Arkası yarın

Radyo denince aklıma ilk olarak 1993 senesinde kapatılan özel radyolar için açılan “Radyomu İstiyorum” kampanyasına Başbakan Tansu Çiller’in destek vermesiyle mecranın hayata geri dönmesi gelir.

Bir de aynı senelerde sesini sadece radyodan duyduğum Cem Ceminay’ın radyo çıkışında arabasını durdurup tanışmam.

Radyolar zamanında, gerek içerik gerekse gelir anlamında çok güzel dönemler geçirdi. Yerel, bölgesel, ulusal radyolar medya tüketiminde yüksek pay sahibi oldular.

Ancak değişen ve dönüşen medya ortamına hızlı tepki verememeleri, hem gelir hem de dinlenme anlamında radyoları zayıflattı. Radyonun doğası da bu yeni tür medya tüketimine uygun değildi.

Mecradaki adetsel artış sadece radyoların değil, tüm medyanın problemi, buna maalesef bir çözüm yok. Doğal akışta sonuçları beraberce göreceğiz.

Reklamverenler Derneği olarak sadece radyo değil; pazarlama iletişimi dünyasındaki dernek ve platformlara aktif olarak desteğimiz süregelmekte. Bu destek ekosistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi için de bir gereklilik.

Mecra, dernek veya platform olarak her birinde yapısal dönüşüm ve samimi bir sinerjinin çözüm olacağına inanmaktayım. Ölçüm konusu ise sektörün kanayan yarası. Keşke ortak ölçümle ilgili yapıcı bir adım atılsa ve mecra bazında maliyet yükünü azaltan yöntemler bulunsa, dijital ölçümleme için birlikte adım atılsa.

Bir sektör profesyoneli ve aynı zamanda RİAK Yönetim Kurulu üyesi olarak benim görüşüm, radyoların en başta gelirlerine sahip çıkmaları, ortak ve dijital ölçüm için diğer mecralarla bir araya gelmeleri, kendi aralarında samimi bir birliktelik, sinerji yakalamalarıdır. Pandemi dönemindeki Radyo Türkiye projesi ve URYAD’ın reklamverenler için ortak projeleri güzel bir başlangıçtır.

Reklamveren tarafındaysa radyoya verilecek desteğin kalitesini arttırmak en önemli konudur. Radyonun hakkettiği reklam brief’i son zamanlarda neredeyse hiç verilmemiş, reklam ajansları da müşterisine sadece radyoya özel spot veya proje üretmemiştir.

Çuvaldızı hepimize birden batırmanın zamanı gelmiştir. Türkiye’ye ait, ulusal bir mecrayı korumak ve kollamak hepimizin görevidir. Radyonun değerini hayatımızdan bu rengin gittiği gün anlamamak dileğiyle…

Alkan Eraltan

RVD Yönetim Kurulu Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.