2016’da dikkat edilecek 7 trend

2016’ya sayılı günler kala AnalogFolk London’ın stratejiden sorumlu ismi Doug Baker, gelecek yıla damga vuracak trendleri listeliyor.

Yılın son günlerine yaklaşırken pazarlamacıların kendilerini iki şeye hazırlaması gerek. Öncelikle yılbaşı partilerini organize etmeliler ve ikinci olarak da kendilerine doğru gelen 2016 trendleri listelerine karşı dik durmalılar. Maalesef bu listelerin büyük çoğunluğu bilim kurgu filmlerine, gelecek yılın pazarlama planlarına oranla çok daha yakın duruyor.

Biz AnalogFolk’ta sizler için en mantıklı trendleri listeleyerek gelecek yıl öncesinde bir adım önde olmanıza yardım etmek istiyoruz. İşte karşınızda bu trendler:

1. Yenilenmiş sosyali keşfedin

Doğal döngünün sonuna geldik. Markalar Facebook’a ilk geldiğinde organik erişim yüksekti ve insanlarla etkileşime girmek için çok fazla zaman ve efor harcıyorduk. Fakat ödenmiş medya seçenekleri artıp organik erişim ufaldığı için sosyalin sadece içeriği içerik olarak üretip sunma riskiyle karşı karşıyayız. Markalar insani değerlerini korumak için çok daha fazla çalışmalı. 2016’da markalar sadece sosyal olmayacak ama daha sosyal bir şekilde davranacak.

 

2. Fikir önderi yükseliyor

Periscope gibi canlı yayın temelli sosyal platformların ve Snapchat gibi uygulamaların yükselişiyle markaların kitlelere erişmek için yeni fırsatları doğuyor ve seçenekleri artıyor. Sadece daha önce online bir etkinliğe güç veren bir fikir önderi (influencer) ile çalışın. Onların takipçileri, sizin ona güvendiğinizi düşünür. İkinci olarak da bu etkinliklerde şaşırtıcı deneyim geliştirmeye odaklanarak yaratıcı olun. Bu sayede doğal olarak insanların video ve fotoğraf yaratımına katkı sağlayabilir ve fikir önderlerinizin daha havalı görünmesini sağlarsınız. MTV’nin VMA Ödülleri’nde bu yıl yeni paylaşım uygulamalarının patlamasını gördük. Snapchat’te 12 milyon kişi izlerken bu rakam TV’de 5 milyonda kaldı.

 

3. Algoritmik verim

Herkes, markaların internet sitesi ya da Tumblr’larının olması fikrine alıştı. Aynısı yakın zamanda gerçek algoritmlerde de olacak. Bu da markaların tozlu veriyi marka varlığı olarak benimsemesiyle gerçekleşecek.

2016’da kendi algoritminizi yaratamıyorsanız bile yolculuğa başlamanın zamanı gelmiş olabilir. Veri bilimi ortağı bulup, sahip olduğunuz verileri analiz edip işe yarayacak üçüncü parti veriyi belirleyebilirsiniz. Bu iki veri topluluğunu bir araya getirerek işletme önceliklerinizi ve marka değerlerinizi anlayarak veri sayesinde şekillenen ürünleri üretmeye odaklanacağınıza karar verebilirsiniz.

 

4. Sahip olunan platformun hakimiyeti

İçeriğin yaşayacağı harika bir alan bulmak önemlidir. 2016’da birçok markanın internet sitelerini içeriğe göre optimize etmeye yönelik yatırım yapmasına kesin gözüyle bakıyoruz. Eğer bunlar arasında siz de bulunuyorsanız içerik odaklı sitenin üç kilit noktasına dikkat edin:

● İçeriği kolay etkileşime geçilir yapın.

● İçeriğin takibini kolayca yapacak bir İçerik Yönetim Sistemi (CMS) kullanın.

● Sitenizi, kullanıcıların ilgilerini çekecek şeyleri bulabilecekleri biçimde organize edin.

 

5. Tesadüf reklamcılığı

2015 programatik satınalmanın ana akım haline geldiği bir yıldı. Fakat yaratıcı dünya bunu takip etmekte yavaş kaldı. 2016’da hepimiz programatik yaratıcılığın nasıl olacağını düşünmeliyiz. Temelde bu yöntem bizim daha esnek ve modüler yaratıcılığa ulaşmamızı ve tek bir iletişimi benimsemememizi sağlar. Davranışsal ipuçlarını kullanmamıza ve ‘sadece müşterinin istediği’ reklamlara imkan tanır. Tesadüfü mühendisleştirmek gerek.

 

6. Basit, yönlendirilmiş tüketim

Günümüzde, dünyada çok fazla şey oluyor. İzlenecek videolar, seçilecek kahveler ve kişiselleştirilecek spor ayakkabıları. İnsanlar eşyalarını kişiselleştirmeyi severken markalar buna dikkat etmeli ve ağırlıklı olarak yönlendirmeye ve basitleştirmeye odaklanmalı. Birçok marka seçenek yerine basitliği benimsediği için başarıya ulaştı.

 

7. Her şey mobilde

2016, mobilin günlük hayatımıza daha da girdiği bir yıl olacak. Bütün dijital işlerinizi ve içeriğinizi websiteleri yerine akıllı telefonlardan incelemeye başlayacaksınız. Her şey 27 inçlik bir Mac ekranında ya da konferans odasındaki büyük ekranda şahane görünebilir, fakat gerçek dünyada kullanıcının telefonunda nasıl görünür? Toplantılar sırasında biraz daha fazla zamanınızı alabilir ama en sonunda daha faydalı bir sonuç ortaya çıkar.

Doug Baker

AnalogFolk London 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Aralık 2015 tarihli sayısında yayınlanmıştır. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.