Şov yapmak ya da yapmamak

 Yazarlar 31 Mart 2015 Yiğit Turhan

Geçtiğimiz moda haftalarına bakacak olursak birçok önemli markanın “çılgın”, “uçuk” veya “görkemli” olarak tabir edebileceğimiz şovlara imza attığına şahit olduk. Bunlardan en akılda kalanları şunlardı:

Dolce&Gabbana’nın hamile modelleri

Zamanında reklam kampanyalarını Steven Klein’e emanet eden ve sadece seks üzerine kurulu bir imparatorluğa sahip olan ikili birkaç sene için marka stratejisini tam tersine çevirip rotayı Sicilya’ya ve genel olarak “aile” kavramına çevirdi. Son defilelerini annelere adamakla kalmayıp, desen olarak çoğu elbisede Domenico Dolce’nin yeğenlerinin yaptığı resimleri kullandılar. Şov kısmına gelinceyse ellerini cimri alıştırmak bir kenara dursun, tam aksini yaparak modellerin çoğunu çocuklu olanlardan seçtiler ve hem anneleri hem de çocuklarını el ele podyumda yürüttüler. En çok gazete başlığınıysa hamile Bianca Balti topladı.

Chanel’in restoran dekoru

Karl Lagerfeld, insanları bu büyük Chanel şovlarına öylesine alıştırdı ki bir dahaki sefere düz beyaz bir podyum hazırlaması herhangi bir başka çılgınlıktan daha çok şaşırtabilecek belki de bizi. Birkaç sene içinde süpermarketti sanat galerisiydi her şeyi denedi. Bu sefer de “Brasserie Gabrielle” diye devasa bir restoran hazırlattı Chanel defilesi için. Öyle ki arka planda modellerin çoğu bildiğimiz restoran masalarında oturuyordu ve en ufak ayrıntıya kadar her şey düşünülmüştü; üzerine CC logosu eksik olmayan tabaklar bile vardı, siz düşünün bütçe ve hayal gücünü...

Wilson ve Stiller, Valentino sahnesinde

Her zamanki gibi herkesin beğendiği bir koleksiyonu gösterdikten sonra sahneye Owen Wilson ve Ben Stiller ikilisini yolladılar. Zoolander filminin ikinci bölümü şu an Roma’da çekiliyor ve Valentino’nun tasarım ofisi Roma’da diye arada bir bağ kurup bunu şovlarına taşıdılar. Üzerinde öyle özenle çalışılmış bir proje ki hemen ertesi günü Vogue Amerika Anna Wintour’ın Zoolander karakterleriyle sahne arkasında şakalaştığı ve selfie çektiği bir video yayımladı.

Saint Laurent’in görkemli sahnesi

Hedi Slimane’nın, Saint Laurent’in başına geldiğinden beri ilginç projelere imza attığının farkındayız. Özellikle iş şov kısmına geldiğinde kimse eline su dökemez gibi duruyor. Genelde Los Angeles’ta kimsenin duymadığı yeni yetme müzik gruplarına ulaşıp şov için özel müzikler yapmalarını istiyor. En son kullandığı Froth grubunun bir röportajda anlattığına göre Hedi henüz mükemmeliyete ulaşmadı diyerek müziği defalarca düzelttirmiş. Detaycı ve mükemmeliyetçi kişiliği ile markanın satışlarını artırmayı başardı kısa süre içinde. Geçtiğimiz Paris Moda Haftası’nda ‘İner misin Çıkar mısın?’ programındaki mekanizmayı andıran bir sahne kurarak, modelleri o metal yığını üzerinde dolaştırdı.

Bunun dışında ilginç sunumlar yapan daha küçük markalar bulmak da mümkün: Ümit Benan’ın birkaç sene önce İtalya’da kurduğu kahvehane, LVMH Prize’ı kazanamasa da Karl Lagerfeld’in ilgisini çekip bir anda ünlenen Jacquemus’un çıplak ayaklı ve kağıt maskeli modelleri, Yaz Bükey’in eğlenceli House of Drama ile yaptığı şovlar...

Kıyafet mi önemli şov mu?

Peki defilelerde şov yapmak ne kadar önemli? Nilüfer değil miydi “Hep aynı şov bu, şov yapma şov yapma, fark etmez anladık seni...” diye şakıyan? Şovların değil kıyafetlerin ön plana çıkması gerekmiyor mu bu haftalarda? Sanırım bu konuda en güzel yazıyı New York Times için Vanessa Friedman yazdı. Dedi ki bu görkemli ve bazen milyon dolarlık yatırımları bulan şovlar kıyafetlere odaklamamız gereken dikkatimizi dağıtıyor. Kaldı ki bu ürünler tüketiciye ulaştığında onlar tüm kıyafetleri önce şovla alakası olmayan mağazalarda görüyor, sonra da ne Brasserie Gabrielle’e ne de “İner Misin Çıkar Mısın?” setine benzemeyen evlerine götürüyorlar. O halde bu 10 dakika süren şovlar ne kadar önemli? Yapılan yatırıma değer mi?

Markanız henüz küçükse ve isminizi ön plana çıkarmak istiyorsanız tabii ki sizinle yarışan kişilerden farklı bir sunum yapmanız şart, fakat herkesin ismini bildiği bir markaysanız belki de yatırımlarınızı daha farklı biçimlerde değerlendirebilirsiniz. Siz ne diyorsunuz?

Yiğit Turhan

Gucci WW Sosyal Medya Stratejisti

@yigitturhan

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Nisan 2015 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -