Biz ortayı açarız, marka golü atar

İstanbul dışındaki ajanslara kulak vermeye devam ediyoruz. Bu ay konuğumuz, Kristal Elma, Kırmızı gibi organizasyonlarda kazandığı ödüllerle tanıdığımız Ideart. İzmir merkezli ajansın kurucusu Turusan Çiner sorularımızı yanıtladı.

Turusan Çiner

Bilmeyenler için ajans hakkında genel bilgilerle başlayalım.

2008 yılında kurulmuş, 8 yaşında çok genç bir ajans Ideart. Gençliğinin verdiği dinamizmden ve heyecandan sonuna kadar beslenerek yaratıcı ve akılda kalıcı işler ortaya koymayı amaç edinmiş bir ajans. Adından anlaşılacağı üzere, iyi fikir ve iyi tasarımı bir araya getirerek, tüketicinin dikkatini çekecek ve reklamverenin markasına gerçekten hizmet edecek olan kalitede işler yaparak, İzmir gibi özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu bir şehirde kısa zamanda adından söz ettirmiş ve bugün Campaign gibi bir mecraya konuk olma noktasına gelmiş bir ajans.

8 yıllık maceramızda, gerek ulusal gerek yerel pek çok markaya hizmet verdik. 8 yıl içerisinde; Kırmızı, Kristal Elma ve Ambalaj Ay Yıldızları yarışmalarında toplamda 15 ödül alarak, İzmir’in en çok ödül alan ajanslarından biri olmanın gururunu yaşıyoruz.

Ajans hangi alanlara yöneliyor, neler yapıyor?

Ideart, geleneksel mecralar için iş üreten bir ajans olarak kuruldu. Ancak yakın zamanda, dijital iletişim alanında faaliyet gösterecek olan yeni markamız Asfalya’yı hayata geçiriyoruz. Ne demek bu derseniz, buram buram İzmir kokan bir marka Asfalya. Sadece İzmirli olanların bildiği, sigorta anlamına gelen bir kelime. İletişim anlamında Ideart’ta edindiğimiz tecrübemizi kullanarak, artık olmazsa olmaz dijital mecrada da Asfalya ile fark yaratmayı amaçlıyoruz. Asfalya haricinde kısa bir süre içerisinde hayata geçirmeyi planladığımız iki yeni marka düşüncemiz daha var.

İzmir, sanayi işletmelerinin yoğunlukta olduğu bir şehir. Sanayi işletmelerinin haricinde, özellikle kuru gıda üreticileri yer alıyor. Bir de tabii, Türkiye’nin en hızlı büyüyen şehri olduğunu göz önüne aldığımızda inşaat sektörü var. Bu noktada hemen hepsinden hatırı sayılır müşterilerimiz olduğunu söyleyebilirim. Özellikle kuru gıda anlamında, İzmir’in önde gelen markalarıyla çalıştık. Bugün ABD başta olmak üzere pek çok ülkede yapmış olduğumuz ambalaj tasarımları raflarda tüketiciyle buluşuyor.

Cansu Bayrambey, Mustafa Hepekiz, Ece Nur Ergun, Bengisu Üçer, Yunus Karaca, Turusan Çiner, Serhan Çiner, Melissa Mercangül

İzmir’deki bir ajansın İstanbul’daki bir ajansa göre avantajları ve dezavantajları var mı?

Açıkçası “İstanbul’da şu yapılabiliyorken, İzmir’de bunu yapabilecek olanaklarımız yok” gibi bir durum söz konusu değil. İstanbul’da yapılabilen her şeyi, İzmir’de de yapabilecek potansiyele ve kaynağa sahibiz. Ancak tabii ki reklamveren bütçeleri ve beklentileri İzmir’de yeni yeni bunu karşılayabilecek seviyeye geliyor.

Bir de tabii, çok düşük bütçelere iş yapmaya çalışan ajanslar var. Bu durum ne yazık ki İzmirli reklamveren gözünde reklamcılığın ve yapılan işin değerini düşürüyor. Bazen öyle bütçeler işitiyoruz ki, inanın şaşırıp kalıyoruz. Reklamveren de haklı olarak soruyor, neden bu bütçe farkı diye. Açıklaması basit; kimi ajans düşük bütçeyle çok müşteri alıyor, ancak daha az zaman ayırabiliyor. Biz ise daha makul bütçelerle daha az müşteriyle çalışıp, daha fazla zaman ayırmayı ve gerçekten içimize sinen ve başarılı olacağına inandığımız işleri reklamverenin önüne koymayı tercih ediyoruz.

Herkesin iş yapma tarzına saygı duyuyoruz, sonuçta bu işin bir de ticari boyutu var ancak gerçekten amacına hizmet edebilecek iş üretmek kolay değil. Zaman, emek ve özveri istiyor.

İzmir’de reklamcılığın başlıca sorunları neler peki?

Ben aynı zamanda İzmir Reklamcılar Derneği’nin yönetim kurulu üyesiyim. Burada her zaman söylediğimiz bir söz var. Biz İzmirli reklam ajansları olarak İzmir ekonomisine yön veren işletmelerin çözüm ortağıyız. Öncelikle İzmirli reklamverenlerin bunu kabul etmeleri ve bizi bir takım arkadaşı olarak görmeleri gerekiyor. Biz kimseye satışlarını bir günde arttırmayı vadetmiyoruz. Ancak satışlarını arttırmaları için yapmaları gerekenleri göstermeye çalışıyoruz. Bir başka deyişle, biz ortayı açacağız, onlar golü atacaklar. Bu işin özü bu.

Ideart olarak çalışan bulmakta zorlanıyor musunuz, yeni iş arkadaşları alırken kriterleriniz neler?

Çalışan bulmak zor değil. Her yıl pek çok yeni mezun sektöre katılıyor. Daha önceden de belirttiğim gibi, iyi fikir ve iyi tasarım ortaya başarılı işler çıkartır. Dolayısıyla bizler gerçekten işini özenerek yapacak, inanmadığı hiçbir işi müşterinin önüne koymayacak, iş bittikten sonra karşısına geçip “çok güzel oldu” diyecek takım arkadaşları arıyoruz. Ajansımıza gelen stajyerleri de bu şekilde yönlendirmeye çalışıyoruz.

Bundan sonrası için neler hedefliyorsunuz?

Öncelikle 8 yılda elde ettiğimiz başarımızı sürdürülebilir kılmak zorundayız. Bunun için başarılı olan her işte olduğu gibi, her geçen gün yaptığımız işin üzerine koyabilmek adına ekipçe kendimizi geliştirmeliyiz. Bunun haricinde djital markamız Asfalya’yı İzmir’de hatırı sayılır bir noktaya getirmeyi amaçlıyoruz. Bir de şu sıralar en çok istediğimiz şeylerden biri ise, Ideart olarak İzmir’e uluslararası bir ödül getirmek. İnanıyorum ki çok yakında bu gururu da yaşayacağız.

*Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ağustos 2016 sayısında yayımlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.