Basit, zamansız gerçekler

İnsanların fillerden öğrenebileceği bir şey olup olmadığını merak eden Dave Trott, kavga ve şiddeti önlemek için Michael LaFitte’nin kullandığı bir yöntemi anlatıyor.

Cathy ve ben bir keresinde çocukları Güney Afrika’da bir safari tatiline götürdük. Çalılıkta yürürken orman bekçisine kafamı hep karıştıran bir şeyi sordum: Huysuz fil nedir? Çılgına dönen ve her şeyi mahveden videolarını izlemiştim. Kırık dişinden dolayı mı yoksa ayağındaki bir dikenden ötürü acı çeken bir fil miydi? Orman bekçisi güldü ve hayır dedi. Bu sadece bir çizgi film efsanesiydi.

Gerçek bir huysuz fil, sürüdeki tüm yaşlı erkeklerin teker teker öldüğü veya kaçak avcılar tarafından öldürüldüğü anlamına geliyordu. Bu yüzden genç erkeklerin vahşileşmesini durduracak hiçbir şey yoktu. Testosteronları etkisini göstermeye başlıyordu ve canları ne isterse onu yaparak ortalıkta dolaşıyorlardı.

Bütün yaşlı erkekler gitmişken, onların çıldırışını engelleyecek kimse yoktu. Bu durumda orman bekçilerinin yaptığı, başka bir sürüden birkaç yaşlı erkek getirmekti. Yaşlı erkekler otoritelerini oldukça sıkı bir şekilde ortaya koyarlardı; genç erkekler çabucak sıraya girer, barış ve düzen yeniden sağlanırdı. Filler arasında bu böyle işler. Yıllarca insanlar olarak bundan öğrenebileceğimiz bir şey olup olmadığını merak ettim.

Sonra geçenlerde Louisiana Shreveport’taki Southwood Lisesi hakkında bir video gördüm. Görünüşe göre bu okulun korkunç bir şiddet sicili vardı. Kavga ettikleri gerekçesiyle öğrencileri tutuklatmak için sadece üç gün içinde 23 kez polis çağrıldığında kriz doruğa ulaşmıştı. 

Bir şeyler yapılması gerekiyordu ve Michael LaFitte’nin bunun hakkında bir fikri vardı. O bir ebeveyndi ve diğer 40 babayı “Dads on Duty” adlı bir grupta örgütledi. Baskılı tişörtleri vardı ve her sabah öğrencileri karşılamak için hazır bulunan babaların olduğundan emin olmak amacıyla bu işi dönüşümlü olarak yaparlardı. Daha sonra gün boyunca gülümseyerek, şakalaşarak okulda dolaşırlardı. 

Babalar ortaya çıktığından beri tek bir kavga ya da şiddet vakası olmadı. Bir erkek öğrenci: “Kendimizi daha güvende hissettik, kavga etmeyi bıraktık ve sınıflarımıza gitmeye başladık.” dedi. Bir kız öğrenci: “Okuldakiler mutluydu ve bunu hissedebiliyorsunuz.” dedi. 

LaFitte şunları söyledi: “Herkesin hayatında bir baba figürü veya bir erkek olmayabilir yani sadece burada olmak bile büyük bir fark yaratıyor.” LaFitte’in de ima ettiği gibi, bu çocukların çoğu tek ebeveynli ailelerden geliyor ve evde onlara yön verecek erkek bir rol modeli yok.

Bu yapılan, huysuz erkekleri tanımakla ve düzeni sağlamak için başka bir sürüden bazı yaşlı erkekleri getirmekle eş değerdir. Tabii ki daha yaşlı erkeklerin varlığı tam da bu etkiye sahipti.

Ne de olsa fillerden öğrenebileceğimiz bir şey vardı. Benim için bu, Bill Bernbach’ın “basit, zamansız gerçeklerinden” biridir. Genç erkeklerin bedenleri akıllarından daha hızlı büyür, dışları erkek ama içleri hâlâ çocuktur ama bir erkek vücudunun gücüne sahiptirler.

Daha yaşlı bir erkeği getirmenin, bir çocuğun zihninde ebeveyn etkisi var. Ebeveyn otoritesine başvururlar. Sakinlik ve düzen yeniden sağlanır. Bu, hiçbir şeyin değişemeyeceği anlamına gelmez fakat değişimin yönetilmesi gerekir. Değişim; sadece yıkım yaratmamalı, iyileştirici olmalıdır.

Mark Zuckerberg’ün “gençler sadece daha akıllı” ve “hızlı hareket et ve bir şeyleri kır” özdeyişleri, huysuz filin değişime yaklaşımıdır.

Dave Trott

Yazar

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.