“Başarısızlık hikâyelerini anlatmayı bari bize bırakın!”

Bir bankada marka uzmanı olarak çalışan Selin Gürgün, hayatına hatta hayatımıza yeni bir pencere açıyor ve Sad Talks ile başarısızlık hikâyelerini ortaya çıkarıyor.

Bize ilham veren, yol gösteren başarı hikâyesi çok dinliyoruz. 15 dakikalık zaman dilimlerine sıkıştırılmış konuşmaları dinlerken gözlerimiz kamaşıyor. Öyle bir motive oluyoruz ki ekranı kapatır kapatmaz planlar yapmaya, hayaller kurmaya başlıyoruz. Peki ya biz? Bizlerin hiç mi başarısı yok? Daha da fazlasını mı istiyoruz; yoksa sadece dinlediklerimize, izlediklerimize mi özeniyoruz. Başarısız mı hissediyoruz; yoksa sadece yeterince başarılı mı hissetmiyoruz?

Selin Gürgün tüm bu soruları düşündürten muhteşem bir konuşma serisi başlatmış: Sad Talks…

Kendini; “Yaşamaktan keyif alan, insanları güldürmeyi, sürekli hareket halinde olmayı, okumayı ve yazmayı seven biriyim. Bir bankada marka uzmanı olarak çalışıyorum. Aynı zamanda Sad Talks konseptinin yaratıcısıyım” diye tanıtan Selin Gürgün, Sad Talks ile sahneye kendi sıradan hayatlarımızla çıkmamızı sağlıyor.

Kamer Yılmaz Öncelikle nedir bu Sad Talks, yaratıcısı olarak senden dinleyelim…
Selin Gürgün
Boş zamanlarımın çoğunu Ted Talks tüketerek geçiriyorum. Benden çok kısa zamanlar alarak hayatımda büyük etkiler yaratma potansiyeli olan videolar hepsi. Hepsinden epey faydalanıyorum. Fakat bazen kendimi elimde cipsim, göbeğimde laptopum “ya bu kız kaç yaşında kara deliğin fotoğrafını çekmiş, sen ne yaptın Selin” derken buluyorum. Kendimi acımasızca eleştirip kapatıyorum bilgisayarı. O, Ted konuşmaları amacının tersine hizmet ediyor o zaman. Fakat sonra, etrafıma bakıyorum ve bir şekilde benim hayatıma benzeyen yüzlerce hayat görüyorum. Bakıyorum; herkes çalışıyor, çabalıyor ve başarıyor da. Bir sürü şeyi başarıyor: Ertesi güne uyanmayı başarıyor. İşe, okula gitmeyi… Onca sınava girmeyi… Toplu taşıma araçlarından tek parça halde inmeyi… İşini sevmeyi… Böyle kaotik zamanlara rağmen mutlu olmayı başaranlar bile var. Başkalarını mutlu etmeyi başaranlar var. Var da var.

Başarısız hissetmek için hiçbir sebebimiz yok aslında, bunu görüyorum. Sonra diyorum ki, bu hayatların hepsinden öğrenilecek çok şey var. Keşke bilsek bu hikayeleri. Ne hayallerin başlamadan bittiğini ya da başlayıp da devam edemeyen hikâyeleri… Çünkü bana kalırsa herkesin hikayesi çok değerli ve her birinden öğrenilecek çok şey var. Özellikle “benim hayatım anlatılmaya değer değil ki” diye düşünenlerin hikayelerinden…

Kamer Yılmaz İnsanlar aslında başarı hikayeleri, mutlu şeyler dinlemeyi çok seviyorlar. Buna rağmen sen gerçek başarısızlık hikayeleri üzerine gidiyorsun. Neden? Sonunda insanların ne kazanmasını bekliyorsun?
Selin Gürgün
Her gün bir başka başarı hikâyesi dinliyoruz. Her seminerde, konferansta biri mutlaka, nasıl başardığının hikâyesini bizlerle paylaşıyor. Hatta en son, başarısızlık hikâyelerini de başarı hikâyelerini anlatan kişilerin anlattığını gördüm. Meselâ; CEO ya da şirket sahibi ama başarısızlık hikâyesini anlatıyor… O zaman dedim ki “başarısızlık hikâyelerini anlatmayı bari bize bırakın.” Bu arada bu konuşmaları dinlemenin kesinlikle motive edici olduğunu ve izleyenlere “ben de yapabilirim” hissini geçirdiğini düşünüyorum. Öte yandan ama, “biz de varız!” Biz, dediğim de biz; yani sıradan insanlar.
Başarısız” değil. Hâlâ hayallerinin peşinde koşanlar ya da hayallerinin peşinde koşarken tökezleyenler…
Belki hiçbir zaman bir sahneye çıkma fırsatı olamayacak kişilerin hikâyelerinde kaçırdığımız çok şey olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden, aslında sıradan diye tanımlanan hikâyelerin de dinlenmeye değer olduğu kanısındayım. Çünkü hayallerinden farklı bir yerde yaşamayı kabul etmek, isteklere ulaşılamasa da bunu çok dert etmemek, bir şekilde farklı bir pencere bulup oradan bakmaya devam etmek başarısızlık gibi gelmiyor bana. Hatta her şeye rağmen devam etmenin kendisi, başlı başına bir başarı bence. Galiba tam olarak konuşmayı dinlemeye gelenlerin etkinlikten bu gibi düşüncelerle ayrılmasını istiyorum.

Kamer Yılmaz Şimdiye kadar kaç Sad Talks gerçekleşti?
Selin Gürgün
Şimdiye kadar 3 konuşmacıyla 2 Sad Talks gerçekleştirdik. Sad Talks için konuşmacı bulmak da çok zor. Sahneye çıkıp nasıl da normal olduğunuzu, nasıl da şu zamana kadar aslında büyük bir başarınızın olmadığını söylüyorsunuz. Bunun için öncelikle büyük bir özgüven gerekiyor. İnsanın kendisiyle ve hayatıyla barışık olması gerekiyor. O yüzden ben de ilk Sad Talks’ları en yakınlarımla gerçekleştirdim: Tugay Öztürk benim çocukluk arkadaşım,
Aslı Yiğit liseden arkadaşım, konuşmacılardan bir diğeri de tabii ki aklıma gelen ilk isim Pelin Gürgün, ikiz kardeşim.

Kamer Yılmaz Konuşmacıları belirlediğinde “ben bu hikayeyi anlatamam insanlara rezil olurum” diyen oluyor mu? Buradaki süreç nasıl ilerliyor?
Selin Gürgün
Tam tersi “ben gayet başarılıyım, burada anlatacak bir şeyim yok” diyen olmuştu mesela. Bir de bir arkadaşım Sad Talks için konuşmasını hazırlarken, hayalini gerçekleştirdi ve İngiltere’de doktoraya kabul alıp oraya taşındı. Aslı, Pelin ve Tugay’ın çalışırken “acaba burayı anlatmasam mı” diye çekindikleri yerler oldu; ama yaşadıklarının aslında eğlenceli taraf larını görüp anlattılar. Sanırım bu hikâyeleri önemli ve dinlenebilir kılan şey, kişinin kendisiyle, anlattıklarıyla ne kadar barışık olduğu ve kendi yolculuğundan neler öğrendiği.

Kamer Yılmaz Aslında Sad Talks ile insanlar bir nevi başarısızlıklarıyla barışıyorlar da… Kendilerini eleştiriyorlar ve belki de en başarılı konuşmalarını gerçekleştiriyorlar; çünkü egolarıyla baş edebilmiş oluyorlar. Sen nasıl yorumluyorsun?
Selin Gürgün
Kesinlikle öyle. Ne yazık ki hayatta en acımasız olduğumuz kişi hep kendimiziz. En çok kendimize zulmediyoruz. Başka kimseye söyleyemeyeceğimiz sıfatları kendimize söylemekte bir beis görmüyoruz. Ama gerçek öyle değil. Biri bir kapıyı açtı diye biz de o kapıyı açmak zorunda değiliz, diye düşünüyorum. Her birimizin yolu ayrı ve o yolculukta öğrendiklerimiz bambaşka. Sad Talks sahnesinde konuşanlar “bakın ben o kapıyı değil, ama başka bir kapıyı açtım” diye anlatıyorlar. Kendini “başarısız” görüp devam etmeye cesaret edemeyenlere “bak ben de senin gibiyim, sorun yok, devam et” diyorlar bir nevi. Umuyorum ki böylece, başka kapıları açmaya cesareti olmayanlara ilham olurlar. Tüm konuşmacıların varmak istediği yer ve benim bu konuşmaları planlarken düşündüğüm bir söz var: “Yolculuğun kendisinin bir amaç olduğunu anladığınız zaman, bir amaca ulaşmak için değil de yolun güzelliğinden ve bilgeliğinden keyif almak için yolda olduğunuzu anladığınızda, hayat bir görev olmaktan çıkar ve doğal, basit bir hale bürünür; hatta başlı başına bir coşkuya dönüşür.” İstiyorum ki herkesin yolculuğu bir coşku, keyif olsun.

Kamer Yılmaz Sence başarı ve başarısızlık nedir?
Selin Gürgün
Bu kavramların ikisi de çok kaygan zeminde. Zaten Sad Talks’u yapmak istememin birincil nedeni de bu kavramları deşmek. Başarının şöyle karanlık bir tarafı var: Eğer bir sınavdan tüm sınıf iyi puan alırsa, biz tüm sınıfın başarılı olduğunu değil, sınavın kolay olduğunu düşünüyoruz. Oysa o sınıftan eğer iki kişi yüksek puan alırsa, o iki kişinin başarılı olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla biz ne kadar iyi durumda olursak olalım, eğer birileri bizden daha iyiyse, başarısız hissetmemek çok zor. Hele ki içinde bulunduğumuz başarı standartlarının ne kadar yüksek olduğunu düşünürsek… Dolayısıyla her iki kavram da tanımı yapılabilir sabit kavramlar değiller. İsteğim, hiçbirimizin bu standartların oyununa gelip kendisinin başarısız olduğunu düşünmemesi ya da bir şeyi başaramamış hissini yaşamaması.

Kamer Yılmaz Sad Talks devam edecek mi? Neler hedefliyorsun?
Selin Gürgün
Devam edecek. Yeni hikâyeler toplayarak yepyeni bir Sad Talks için hazırlıklar yapıyoruz şu anda.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 96. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.