Bizim için en büyük tehdit: Düşüncesizlik

Saatchi & Saatchi CSO’su Richard Huntington, reklamcılık endüstrisi için gerekli olan planlamanın ve bunun arkasında yatan sorumluluk duygusunun altını çiziyor.

HHCL’nin kurucularından Adam Lury, muhtemelen en az tanınan planlama efsanelerinden biriydi. 1990’larda ajansın kendine has çalışmalarıyla dikkat çekebilmesi için stratejiye yönelik radikal bir yaklaşım benimsemiş ve pek çok iyi planlamacı gibi iş hakkında uzun uzun düşünmüştü.

Lury temelde reklamcılığın gücüne inandı. Amacı yalnızca müşterilerinin ticari hırslarını cevap vererek ilerletmek değil, aynı zamanda toplumu bir bütün olarak da ilerletmekti. Reklamın onu hiç önemsemeyen insanlara bırakılmayacak kadar güçlü olduğunun farkındaydı.

Bana sorumluluk sahibi reklam insanlarının sadece kendi amaçlarını değil aynı zamanda doğabilecek istenmeyen sonuçlardan da kendilerini sorumlu tutmaları gerektiğini öğretti. Lury endüstriden çekileli 20 yıl oldu ve sonunda Reklam Standartları Derneği onunla aynı noktalarda buluşabildi.

Reklamın toplumsal cinsiyet kalıplarındaki etkileri üzerine en yeni ASA raporu hakkında çok şey yazılmış ama her şeyden önce ortaya çıkabilecek istenmeyen sonuçlardan bazılarına değinmekte yarar var. Her şeyden önce reklamı ve reklamcılığı tanımlarken yasal, gösterişli ve dürüst olmaktan çok topluma ayak uydurması gerektiğini hatırlamamız gerekiyor.

Hem reklam ajansları hem de markalar, iletilmek istenen mesajın hedef kitlesi üzerindeki etkisine değil, herkes üzerindeki etkisine bakmalı. Daha farkında olarak, bilinçli bir şekilde daha çok sorumluluk duyulmalı.

Çoğu zaman iyi huylu görünen çalışmalarımız, doğası gereği kabul edilir ya da reddedilir ama nihayetinde kendimizi nasıl gördüğümüzle ilgili gelişmemizi sağlar. Bence endüstri olarak, ilerleme, dahil etme ve değişimi teşvik etme gücümüzü yansıtmalıyız.

Şu anda bile baktığımızda binlerce ama binlerce zararsız gibi görünen ancak zararlı reklam var.

Saatchi & Saatchi’de özellikle son zamanlarda 1970’li yılların başında, çocuklu kadınlara yönelik reklamlar dizisi hazırladık ve bu on yılın ortalarından biraz tiye alarak durumu karşılaştırdık. Kadının yaşadığı derin sosyal değişikliklere rağmen reklamın normal olduğu düşünüldü.

Bireysel reklamverenler, kendi sorumlulukları olmadığını iddia edebilirler. Bununla birlikte, bir pazarlama topluluğu olarak, yarattığımız çalışmanın ortak etkisi hakkında daha düşünceli olmalıyız. Düşüncesizlik sadece bizim endüstrinin en büyük belası değil, aynı zamanda en büyük tehditi de. Gerçekten çok çok az insan yaptıklarını ve etkilerini düşünüyor.

Kimileri daha az temsil ediliyor, kimileri uygunsuz… Hepimizin eylemini belirleyen şey aslında sadece bir kişinin özgürlüğüdür.

Keşke bu işte daha fazla düşünceli insan olsaydı.

Richard Huntington   

Saatchi & Saatchi CSO’su

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Eylül 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.