Otomasyon bizi daha insancıl yapabilir mi?

Robotların yükselişi bizi, özellikle yaratıcı düşünme gibi, makineler tarafından ele geçirilen yetilerimize odaklanmaya zorluyor. Ama çeşitli raporlar farklı şeyler de söylüyor.

Robotlar geliyor. Bununla ilgili bir şüphe yok. Fakat otomasyonun ilerleyişinin ne kadar acımasız olacağı, bir çalışma alanına ve işgücüne ne kadar çabuk dönüşeceği konusu okuduğunuz rapora bağlı.

The McKinsey Global Institute bu konuyla ilgili yakın zamanda bir çalışma yayınladı ve 2055’e kadar bugünkü iş aktivitelerimizin %50’sinin otomatize olabileceğini belirtti. Bu da 2013’te Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan raporun, Amerika’daki işlerin %47’sinin otomatize olacağı yönündeki çıkarımıyla çelişiyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Organizasyonu daha az agresif olarak 2015’te 21 üye ülkede yaptığı çalışmasında işlerin %9’unun otomatize olacağını söyledi.

Peki çalışmalardaki bu tutarsızlık neden? Bunun en basit sebebi, gelecek ve teknolojinin ne kadar hızlı evrileceği hakkında çok fazla belirsizlik olması. Bu da güvenilir bir senaryonun planlanmasını zorlaştırıyor.

Hangi istatistiklere inanmak istediğinizin ötesinde, hepimiz en az bir parçası iyi haber içeren “büyük fikirler” bulmakla yetkilendirildik – yakın bir zamanda da bu iş otomatize edilmeyecek. Sürpriz olmayan bir şekilde yaratıcı düşünme, bilgisayarların kopyalayabilmesi için daha çok zamana ihtiyaç duydukları, az miktarda bilişsel beceriden biri.

Son dönem kampanyalarının çoğunluğu yapay zeka kullanılarak yapılırken – örneğin McCann Japonya’nın yapay zekalı kreatif direktörünün Mondelez için hazırladığı çalışma – bu örneklerde AI büyük fikrin yaratılmasından değil uygulama evresinde kullanıldı.

Fakat gelin çok da fazla kayıtsız olmayalım. Google’ın Sanatçılar ve Makine Zekası programının kurucusu Blaise Agüera y Arcas’ın 2016 TED konuşmasında savunduğu gibi, algı ve yaratıcılık tek başına insanlara bir şey ifade etmez. Beyin bilgisayar gibi çalışır sonuçta, neden bilgisayarlar da beynin yapabildiği her şeyi yapamasın?

Hızla evrilen teknolojinin ve otomasyonun sonsuz ilerleyişinin perde arkasına karşın şimdiki çocukların jenerasyonunun gelecekte işten beklentileri konusunda endişeliyim. McKinsey’in raporunda belirttiği gibi, geleceğin çalışanları iş dünyası yarışında kazanabilmek için bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik konusundaki temel yeteneklerini artırmak zorundalar – fakat kreatif ve sosyal yetilerini de önemli ölçüde geliştirmeliler. Bunun başarılması için de politika üreticilerin aydınlanmış eğitim sağlayıcılarla beraber kusursuz bir şekilde çalışmaları gerekiyor, ki günümüz İngiltere şartlarında bunun yapıldığına inanmıyorum.

Sistem başarısız olmaya mahkum çünkü...

Ve işte bunun korkutucu olmasının sebebi! 2005’e Sir Ken Robinson’a geri dönersek İngiltere hükümetinin yaratıcılık, eğitim ve ekonomi raporları gösteriyordu ki genç insanlar “farklı ve doğrusal olmayan yollardan düşünme” yeteneğini kaybetmiş durumda. Bu da aslında onların yetişme sürecinde yaratıcılıklarının gelişmesi için kilit bir parça. Araştırma ekipleri tarafından test edilen ve yaşları 3 ila 5 arasında değişen çocukların %98’nin farklı yollardan düşünebildiği görüldü. Aynı test 13 ila 15 yaş arasındaki çocuklara uygulandığında ise bu oran %10’du. yaş 25’e çıktığında ise oran sadece %2’ye düştü.

Açıkça görülüyor ki, biz insanlarla bilgisayarlar arasındaki az sayıdaki çizgiden biri, kreatif düşünme gibi yetilerimizi yaşımız ilerledikçe kaybediyor olmamız – en azından İngiltere’nin eğitimsel çevresinde durum bu şekilde. Yaratıcılığı değerlendirip beslemek yerine, millet olarak bizim, en geleneksel anlayışla yanıltıcı eğitimsel performans metriklerinin peşinden gittiğimizi düşünüyorum.

Gerçek şu ki sistem başarısız olmaya mahkum – çocuklarımızı makinelerin daha iyi yaptığı konularda özellikle eğitiyoruz. Ve konu sadece öğrencilere neyin öğretildiği değil, aynı zamanda nasıl öğretildiği. Öğrencilerin problemleri el birliğiyle çözmeye çalışarak daha fazla zaman harcamaları gerekiyor çünkü hepimizin bildiği gibi el birliğiyle yapılan işler inovasyon noktasında daha iyi fayda sağlıyor. Yakın gelecekte birçok profesyonelin de robotlarla el birliği içinde çalışması gerekecek.

Uzun zamandır eğitimden uzak olan, hükümetin girişimleri içinde olmayan bizler otomasyon konusundaki çaresizliğimiz için değişimi yaratacak olanlarız, her şey yok olmadı. Kendimize nasıl daha yaratıcı olabileceğimizi ve makineler tarafından ele geçirilen yeteneklerimizi nasıl geliştirebileceğimizi öğretebiliriz. Crispin Porter & Bogusky Londra’da biz, Kopenhag NöroYaratıcılık Enstitüsü ile iş birliği yaparak gelecek için silahlanıyoruz. Enstitü bize, tıpkı 5 yaşındayken olduğu kadar farklı şekillerde düşünebilmemiz için bazı yeteneklerimizi yeniden keşfetmek üzere ajansın her alanında yardımcı oluyor.

Bu durum cesaret verici, sadece bundan 25 yıl önce otomatize edilen imalat sanayilerinin dünyevi hizmet sektörü görevlerine kucak açabildiğimiz için değil, aynı zamanda yaratıcı bir şekilde düşünebildiğin ya da düşünemediğin ve bununla ilgili bir şey yapamadığın saçma kuralları geride bıraktığı için. Eğer herkese daha yaratıcı olmaları ve daha farklı düşünmeleri için beyinlerini eğitmeleri konusunda yardımcı olabilirsek bu sosyal faydanın yanı sıra rakibimize karşı avantaj da sağlar.

 

Richard Pinder
Crispin Porter & Bogusky İngiltere ve Uluslararası CEO’su

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Nisan 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR