Türkiye interneti ve mobili benimsemiş

AdColony Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgelerinden Sorumlu Genel Müdür Andrew French ile hem global hem de Türkiye’deki pazarları ve mobil reklam teknolojilerini konuştuk.

2009 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan Mobilike, AdColony çatısı altında Mart ayında birleşti. Yeni birleşme ile beraber de Mobilike kurucularından Volkan Biçer, sadece Türkiye’nin değil, 16 ülkenin daha sorumluluklarını üstlenmeye başladı. Bu yeni yapılanmayı, görev değişikliğini ve hem global hem de Türkiye pazarını AdColony Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgelerinden Sorumlu Genel Müdür Andrew French ile konuştuk.

Egemen Özten Bugün artık AdColony adı altında birleşiyorsunuz. Bu süreç geçen yıl başladı ve şu anda da devam ediyor. Yeni yapılanmanın nedeninden bahsedebilir misiniz?

Andrew French Tabii ki. Bunun iki nedeni var. Birincisi AdColony olarak isim değişikliği yapmamız, ikincisi ise kuruluşun içindeki yapı değişikliği. AdColony, 2014 yılında Opera Mediaworks adında bir şirket tarafından satın alındı. Ardından da Mobilike ile bir süreç başladı.

Aslında tüm oluşumları AdColony adı altında bir araya getirmemizin iki nedeni var:

Birincisi; pazarda bir kimliğe sahip olmak istiyorduk. Herkesin arkasında birleşebileceği ve mobil reklam alanındaki lider konumumuzu temsil edebilecek tek bir kimlik.

Bir diğer neden de ana şirketimiz Opera tarafından gerçekleştirildi. Tüm oluşumları birleştirebilecek bir isme sahip olmak istedik. AdColony adı altında buna sahip olduktan sonra da tüm gerek duyduğumuz şirketleri nasıl birleştirebileceğimiz üzerine çalışmaya başladık. Sonra en iyi insanlara, en iyi yeteneklere ve en iyi kreatiflere nerede sahip olduğumuza baktık.

Türkiye de Avrupa çapında güce sahip olduğunu hissettiğimiz bir bölgede. Bu nedenle üç kategori oluşturduk. Birincisi, Avrupa’nın ana ofisi olan Büyük Britanya’da, ikincisi ise Almanya’da diğeri de Türkiye’den yönetilen ve ‘gelişen pazarlar’ ismini verdiğimiz bölgeler. Gelişen pazarlar; İskandinav ülkelerini, Güney Afrika’yı, Orta Doğu’yu ve Türkiye’yi kapsıyor. Bunun sonucunda bu yapıyı kurduk ve Türkiye’yi de bu yapının merkezi olarak seçtik. Teknik, kreatif ve işletme takımlarının ne kadar büyüdüğünü göz önünde bulundurursak bu merkezin mükemmel bir şekilde büyümesine yardımcı olabileceklerini söyleyebiliriz.

Kamer Yılmaz Bu yeni yapılanma ile beraber hedefleriniz neler?

Andrew French Bizim için en önemli olan nokta kalite: Uygulamada kalite, reklam deneyimindeki kalite ve sunumdaki kalite. Kreatif açıdan mümkün olduğunca başarılı ve dikkat çekici olmaları için yardımcı olmayı istiyoruz. Bu yüzden tek hedefimiz mobil reklamcılıkta duruşumuzu yükseltmek ve sınıfının en iyisi olan kampanyaları sunmak.

Egemen Özten Yapılanma ile beraber Volkan Biçer’in de görev ve sorumlulukları da artıyor, bu yeni konumlamada kendisinden beklentileriniz neler olacak?

Andrew French Şirketlere sahip olduğunuzda aynı zamanda farklı liderlere ve farklı kişilere sahip oluyorsunuz. Volkan’da bulduğumuz şey, mobil reklamcılıktaki duruşumuzu yükseltmeyi ve başarı elde etmeyi değişmez bir şekilde yürütebilmesi ve buna olan tutkusu. Ama asıl tecrübesinden de kaynaklanan, yönetimde ve düzen sağlamada özenli olması. Yapılandırmada ve yönetimde çok güçlü. Bu yüzden de bana doğru bilgileri ve doğru verileri göndereceği konusunda ona güvenebileceğimi biliyorum. Yeni sorumluluklarıyla ona iki görev yüklüyoruz. Birincisi kalite çerçevesinde, Türkiye’deki kaliteyi diğer bölgelere de götürmek. Diğeri de faaliyetleri yürütmesi ve başarı elde etmek için hangi insanların, süreçlerin ve ürünlerin doğru olduğuna beni inandırması.

Kamer Yılmaz Her yıl söylenen ve vurgulanan öngörülerden biri de bu yıl mobilin yılı olacak. Gerçekten de mobilin yılı oluyor mu?

Andrew French Sıklıkla ortaya atılan bir soru bu. Kanımca buna cevap vermek de çok zor. Çünkü Avrupa’daki mobili nasıl sınıflandırdığınıza bağlı. Mobilin neden büyük olduğu ve neden büyük olmadığı hakkında ortaya milyonlarca istatistik çıkarabilirsiniz. Kuruluş olarak bizim için tartışmaya açık olan bir şey de mobil cihazların erişimde ayrıcalığa sahip olması. Akbank, Turkcell, Nike ya da Coca-Cola gibi bir markaysanız eğer tüketicilerinize erişmek ve bir bakıma olumlu bir davranışla onları etkileme arzusuna da  sahip oluyorsunuz. Bir reklam görüyorsunuz ve yaptığınız şeyin doğru olduğunu hissediyorsunuz; ardından da gidip bir kutu kola, bir çift Nike ayakkabısı alındığını görüyorsunuz. Reklamcılık aslında tam da bu. Mobil ile milyonlarca tüketiciye ulaşabilmek mümkün ve televizyon benzeri deneyimleri sunmak da yine mobil ile mümkün. Bunları bir araya getirdiğinizde de mobil aracılığıyla reklam yapan insanlar için devasa bir platform oluşturuyorsunuz. Dolayısıyla bu yılın mobilin yılı olup olmadığını söylemek zor. Ancak tüketicilerine ulaşmayı hedefleyen markalar için mobil kesinlikle çok önemli bir kanal.

Kamer Yılmaz Reklam engelleyicileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Andrew French Reklam engelleyiciler nispeten yeni bir fenomen. Reklam engelleyiciler konusunda oldukça rahatım. Çünkü reklam istemeyen insanlar markaları suçluyor. Reklam teknoloji şirketlerini suçlamıyorlar. Coca-Cola’nın bir reklamı dönerken onlar AdColony’nin bundan sorumlu olduğunu düşünmüyor, Coca-Cola’nın bundan sorumlu olduğunu düşünüyor. Ve önceki sorunuza verdiğim cevaba geri dönersek eğer markalar mesajlarını tüketicilerine ulaştırmak ve olumlu bir şekilde etki etmek istiyor ki marka hakkında olumlu düşünmelerini sağlasınlar. Kötü bir reklam da tüketicilerin marka hakkında olumsuz düşünmelerine neden olabilir. Tüketiciler bir deneyime maruz kalmayı sevmiyor. Ekranı geçmek istediklerinde ve bunu yapamadıklarında bu can sıkıcı süreci yaşamak zorunda kalıyorlar. Oysa ki teknolojiyi ve yaratıcılığı bir araya getirdiğimizde sevecekleri ve keyif alacakları gerçekten iyi tüketici deneyimleri sunabiliriz.

Egemen Özten Mobil dünyayı çok kullansak da reklam açısından hala bilinmeyenleriyle ve her yeni gün de yeni algoritmalarla şaşırtan bir dünya. Bu dünyada başarılı bir şekilde var olmak için neler yapıyorsunuz?

Andrew French Şu an yaptığımız planlar mobile öncelik vermek; ancak bunun sadece mobil olması gerekmiyor. Televizyonun nasıl çalıştığına bakıyoruz, mobille nasıl çalıştığına bakıyoruz. Bunlar birbirine yaklaşıyor. Ama şu anda olan şey bir çeşit mobil bağlı cihazların ikinci seviyesi. Ve Nesnelerin İnterneti, Connected Home, Apple TV, Apple Watch gibi internete bağlı şeyleriniz var. Bana göre bu bağlı cihazların sadece mobil ötesinde ikinci seviyesini ve bu ortamlarda güçlü tüketici deneyimlerine nasıl hizmet verdiğimizi ortaya çıkarıyor.

Egemen Özten Türkiye’yi mobil reklam teknolojileri konusunda nasıl değerlendiriyorsunuz?

Andrew French Türkiye’ye geldiğimde her zaman hayret ettiğim şey; insanların ne kadar üretken ve pozitif oldukları. Türkiye’de bulunan teknolojik ekibimiz işlerin yürümesini sağlamada ve sorunları çözmede o kadar muhteşem ki... Bu iş olmuyor, bunun çalışmasını nasıl sağlayabilirim gibi şeyleri dert etmiyorlar. Buradaki insanlar teknolojiyi oldukça benimsemişler, aslında burada olmamızın nedeni de bu. Ekibimizi burada kurmamızın nedeni teknik açıdan çok güçlü olmaları ve işlerin yürümesini sağlamaları. Bir ülke olarak Türkiye, çok yüksek seviyede interneti ve mobili benimsemiş. Ayrıca cihazların etrafındaki çok yönlülüğün yükseldiğini de görüyoruz. Bu nedenle bu açıdan çok güçlü olduğunu düşünüyorum. Önemli olan bu teknolojiyi kullanmak, harekete geçirmek ve ardından bu içeriği pazara getirebilme becerisi.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Nisan 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -