Sınırlar hayali çizgilerden ibaret

Polonya’da yaşayan ve her gün bir çizim ile karşımıza çıkan Fab Worqs’un arkasındaki isim Fatih Mıstaçoğlu, yurt dışı deneyimi ile ilgili merak ettiklerimizi yanıtladı.

Birkaç ay önce Instagram profiliyle dikkatimi çekti Fatih Mıstaçoğlu. Her gün çizebileceğini söyleyip Instagram’da her gün için bir çizim paylaşıyordu. Çizimler sempatik, renkler canlı, isim de Türkçe ama neden illüstrasyonlar üzerinde yazan yazıları anlamıyorduk ki? Türkiye’de yaşamıyor muydu?

Önce internet sitemizde yer verdiğimiz Instagram Profilleri’nde kendisini misafir ettik. Nazik ve mütevazı mesajıyla da tanışma fırsatı bulduk. Fab Worqs ismiyle çizimler yapan Mıstaçoğlu, Polonya’da yaşayan ve reklamcılık sektöründe hem metinsel hem de görsel anlamda profesyonel işler ortaya koyan bir reklamcı.

Biz de kendisine yurt dışına gitmek isteyen ya da yurt dışında çalışmanın nasıl olduğunu merak edenler için birkaç soru sorduk. Yurt dışında olduğu için de eşinin fotoğrafladığı görsellerle sayfamızı hazırladık. (www.worqshop.pl)

Kamer Yılmaz Öncelikle tüm bu hikaye nasıl başladı; reklamcılık sektörüne nasıl girdiniz?

Fatih Mıstaçoğlu Reklam dünyasına girişim 2003 senesinde, üniversitenin 3. sınıfındayken oldu. Hatta biz reklam dünyasına girdiğimizin farkında bile değildik. Dört arkadaş (Deniz Oktar, Burcu Yongacı, Serçin Yazıcı ve ben) “ReklamGiy” adında bir organizasyon kurduk ve öğrencilerin tişörtlerine reklam almaya başladık. “Öğrencilik hayatından feragat etmeden para kazanmanın yolu” dediğimiz bu proje kısa sürede büyüdü, İstanbul’dan Ankara’ya ve İzmir’e yayıldı. Bildiğim kadarıyla 300’e kadar öğrencisi olan fonksiyonel ilk öğrenci ağı da buydu. Sonra markalarla, ajanslarla tanışmaya başladık. Ardından Youth Republic ile bağlantımız oluştu. Böylece kendimizi reklam dünyasında bulduk.

Kamer Yılmaz Peki hangi aşamada yurt dışına gitmeye karar verdiniz?

Fatih Mıstaçoğlu Şu anda eşimle birlikte Polonya’da yaşıyorum ama bu benim ilk yurt dışı deneyimim değil. 2008 - 2011 yılları arasında İngiltere’de yaşadım. Az önce bahsettiğim gibi reklam dünyasına girdikten sonra çeşitli reklam ve organizasyon işlerinde çalışmaya devam ettim ama bir gözüm de hep dışarıdaydı. Kariyerimin henüz başlarındayken “şimdi gitmezsem bir daha gidemem” dedim ve her şeyi bırakıp İngiltere’ye gittim, hem de “au pair” olarak. Bir ailenin yanında kaldım, İngilizce öğrendim. Belki o 3 yılı İstanbul’da bir ajansta geçirsem çok daha iyi bir yerlerde olurdum ama yine de sorsanız değiştirmek istediğim bir şey olup olmadığını; hiçbir şeyi değiştirmek istemezdim. Çünkü beni ben yapan oradaki deneyimlerim oldu. Ayrıca eşimle de orada tanıştım. =)

Kamer Yılmaz Polonya’yı seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Fatih Mıstaçoğlu Polonya’dayız çünkü eşim Polonyalı. Kendisine ait bir blog’u var, hedef kitlesine yakın olmak onun için daha iyi. Onun da ötesinde İstanbul’u denedik, olmadı. Bitmeyen mesai saatleri, trafiği, kalabalığı… Bir de Varşova’yı deneyelim dedik. Ayrıca bunun yanında Varşova güzel bir şehir. Kendimizi ikna etmek zor olmadı. Modern, kozmopolit, hareketli bir şehir. Her yerde bisiklet yolları, adım başı yemyeşil parklar var.

Kamer Yılmaz Şu anda hem Türkiye’de değilsiniz hem de freelancer olarak çalışıyorsunuz, oldukça da iyi markalarla güzel işlere imza atıyorsunuz. Bu aşamaya gelene kadar ne gibi birikimler yapmanız gerekti?

Fatih Mıstaçoğlu Ben şu anda hem freelance reklam yazarlığı hem de illüstratörlük yapıyorum. Ama asıl odağım resim ve illüstrasyon. İngiltere’de önce fotoğraf, sonra resim, sonra yazı derken bir şeyler yaratmayı sevdiğimi fark ettim. Bu sebeple 2011’de İstanbul’a dönüp Youth Republic’te junior yazar konumunda işe girdim. 2015 sonuna kadar 5 farklı ajans, 6-7 farklı kreatif direktör, Vodafone’dan Ülker’e sayısız marka gördüm. Dijitalden etkinliğe ve televizyon reklamlarına kadar birçok farklı iş yaptım. Bunun yanında çizmeye hep devam ettim. Ajans hayatı insanın hayatından çok çaldığı için İstanbul’da yeterince vakit ayıramadım. Polonya’ya yerleşmemizle birlikte 2016’da #icandraweveryday dedim ve her gün bir şeyler çizerek Instagram’da paylaşmaya başladım. Bu proje insanların ilgisini çekti. Burada Coca-Cola, Jacobs gibi markalar için el çizimi sunumlar yapmaya başladım. Senenin sonunda Ofçay için sosyal medya illüstrasyonları çizmeye başladım. Yani ağırlığı bir taraftan diğer tarafa alınca farklı olasılıklar kendini gösterdi. Ofis hayatı insanı çok sömürüyor. Ne kadar istesek de aynı anda her yerde olamıyoruz. Ben Polonya’ya gelebildiğim için şanslıydım sanırım.

Kamer Yılmaz Türkiye ile yurt dışını iş yapış açısından kıyaslayabilir misiniz?

Fatih Mıstaçoğlu Burası yapılan işin takdir edilmesi açısından bir adım daha önde. Mesela ben burada büyük firmalar için sunum tasarımı yapıyorum. Çünkü bu işi ayrı ve önemli bir iş olarak görüyor insanlar. Benim İstanbul’da gördüğüm “şu sunumu da aradan çıkarıversene” kafası yok yani. Genel olarak herkes kendi işini yapıyor. Türkiye’de firmalar ve ajanslar senden her şeyi yapmanı bekliyorlar.

Kamer Yılmaz Freelancer olarak ofis hayatını özlüyor musunuz?

Fatih Mıstaçoğlu Ofis hayatını hiç özlemiyorum. Eksilerini düşündüğüm zaman, artıları akla bile gelmiyor. Ofis hayatının özlediğim tek iyi yanı; yıllar içinde edindiğim çok iyi arkadaşlar. Ama tepeden bakan patronları, bitmek bilmeyen toplantıları, sırf toplantıda adam olsun diye trafikte Maslak’tan İkitelli’ye giderken harcanan saatleri düşününce tüylerim diken diken oluyor.

Kamer Yılmaz Yaratıcılığın temel alındığı bir sektördesiniz. Yeni ülkelerin ve sabit bir masaya bağlı olmamanın sizce buna etkileri nasıl?

Fatih Mıstaçoğlu Bir yaratıcı bir masadan kalkmadan ancak bir yere kadar yaratıcı olabilir. Evet artık internet var, parmağımızın ucunda tüm dünya ama internette okuduğumuz her makale, izlediğimiz her güzel iş başkasının filtresinden geçerek bize geliyor. Böyle olunca birbirini takip eden, aynı döngüden çıkamayan işler ortaya çıkıyor çünkü birçok noktada iç görüyü kaçırıyoruz. O iş nasıl ortaya çıktı, bu sorunu önce kim gördü, çözüm getirmek için nasıl bir çaba sarf etti bilmiyoruz. Gezmek, görmek, dokunmak çok önemli; yaratıcılığın her alanı için de geçerli.

Kamer Yılmaz Şu anda ülkenin daha da karmaşık hale gelen yapısı nedeniyle pek çok genç çalışan yurt dışına gitmek istiyor, neler önerirsiniz?

Fatih Mıstaçoğlu Bence herkes mutlu olduğu yerde yaşamalı. Yurt dışı, gittiğiniz zaman her şeyin düzeldiği sihirli bir yer değil. Ama yaşadığınız yer sizi sayamadığınız kadar farklı noktada rahatsız ediyorsa (beni ediyordu), “bir gün düzelir” diye beklemenin bir manası yok. Ülke sınırları insanlar tarafından uydurulmuş hayali çizgilerden ibaret. Orada da insanlar yaşıyor, burada da. Ben sadece “buradaki insanlar daha mantıklı, o zaman ben burada yaşayayım” dedim.

Üstelik benim için yurt dışına çıkmak kariyerimde geri adım atmak demekti, yeni bir kariyere başlamam gerekti. Şu anda eskiden kazandığımdan daha az kazanıyorum. Ama daha mutluyum. Önemli olan da bu sanırım.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mart 2017 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları