç ve çok iddialı bir ekip. Bize çok çabuk adapte oldular. Havacılık sektörü kolay bir sektör değil. Buradaki dinamikleri anlamak çok kolay değil. Onlar çok çabuk adapte oldular. Brief verdik ve hemen kolları sıvadılar. Bu sayede, kampanya hazırlıkları başladı.

Burada şunu anlatmam gerekiyor, havacılık sektörü şu anda çok özel bir süreçten geçiyor. Bu yıl, ekim ayında hizmete girmesi planlanan üçüncü havalimanı var ve Atatürk Havalimanı kapanacak. Tüm bunların içerisinde bizim sektördeki pozisyonumuzun ne olacağı çok önemli. Bu, aynı zamanda, bizim iletişim ve pazarlama çalışmalarımızı da çok yakından etkiliyor. Bizi bu süreçte çok yakından ilgilendiren üç tane önemli proje var. Bir tanesi, 2019’un ilk yarısında tamamlanacak olan ikinci pist inşaatı. Bu bizi kapasite açısından çok rahatlatacak. İkincisi, Türkiye’nin en fazla iç hat yolcusuna sahip havalimanı olarak son bir yıldır iç hatlar tarafında ciddi bir kapasite sıkıntısı yaşamaya başladık. Biz de buna ilave bir iç hatlar yatırımı yaparak ek bir bina inşa ediyoruz. Üçüncüsü de, bunlar kadar önemli olan metro inşaatı. Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan metro da 2019’da tamamlanacak ve biz Kadıköy-Pendik metrosuna bağlanmış olacağız.

Şimdi biz bütün bunları tüm medya iletişiminde; hem havacılık hem ekonomi basınında, hem toplu basın toplantısında hem de teke tek röportajlarda ve televizyon röportajlarında anlatmaya başladık. Biz uzun süredir kamuoyunun karşına çıkmadığımız için bunlar bilinmiyor.

Biz geçen sene önemli bir başarı elde ettik. Yıllık ortalama %82.3 zamanında kalkış oranıyla dünyada 8’inci sırada yer aldık. Sabiha Gökçen olarak dünyada ilk 10’a giren tek Türk havalimanıyız. Önce bunun reklam çalışmalarını yaptık. Sonra 1 Mayıs, bizim işletme devri olduğu için de Mayıs’ta da 10. yıl reklamlarımızla çıktık. Bu arada 10. yıla özel origami üzerine bir logo animasyonu yayınladık.

Bütün bunların dışında bir de işin dijital kısmı var. Televizyon kullanmıyoruz. Yaz dönemini ise de radyo ile geçirebiliriz. Ama ağırlıklı olarak dijitalde ve sosyal medyada yer almak istedik. Bunun için de Idecon adında butik bir ajanstan yaklaşık 2 ay önce destek almaya ve sosyal medya çalışmaları yapmaya başladık. Bunun yanında, bu sene ile beraber özel günleri daha anlamlı kılmaya karar verdik. Çünkü elimizde havalimanı gibi bir argüman var, aslında bu bir kurum için çok büyük bir avantaj. Çünkü havalimanının içerisinde insan var ve insanın olduğu yerde de duygu var. O yüzden bir takım dokunuşlar yapmaya karar verdik.

Önce 14 Şubat Sevgililer Günü ile başladık, burada hemen iç hatlar girişinde yaptık etkinlikleri. Bir bank koyduk ve herkes fotoğraf çektirdi. Ardından fotoğrafın hemen baskısını alıp kalp içine konmuş çiçek tohumu ile beraber onlara servis ettik. Her yaştan yolcu yoğun ilgi gösterdi. Arkasından, 8 Mart Kadınlar Günü’nde özel bir çalışma yaptık. Kadın yolcularımıza onlar farkında olmadan arkalarına ayna koyarak “Dünyanın en değerli kadınını görmek ister misiniz?” diye sorduk. “Evet” diyenlere “Arkanıza bakabilirsiniz” dedik. Onlar da arkalarını döndüklerinde kendileri gördüler. 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü’nde ise burada Boğaziçi Caz Korosu’yla bir çalışma yaptık. Onların alt markası MAGMA korosu, iç hatlar alanında yolcu gibi durdular ve bir anda Çanakkale Türküsü’nü söylemeye başladılar. Ama en büyük ilgiyi 23 Nisan videomuzla topladık. İç hatlar alanına bir sek sek çıkartması yerleştirdik. Sağa sola da kamera koyduk ve gözlemledik. Yaşlı, genç, kadın, erkek, kapalı, açık, çocuk, personel herkes gördüğü yerden sek sek oynadı. Bizim hiçbir çabamız olmadan Show Ana Haber’de, Kanal D Ana Haber’de ve TRT’nin Hafta Sonu Haberleri’nde videomuz 23 Nisan ve ertesi gün yayınlandı. Arkasından da Anneler Günü için custom bir çalışma yaptık. “Burada anneleri kuzularına 10 yıldır kavuşturuyoruz” dedik ve anneyle oğulun kavuşmasını kurguladık. Onu verdik sosyal medyadan. 19 Mayıs’ta terminalden çıktık. 19 Mayıs’ta Atatürk’ü anma kısmını biraz daha vurgulamak adına ajansımıza özel bir çalışma yaptırdık. Özel günler çalışmalarına devam edeceğiz. Bu arada Ramazan ayı boyunca ney dinletilerine başladık.

Semiha Ahmed 10. yıl kutlamaları kapsamında İZEV’le ortak bir proje gerçekleştirmeye karar verdiniz. Projeden kısaca bahsedebilir misiniz? Bu süreç nasıl bir içgörüyle başladı?

Canan Soysal 2011 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü havacılık sektöründeki tüm firmalara, tüm paydaşlara engelli yolcular için bir takım mecburiyetler getirdi. Biz bunu ilk tamamlayan şirketiz, o yüzden ilk sertifikayı da biz aldık ve Türkiye’nin ilk engelsiz havalimanı kuruluşu olduk. Bunun PR çalışmasını yapıyoruz. Lobby’den de sosyal sorumluluk projesi yapma önerisi geldi. İZEV’le de daha önce onların proje noktasında temasları olmuş ve bize onları önerdiler.

İZEV (İstanbul Zihinsel Engelliler İçin Eğitim ve Dayanışma Vakfı), geçen sene üç ayaklı bir proje başlattı. Geçen seneki projenin ismi “Sanat ve Biz”, bu seneki proje “Hayvanlar ve Biz”, üçüncü proje de önümüzdeki sene yapılacak olan “Tarih ve Biz”. “Sanat ve Biz”de dünyanın en ünlü ressamlarının tablolarına Down sendromlu çocukların yüzlerini yerleştirmişler. Bu sene de “Daha önemli, daha büyük, daha ses getirici bir şey yapalım” diyerek prodüksiyon şirketinin aracılığı ile Roger Waters’ın kapısını çalmışlar ve “The Wall” şarkısının kullanım hakkını talep etmişler. Rogers da 2 yıl boyunca şarkının kullanım haklarını bu çocuklara vermiş. İZEV’in marka danışmanı Hakan Kural ve genel sekreteri Merve Kılıç’la bir araya geldik ve çok heyecanlı bir toplantı yaptık. Daha sonra, ben üst yönetime bu projeyi ve projenin sponsorluk şartlarını anlattım. Hem Ersel Bey hem de yönetim kurulu çok sıcak baktı. Şarkıya Türkçe söz yazıldı ve sonra da klip aşamasına geçildi. Klibin lansmanı da Nisan ayında Sarıyer Belediyesi’nin kültür merkezinde yapıldı. Bu projenin bir başka ayağı da fotoğraf sergisi. Doğadaki vahşi hayvanlarla Down sendromlu bir çocuğun eşleştiği serginin lansmanı da kliple aynı akşam yapıldı. Serginin ilk kamuya açık “kick-off”u bizde yapıldı ve on gün kadar bizde kaldı. Şimdi sergi İzmir’de sonrasında da tüm Türkiye’yi dolaşacak. Ardından da Amerika, Dubai ve Malezya’da serginin açılması planlanıyor.

 

Semiha Ahmed Film yayınlandıktan sonra ne gibi dönüşler aldınız?

Canan Soysal Çok güzel dönüşler aldık. Lansmandan önce bir basın buluşması yaptık. Ekonomi basınından birçok seçkin, özellikle kadın köşe yazarları ve gazeteciler geldiler. Hepsi de bunu sayfalarına çok güzel taşıdılar.

Şimdi herkes destek olmak için hem bizimle hem de İZEV ile temasa geçiyor. Proje daha klip aşamasındayken burun kıvıran sanatçılar şimdi “Biz de yeniden seslendirelim” diye bizimle temasa geçiyorlar.

Bu proje ile önümüzdeki sene birçok yarışmaya girmeyi planlıyoruz. İçeride ve dışarıda birçok ödül alacağımıza ve aldığımızda da projeyi yeniden gündeme getireceğimize inanıyoruz. Bu sene projenin iletişimi devam edecek. Sonuçta sürdürülebilirlik böyle bir şey, bir yıla yayılan bir proje. Projesinin sergisi devam edecek, klibin belki farklı versiyonları da olacak. Biz İZEV’deki o Down sendromlu çocuklarla Sabiha Gökçen olarak farklı şeyler yapmayı planlıyoruz. Şu anda web sitemiz yenilenme sürecinden geçiyor. Web sitesinin bir bölümünde engelli yolcular için yapılan yeniliklerden bahseden bir video çekilmesi gerekiyor. Biz o videoyu o çocuklarla çekmek istiyoruz. Bu projenin dışında, Sabiha Gökçen ve İZEV’in bir arada anılacağı birtakım çalışmalarımız olacak ve olmaya devam edecek. Çünkü artık bu misyonu biz bir kere üstlendik. Önümüzdeki sene de gerekli şartları oluşturursak iş birliğimiz kapsamında “Tarih ve Biz” projesinde çalışmaya devam etmek istiyoruz.

 

Semiha Ahmed Siz kısaca bahsettiniz ancak başka hedefleriniz de var mı? İleriye dönük ne gibi planlarınız var?

Canan Soysal Bu sene bütün iletişim çalışmalarını 10. yıl üzerine kurduk. 2019’da ise iletişimi başka bir temelin üzerine kuracağız. Sabiha Gökçen’e yapılan üç büyük yatırımdan bahsetmiştim. Bu üç büyük yatırım sonlandığında biz artık şunu söyleyebileceğiz “Ulaşım konusunda altyapısını tamamlamış bir şehir havalimanıyız: City Airport”. Şehir havalimanı dünyada birçok önemli başkentte olan yaygın bir kavram. Bu çok yaygın bir uygulama. Biz de artık diyeceğiz ki 2019-2020’den itibaren “Evet İGA orada büyük bir hat olabilir ama biz de şehir havalimanıyız.” Karayolu ve raylı sistem ulaşımı gibi şehre ulaşım altyapısı ile pist yatırımlarını tamamlamış, artık dünyanın her yerine ulaşımın sağlandığı gerçek bir şehiriçi havalimanı olarak dünya havalimanları arasında yerimizi alacağız.

Bu arada, yolcumuza yönelik tüm konforu sağlama üzerine yoğunlaşıyoruz. Özellikle dış hatlarda ciddi bir yatırım yapıyoruz. Big Chefs’inden tutun da Mado’suna, Starbucks’ına kadar tüm seçkin markaları artık dış hatlarda görebiliyorsunuz. Duty Free’deki bütün girişimlerimizi yapmış durumdayız.

2009-2016 yılları arasında 7 yıl üst üste “Avrupa’nın En Hızlı Büyüyen” havalimanı olduk. Ama sonra, Türkiye’nin yaşamış olduğu terör olayları neticesinde, sadece biz değil, havacılık sektörü derin bir yara aldı. 2017 yılı aslında bu yaraları biraz sarma yılıydı. 2017 yılında da büyüdük ama tek haneli bir büyümeydi, %5 civarında. Bu sene çok hızlı gidiyoruz. Yıla çok iyi başladık, ilk dört ayda %15-16 civarında bir yolcu artışı oldu. Şimdi Ramazan’da bir durgunluk var, normal. İnsanlar her yıl Ramazan’da seyahat etmiyor. Ama böyle devam ederse biz bu yılı çift haneli büyüme ile tamamlayabiliriz. Yatırımlar tamamlandıkça da bu büyük bir ihtimalle 2019-2020 yıllarında sürekli devam edecek. İşte burada bizim “şehir havalimanı” dediğimiz konsept çalışmalarını çok iyi anlatıyor olmamız lazım.

Ayrıca, haziran ayında Emirates buraya geliyor. Bu çok önemli bir gelişme bizim için çünkü dünyanın en önemli markalarından bir tanesi. Bunların sayısı ikinci pistimizin açılışı ile artmaya devam edecek. Önümüzdeki sene hem 10. yıl hem de “Şehir Havalimanı” konseptimizin tüm iletişim çalışmalarını yine reklam, sosyal medya ve medya iletişimi ile sürdüreceğiz.

 

Bu röportaj ilk kez Campaign Türkiye’nin 78. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.