Audi tarihinin en büyük dönüşümü başladı

Otomobil kullanmadan geçirdiğim ilk otomobil lansmanında Audi’nin başlattığı büyük dönüşüm hareketine tüm detaylarıyla tanık olma fırsatı yakaladım. Audi Summit 2017, otomobilin ve Audi’nin geleceğine dair önemli ipuçları veriyor.

Bu ayki kapak konumuz reklam ve pazarlama endüstrisinde yapı taşlarının değiştiği geçiş dönemi ile ilgiliydi. ​“Peki ya marka​la​r bu ara dönemde neler yapıyor​?”​ ile ilgili çok çarpıcı bir örneğe​,​ geçtiğimiz günlerde Bar​s​elona’da düzenlenen ‘Audi Summit’te rastladık. ​Etkinlik, b​ugüne kadar yapılagelen lansman ve pazarlama strateji​l​erinin​; ​günümüz​ün​ ve gelece​ğin​ teknolojik gelişmeleri​​, dijital ve yeni tüketici alışkanlıkları merkeze al​ına​rak ​nasıl yıkılabileceğinin ilk örneği olması sebebiyle tarihi bir önem taşıyor. Audi bana göre ‘quattro’ teknolojisini otomotiv endüstrisine kazandırdıktan sonra devrim niteliğinde yeni bir ‘dönüşüm hikayesi’ ile oyunu değiştirecek gibi gözüküyor.

1980’lerin ortaları… Yer spor ve sergi sarayı… Çocukluğum ve ilk otomobil fuarı deneyimi. Hala negatiflerde fotoğrafını arşivimde sakladığım aynı zamanda da zihnime kazınmış kareler. Unutmak ne mümkün… Sonrasında Hilton Sergi Sarayı, Autoshow, ufak ufak yurtdışı otomobil müzeleri derken Frankfurt, Cenevre ve Paris Otomobil Fuarları… Yıllar geçtikçe gelişen bol ışıklı, mankenli dev stantlar, derken ihtisas fuarları, motorsport show’lar, Los Angeles – Detroit Motor Show ve niceleri. Düşününce gitmediğim fuar ve lansman kalmamış. Bir diğer yanda da küçük showroom’larda kuyruklarla, sırayla satılan otomobillerden dev plazalara adreste otomobil testlerine kadar gelişen bir süreç… Hiç unutmuyorum ilk gittiğim fuarda değil otomobile dokunmak, etrafı bariyerlerle çevrili korumalı barikatları aşıp otomobilin fotoğrafını çekebilmek bile büyük olaydı.

Otomobil fuarlarının gelişimi malum gittikçe cazibesini kaybediyor. Aynı anda yapılan onlarca lansman, basın günlerinde bile hınca hınç dolan stantlar, mesajların birbirine karıştığı, yüksek ışık ve sesler, kimi zaman otomobillerin önüne geçen cazibe ve güzellikteki mankenler (lansmanı yapılan modelin hatırlanmadığı, sadece dünyaca ünlü top model ve genel müdürlerinin görüldüğü basın lansmanları), broşürlerin yerini USB bellekler, video içerikleri ve mobil aplikasyonlar aldıkça fuarlar gittikçe sevimsizleşmeye başladı. Hedef kitlenin deneyim beklentileri değiştikçe fuarlar bu odaktan uzaklaşmaya başladı. Medyanın da bu bilgi bombardımanından sadece ‘ilişkiler’ düzeyinde haber çıkartmaya başlaması ya da hangi markanın davetlisiyse o markaya özel haber yapmasıyla son birkaç senedir kısır bir döngü içerisinde devam ediyor. Markaların da gazeteci davet etmekten vazgeçer hale geldikleri bir dönemde daha farklı yöntemler kaçınılmazdı. Otomotiv dışında teknoloji, inovasyon, yaratıcılık, dijital, mobil ve daha birçok alandaki konferans, seminer, summit vb. etkinlikleri hem takip eden hem de organizasyonlarını yaptığımız için konunun oldukça içindeyiz.

Tüm bunların konuşulduğu hatta ne yapabiliriz diye projelendirdiğimiz bir sırada Audi Türkiye Genel Müdürü sevgili Gino Bottaro’dan bir telefon geldi. Oldukça heyecanlıydı zira bundan 2-3 sene önce içerik dünyasının geleceği, yeni pazarlama trendleri konusunda başının etini yediğim bir dönemde katıldığı global marketing toplantısından çıkar çıkmaz önümüzdeki dönemde Audi’nin bambaşka bir pazarlama stratejisi ile ‘oyun kurallarının değiştireceği’ sinyallerini üstü kapalı da olsa vermişti.

Günümüzdeki ‘game changer’ tabiri tam olarak bu şekilde. Herkesin yaptığını değil yapılamayanı yapmak, klişelerden, vasattan ve sürekli tekrardan uzakta, hedefler doğrultusundaki stratejik planlamayı tüm süreçlere entegre ederek, tasarım aşamasından kullanıcı deneyimine kadar olan süreçleri bütünleşik düşünerek ortak akıl ve kültürü yaratmak, tüm paydaşlara doğru yöntemlerle içselleştirmelerine olanak tanıyacak somut faydalar ortaya koymak ve bunları yaparken de bambaşka bir yol izlemek… Biliyorum uzun bir cümle oldu ama 11 Temmuz’da Barselona’da katıldığım Audi Global Summit’te geçirdiğim bir gün boyunca gördüklerim karşısında hissettiklerimin tam karşılığı bu şekilde… Audi AG bu serüveni ‘Dijitalleşme, Şehirleşme ve Sürdürülebilirlik’ başlığı altında ‘Audi tarihinin en büyük dönüşümünü başlattı’ olarak müjdeledi.

Peki Audi Summit’te neler oldu?

Audi bu organizasyona müthiş hazırlanmış ve çok akıllıca bir strateji kurgulamış. Dünya çapında medya, trend setter, early adapter ve opinion leader olarak tanımlanan kitle ve beraberinde Audi’nin dünyadaki tüm distribütörlerinin genel müdür, satış ve pazarlama sorumlularından oluşan 2000 kişilik bir davetli kitlesi. Bunun dışından yönetim kurulu başkanından üretim sorumlusuna kadar neredeyse tüm Audi tepe yönetimi ve ilgili mühendisler Audi summit’de bilgilendirmek üzere hazır bulundular.

Audi Summit bugüne kadar görmediğim detay ve mükemmellikte hazırlanmış bir görsel şölen; video mapping gösterisiyle başladı. Neredeyse iki saat boyunca Audi’nin üretimde bulunan tüm segmentlerdeki otomobillerinin bu görsel şölene adeta birer canlı oyuncu olarak katıldığı; Audi Sport’tan Walter Rohl’ün de katılımı ile Dünya Ralli ve Pikes Peak Tırmanma Şampiyonu Audi Sport Quattro S1’den Le Mans’ı kazandığı otomobile, geleceğin otomobilli E-Tron’dan Formula E otomobili ve daha nice modelin yer aldığı kareografi nefesleri kesen bir akışla devam etti. Audi Summit’in sunucusu ise CBS kanalının dünyaca ünlü ‘Big Bang Theory’ dizisinde Dr.Rajesh Koothrappali karakterini canlandıran Kunal Nayyar idi. Sempatik sunucunun bu etkinlikte yer alması bile çok ince mesajlar içeriyordu. Sırasıyla Marc Lichts (Dizayn Şefi) ve Mattijs Van Tuijl (İç Mekan Tasarım Şefi), Peter Mertens (Teknik Gelişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi) sahne aldı ve sayfalarımızda yer alan yenilikler ile ilgili en yetkili ağızlardan mesajları verdiler ve son olarak Audi AG Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Prof. Rupert Stadler ‘simplifying-connecting-unexpected’ mottoları ile yeni Audi A8’i ‘The New Premium’ olarak anonsladı. Aklıma kazınan ana mesaj, Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Dietmar Voggenre’nin şu sözleriydi; ‘Audi is a premium car company transforming into a premium digital car company’. Mesajın özü şu şekilde; biz dijitalleşme, teknoloji, mobilite, sürdürülebilirlik, şehirlileşme (urbanization) ve benzeri kavramları otomobile sonradan eklenen donanım veya özellikler olarak değil, tüm tasarım-üretim-pazarlama süreçlerine entegre ederek bu konudaki hazırlıklarımızı tamamladık ve bugüne kadar görülmemiş bir lansman yöntemi ile dünyaya anlatmak üzere tüm ekiplerimizle karşınızdayız.

Bu yöntemin arkasında ne kadar akıllı bir strateji olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bir otomobil fuarında aynı anda yüzlerce lansman, yeni model, özellik, bülten, basın toplantısı, spotlar, ışıklar, gürültü içerisinde hedef kitle (doğruluğu tartışılır) ile buluşup doğru mesajı anlamalarını ve yaymalarına hizmet etmek mi yoksa Audi Summit’teki gibi aylarca hazırlanıp, dünyanın en merkezi turizm destinasyonlarından, hub şehirlerinden biri olan Barselona’da doğru mesajı birebir anlatabileceğiniz kitleye tüm ekibinizle hazır bulunup sadece bu markaya odaklanmanızı sağlamak mı? Cevabım kesinlikle Audi’nin izlediği yol olacaktır ve bu konuda görüştüğüm birçok uluslararası katılımcı benimle aynı fikirdeydi.

Yaklaşık iki saat süren ve son bölümünde ‘New Premium’ olarak lanse edilen yeni Audi A8’in robot eşliğindeki sunumuyla lansmanı yapılarak katılımcıları tam anlamıyla ‘silkeleyen’ bir show sonrası geçilen ‘deneyim alanında’ anlatılan tüm yenilikler bu kez mikro detaylardaki bilgilendirme bölümleri ile bizleri bekliyordu. Öyle ki 2000 davetli ile ilgilenen bir o kadar Audi AG yetkilisi de sorularınıza cevap vermek için en düzey şekilde temsil ediliyordu. Basit sorularınıza bile cevap veremeyen süper güzel modeller yerine ilgili mühendisler tüm sorularımızı cevaplandırdı. Kafanızı çevirdiğinizde bir yetkilinin otonom sürüş ya da yenilenebilir enerji kullanılan motor teknolojiyi anlatıyor olmak için yanı başınızda olması hissiyatı çok değerli.

Audi’nin vaadi olan “Vorsprung”, mevcut durumla hiçbir zaman yetinmemeyi, daha iyi çözümler bulabilmek için süreçleri daima sorgulamayı amaçlıyor. Vorsprung, markanın müşterilerine daha fazla özgürlük verme arzusunun da bir ifadesi.

Audi Summit sonrasındaki hissiyatımı ‘dayak yemiş’ gibi özetlemek mümkün. ‘Dayak’ kelimesini negatif anlamından ziyade kendi adıma ‘geleceğin teknolojilerinin uzakta değil içerisinde olduğum’ hissiyatıyla kendime, hayatıma, işlerime, aileme, ülkeme bu bilgi ve yenilikleri nasıl anlatabilir ve yayabilir, içselleştirebilirim kaygısı ile silkeledi anlamında kullandım.

Neredeyse herkesin ‘Artificial Intelligence’, ‘Machine Learning’, ‘Internet of Things’, ‘Big Data’, Sürdürülebilirlik ve Çevre Duyarlılığı, Robot Teknolojileri, Otonom Sürüş, Mobilite, ‘Urbanisation’, ‘Virtual Reality’, Dijitalleşme ve daha birçok yeni ve trend olan kavramları çokça hatta hunharca kullandığı bir dönemde Audi’nin bu kavramları sadece sempatik ve popüler teknolojik-pazarlama jargonları olarak kullanmak yerine tüm süreçlerinde içselleştirmiş olduğuna somut ürünler ve konularına hakim kurum temsilcileri ile birlikte bu havaya solumak ve heyecanlarına ortak olmak paha biçilmez bir deneyim olarak kişisel hafızama, tam olarak Audi’nin planladığı şekilde kazındı.

Audi Türkiye Genel Müdürü sevgili dostum Gino Bottaro ve Pazarlama Müdürü sevgili Mustafa Uluer bu vizyonu ülkemize yayma ve taşıma anlamında çok doğru isimler olarak kendi mesajlarını da sayfalarımızda verme nezaketini gösterdiler, kendilerine hem bu sebeple hem de Audi Summit’i yakından takip etme imkanı bulunan 2000 özel kişinin arasına beni ve temsil ettiğim mecraları da soktukları için teşekkür ederim.

Muhtemelen tıpkı yazının girişinde aklıma kazınan katıldığım ilk fuarda olduğu gibi yıllar boyunca bu summit’den sık sık bahsedeceğim gibi gözüküyor. Audi çıtayı çok yükseğe koydu. Eminim diğer otomotiv markaları da benzer hazırlıklar içerisindedir. Gelişmeleri takip etmeye devam edeceğim.

Otomobil kullanmadan otomobil lansmanı tecrübesini yaşamak güzeldi.

Sevgiler.

Ömer Erdem

Lift Content Factory Kurucusu

 


Audi Türkiye’den isimler Audi Summit’i değerlendiriyor:

Gino Bottaro

Audi Türkiye Genel Müdürü

Audi Summit etkinliği Audi markasının kendini Premium Dijital Otomobil üreticisi olarak tanımladığı, yeniliklerini ortaya koyduğu ve geleceğini gösteren çok önemli bir organizasyon oldu. 2025 stratejilerine temel teşkil eden “Dijitalleşme”, “Sürdürülebilirlik” ve “Şehirleşme” ana trendlerine olan yaklaşımları ortak bir platformda paylaşıldı.

Zirvede, tüm süreçlerinde, müşterilerinin hayatlarını kolaylaştırmayı amaçlayan, onlara kendilerine ayıracakları zaman yaratacak, çevreleriyle bağdaştıracak ve onlara sürdürülebilir çözümler ve benzersiz deneyimler sunacak çalışmalar gerçekleştirmeyi hedefleyen bir Audi markası gördük. Bunu da “Audi.Vorsprung.”la, yani müşterilerimize her zamankinden daha fazla odaklanma ve pazarın diğer oyuncularından daha fazlasını sunma olarak açıklayabiliriz.

Audi A8’in dünya prömiyerinin yanısıra, markanın diğer teknolojik kilometre taşlarını da tecrübe etme olanağının sunulmuş olmasıyla da ayrıca önem arz ediyor. Bunlardan en önemlilerinden birinin ‘OTONOMİ’, ‘ZEKA’ ve ‘YENİLİK’ gibi kavramları ifade eden ‘Audi AI’ olduğunu söyleyebilirim. Audi AI, yapay zekanın yardımıyla sürücü ve yolcuların hayatını kolaylaştıracak ve daha güvenli yolculuklar sağlamayı hedefliyor. Yapay zekanın uygulanması, Audi’nin hem ürün hem de tüm değer zinciri için yeni bir performans boyutunu da ortaya koyuyor. Markanın tüm süreçleri dijitalleşiyor: Ürün geliştirmeden sanal gerçekliğe, akıllı robotlarla yönetilen fabrikaya ve en yeni dijital teknolojiyle satışa kadar.


 

Mustafa Uluer

Audi Türkiye Pazarlama Müdürü

Audi’nin 100 yıla varan geçmişine baktığınızda inovasyonun ne kadar büyük bir önemi ve rolü olduğunu görebilirsiniz. İlk seri üretim dört tekerlekten çekiş sistemi “quattro” başta olmak üzere, birçok teknolojik yenilik, markayı bugünlere getirdi. Yıllardan beri değişmeyen “Vorsprung dürch Technik” yani “Teknoloji ile bir adım önde” felsefesiyle, Premium otomobil segmentinin sadece önemli bir oyuncusu değil, standartları belirleyen, öncü markası oldu.

Dijitalleşmenin hayatımızın her alanında kendisini yoğunlukla hissettirdiği günlerden geçiyoruz. Bu durum sadece otomotiv sektörünü değil, her iş adımını etkiliyor. Dijitalin ana akım sektörlere olan yansıması, dijital ile otomotiv gibi çok geniş etki alanı olan sektörler arasındaki geçirgenlik ve etkileşim olarak karşımıza çıkıyor.

Audi kendisini, Premium dijital otomobil markası olarak tanımladı. Bu sadece yeni model geliştirmeyi kapsamıyor. Otomobil değer zinciri içerisinde olan tüm süreçlerin; iletişim, tasarım, üretim ve tüketicilere yönelik geliştirilen hizmetlerde dijitalleşmeyi temel itici güç olarak kabul ediyor. Bunun en kapsamlı ve yalın öngörüsünü Audi Summit’ te beraberce deneyimledik. Yapay zeka, derin öğrenme konsepti, insan ve robotların üretimdeki iş birliği, sanal showroomlar, sanal gerçeklik gözlükleri ile model oluşturma gibi en yeni teknolojileri gördük.

Audi Summit’te beni kişisel olarak en etkileyen şey, Audi’nin dijital dönüşümü otomobilin ötesinde içselleştirirken, sürekli gelişen şehir ve sistemlerde, kullanıcıların yaşam kalitesi ve sürdürülebilirliğe odaklanması oldu. Böylelikle otomobil artık sadece mobilite sağlayan bir araç olmaktan çıkarak, yaşam kalitesini artıran ve tüm ekosistemle etkileşim yapabilen bir değer haline geliyor. Audi Summit, bütün bunların tek bir platforma indirgenmiş gövde gösterisi. Etkileyici olmasının temel nedeni de bu bence…

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.