Amacımız bacalı sanayi kültürünü değiştirmek

Günümüzde marka yönetimi çok talep görmekle birlikte, markaları yönetecek insan kaynağının seçiminde de beklentiler yüksek. Sektörde çalışanlardan psikoloji, sosyoloji, istatistik, strateji, pazarlama, finans, iletişim, görsel tasarım, bilgi teknolojileri gibi sosyal, yönetimsel ve mühendislik bilimlerinden karma bir donanıma sahip olmaları bekleniyor.

Sabancı Üniversitesi’nin Reklamcılık Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü Marka Pratiği Yüksek Lisans Programı ise sektördeki bu ihtiyacı gidermeye yönelik. Marka Pratiği dalında yüksek lisans yapmayı düşünenler ve programı daha yakından tanımak isteyenler için, Sabancı Üniversitesi Marka Pratiği Yüksek Lisansı Program Direktörü Ayşegül Molu ile konuştuk.

Onur Özgen Marka Pratiği Yüksek Lisans Programı’nın yaklaşık bir senelik bir geçmişi var. 2015 senesindeki programa olan katılımdan memnun musunuz? Bundan sonraki beklentileriniz neler?

Ayşegül Molu Bugün dünyanın en değerli şirketleri arasında katma değerli üretim yapan kuruluşları, yaratıcılıkla-inovasyon-teknolojiyle farklılaşan şirketleri görüyoruz. Oysa ülkemizde “bacalı sanayi” kültürü var, amacımız bunu değiştirmek. Marka Pratiği yüksek lisansı olarak marka ekonomisine yetişmiş insan gücü kazandırma hedefindeyiz. Katma değerli üretime, yeni ekonomiye, markalara dikkat çekmek istiyoruz. İlk dönem öğrencilerimiz arasında pazarlama satış odaklı çalışan genç yöneticiler kadar, şirketlerinde inovasyon için çalışan liderler, aile şirketlerinde markalaşmayı yönetmeye aday gençler de var..Bu zenginlik tam da amaçladığımız şey. Evet, Marka Pratiği YLP’nin gelişiminden son derece memnunuz.

Onur Özgen Amaçlarınız arasında “marka ekonomisine yetişmiş insan kaynağı kazandırmak” bulunuyor. Bu noktada şu ana kadar gerek programınızı tamamlayan isimlerden gerekse markalardan aldığınız geri dönüşler nasıl? Programınıza katılan ve destek veren birçok marka da var. Programa olan katkıları nasıl? Önümüzdeki dönemde bu markaların sayılarının arttığını görebilir miyiz?

Ayşegül Molu Öğrencilerimiz bize şunu sıkça söylüyor, iş yaşamında 10 yılda kazanabileceğimiz bir deneyimi burada 10 ayda elde ediyoruz. Ben de buna inanıyorum, son derece yoğun ve action learning denilen sistemi iyi işleten bir program tasarladık. Procter and Gamble başından beri programa inandı, müthiş bir katkı sağladı. Ipsos bilgi ortağımız olarak içerik sağladı. Hürriyet Gazetesi başta, Turkcell, Mavi Jeans, TeknoSA, Rebul gibi onlarca Türk markası içerik, bilgi ve paylaşımda bulundu. Programa değen tüm markalar ve yöneticilerin ortak düşüncesi, marka yönetmenin temel ilkelerini olduğu kadar, fmcg’den B2B’ye varana dek geniş bir alanda marka yönetiminin ortak ve farklı ilkelerini, bilgi ve beceri setini öğrencilerimize sunuyoruz. Her alanda tüketici/müşteriyi anlamak programımızın önemli bir çıktısı. Yola koyulurken önemsediğimiz bir başka unsur, marka pratiği ekosistemi yaratmaktı. Markalar, öğrenciler, mentorlar, akademisyenlerle hep birlikte ve birbirlerinden öğrenen bir topluluk olmayı başardık.

Ayşegül Molu

Onur Özgen Programa başvuranlarda lisans eğitimlerini tamamlamış olmalarının yanında en az iki yıllık iş deneyimlerinin olması şartını da arıyorsunuz ve kontenjanın sadece %10’u yeni mezunlara ayrılıyor. Bunun nedeni neydi? Bu başvuru şartlarında ve kontenjanlarda bir değişiklik olacak mı?

Ayşegül Molu Yeni mezunlara kısıtlı kontenjan ayırmak bilinçli bir karardı. Aynı bakış açısını koruyoruz. Marka Pratiği YLP temelde 3-5 yıl deneyimli genç profesyoneller için bir yüksek lisans. Ancak, bu dönem üretim sistemleri/endüstri mühendisliğinden yeni mezun 6-7 öğrencimiz vardı. Mühendis mezunlar için marka alanının önemli fırsatlar içerdiğini düşünüyorum. Yeni ürün geliştirme ve proses yönetme bilgisini haiz bu disiplinden, iyi marka yöneticisi çıkıyor. Marka Pratiği yüksek lisansı onlara eğitimleriyle kazanmadıkları tüketici/içgörü boyutunu kazandırıyor. Başvuru şartları ve Temmuz ayına kadar geçerli bazı özel koşullarla ilgili bilgiler internet sitemizde mevcut – www.markapratikleri.sabanciuniv.edu

Onur Özgen Önümüzdeki akademik yılın bir önceki yıldan farkları neler olacak?

Ayşegül Molu Action learning dediğimiz paradigma güçlenerek sürecek. Markalarımızın sayısı artacak. Pazarlama 3.0 isimli bir ders programımıza eklenecek. Geçen dönem başladığımız, bootcamp denilen kompakt derslerin notlarını e-kitap haline getirerek, dijital yayınları artıracağız.  Ayrıca Ipsos ile birlikte özel bir araştırma yürütüyoruz, bunun sonuçlarını da sektörle paylaşacağız.

Onur Özgen Platformunuzun en büyük hedeflerinden birinin de küresel Türk markaları yaratılmasına destek olmak olduğunu biliyoruz. Marka Pratiği Platformu olarak Türkiye’nin küresel markalar pazarında attığı adımları nasıl buluyorsunuz?

Ayşegül Molu “Bacalı sanayi” anlayışı bitmeden, hakikaten yaratıcı ve farklılaşmayı hedefleyen bir nesil harekete geçmeden küresel markalarımız olması olanaksız. Prof. Dr. Salih Tamer Çavuşgil Marka Pratiği Açılış Konferansı’nda Born Global adlı kavram ve çalışmasını bizlerle paylaşmıştı. Tamer Hocamız ABD’de bu çalışmayla son derece prestijli bir ödül olan 2014 JIBS Decade Award’u kazandı. Born Global’in genç yöneticiler, girişimciler için önemli bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Artık küresel doğan işletme diye bir gerçeklik var. Peşine düşmemiz gereken bu…

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.