Bağlamsal içerik ve segmentasyon

Gerek “Sosyal Kimlik Teorisi” gerekse “Kimlik Teorisi”, ‘ben’i oluşturan kimlik olgusunu bir anın değil sürecin içinde kavramsallaştırır. Sosyal kimlik teorisi, süreci kendini kategorileştirme olarak nitelerken, kimlik teorisi kimlikleştirme olarak adlandırır.

Günümüzde birçok farklı ulus, kültür, cinsiyet, dil, din, ırk, ruh hali, hobi, tüketim tercihi, jenerasyon, sağlık, eğitim, alım gücü üzerine kimlikler inşa ediliyor. Bu kimliklerle segmentler çeşitleniyor, içerik ve ürün farklılaşıyor.

Bağlamsal içerik, o haberle ilgili diğer haberler, habere yazılan yorumlar, haberin etkisi, varsa sesli veya videolu multimedya unsurlarıyla desteklenmesi, ilgilendiği haber türüne göre ilişkilendirilmiş veya küme analizlerine göre ilgileneceği düşünülen haberle bezenecek bir derinlik kazanıyor.

Konu haber ise en iyi derinleştirme, haberi yazan editörün zekasıdır.

Segmentasyon ve o an taşınmak istediği kimliği merkeze alan kişiselleştirme ise bu derinliği kazandırmak adına arkadaki algoritmaların okur lehine doğru çalışması için gereklidir. GDPR ve KVKK güvenceleri dışında, internet medyasının da doğru hizmeti, doğru anda, doğru kimliğe sunması için şeffaflıkla ve okur tercihlerine sunarak mümkündür.

Okurun istediği gün ve saatte habere ulaşması, bildirimler alması, istemediği haberlerin bildirilmemesi, arama motorlarından ihtiyaca uygun sonuçların getirilmesi, sosyal mecralarda hızlı, konuşulan ve ilgi türüne uygun içeriğe ulaşması yüksek teknolojili yatırımlar sayesinde mümkün oluyor.

Bunun için büyük veri yönetimi, ihtiyaçları karşılayan bulut hizmetleri, makul giderlere sahip veri madenciliği, hız odaklı reklam teknolojileri, doğru UX analizlerinden süzülmüş filtreleme, navigasyon, anket, şikâyet yönetimi, CRM vb. çözümler internet medyasının ürün, teknoloji, partner, hukuk, IK ve editör kadrosunun dönüşümünü sağlayan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

Okuru tekrar siteye getiren, hiç aklında yokken bile, okurunu tanıyan teknolojiler sayesinde sitede veya -şimdilik- yazılı, görsel, videolu veya sesli içeriklerden oluşan, e-posta, sms, mobil uygulama veya web bildirimleri gibi, kısacası herhangi bir ergonomik geometrik formla “maksimum fayda” edinimine erişmesi gerçekleşiyorsa, ilişkisel pazarlama dinamiği doğru kurulmuş oluyor.

Reha Başoğul

IAB Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 112. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.