Ali Akkın: “PR ajansları değişimin fikirsel önderleri olacak”

PRactice Communication Management Kurucu Ortağı Ali Akkın değişen halkla ilişkiler dinamikleri ve PR 2.0 hakkında konuştu.

Güncel bir araştırmaya göre, PR’ın ana güdümleyicisi haline gelen dijital dönüşüm ve sosyal medya, PR ve pazarlama arasındaki yakınsamayı artırıyor. Diğer yandan PR’ın kendi değerini göstermesi için müşterinin iş hedef ve sonuçlarına somut katkısını ortaya koyması gerekiyor. Araştırmada PR şirketlerinden en büyük beklenti olarak öne çıkan stratejik yetkinliğin özü de bu.

Ön sırada yer alan diğer beklentiler, hem dijital hem de diğer platformlarda içerik becerisi, veri güdümlü içerik yönetimi, sosyal dinleme (takip değil), çok mecralı dijital öykü anlatımı, odaklı fikirlerle değer katılan etkinlikler ve sponsorluk çalışmaları, hatta pazarlama fikirleri ve hiç kuşkusuz, hem basın mensubu ve blogger, hem de okuyucuları ve takipçileri açısından anlam ifade eden haber/içerik çalışmaları olarak sıralanıyor.

Diğer yandan, PR’ın gündemindeki asıl konunun, müşterimizin işine ve bunların toplumsal dinamiklerle örtüşmesine odaklanıp, ilişki mimarisi için gerekli iletişim öykülerini kurgulayabilmek olduğunu görmeliyiz.

 

Müşterileri için sadece basın bülteni yazıp mecra ayrımı gözetmeden gönderen PR ajanslarının olduğunu biliyoruz

Yaşanan değişim sadece PR sektörüne özgü değil, tüm iş kolları için geçerli. “Üret – Sat” ezberi artık geçerli değil. Bugün her sektörde, her boyutta şirketin, “Anlamak, çözüm üretmek ve değer katmak” üzerine odaklanması gerekiyor.

Müşterileri için sadece basın bülteni yazıp mecra ayrımı gözetmeden gönderen PR ajanslarının olduğunu biliyoruz. Bu kurumların çağa ayak uydurmak için nasıl bir bakış açısı değişikliğine ihtiyacı var?

İş dünyasında sürdürülebilir bir şekilde var olmanın yolu, kendi stratejilerinizi belirlerken odak noktasında kendi ürün ve hizmetlerinizi değil, müşterilerinizin beklenti ve ihtiyaçlarını koyabilmekten geçiyor. Dünya genelinde ve tüm sektörlerde olduğu gibi, ülkemiz PR sektöründe de bu dinamiğe uyum sağlama becerisi değişkenlik gösteriyor.

Öte yandan, bir şeyleri farklı yapmaya çalışırken, müşteriye fazladan maliyet ve risk yüklememek; yetkinliği ve operasyonel mükemmellik odağını sürekli geliştirebilmek gerekiyor. Bunu yapabilen PR ajansları kendini yeniliyor. İş dünyasının bu yenilenme üzerindeki farkındalığı geliştikçe, talebin arz üzerindeki düzenleyici etkisi, kendisini daha fazla gösterecektir.

Multi-disipliner bilgi birikimi ve bakış açısı geliştirmek

PR sektörünün, kurumsal ve pazarlama iletişimi yöneticileriyle masada otururken, onların yönettiği değer zinciri içerisindeki yerini ve katma değer potansiyelini net bir şekilde ortaya koyabilmesi gerekiyor. Böylece kattığı değerle ‘aranılan’ hale gelen uzmanlığa, müşteri nezdinde kabul görmesiyle ‘ödüllendirilen’ kimliği kazandırabilen PR ajansları, değişimin fikirsel önderleri olacak.

Bu dönemde, işinin odağına ezberlerini değil, müşterisine ve topluma katabileceği değeri koyan; multi-disipliner bilgi birikimi ve bakış açısı geliştirebilen, müşterilerinin işi hedeflerine nasıl somut katkı yapabileceklerini doğru bir şekilde ortaya koyabilen, müşterisinin iletişimini yönetmeye talip olabilen PR ajansları ön plana çıkacak.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 83. sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.