Derecelerden çok hikayeler biriktiriyorum

 Perspektif 17 Nisan 2017 Kamer Yılmaz

Hem toplantıdan toplantıya hem de yarışlara koşuyor. Philips Sağlık Sistemleri Türkiye Pazarlama Müdürü Ali Levent Kurtoğlu çalışırken hayatını nasıl ihmal etmediğini anlattı.

İş çok yoğun olduğu için hareketlerini ofise gidip gelmekten öteye taşıyamayan ve spor yapmayı ayda belki bir defa yaptığı halı saha maçı ile sınırlayanlara rağmen sporu kendine adeta yaşamı tamamlayan bir uğraş haline getirenler de var.  İş gibi zamanımızın büyük bir çoğunluğunu alan bir gerçek olmasına rağmen sizler hobilerinize daha doğrusu yaşamaya ne kadar vakit ayırıyorsunuz bilemiyorum ama Ali Levent Kurtoğlu’nun bu konuda elinden geleni yaptığı kesin. Philips Sağlık Sistemleri Türkiye Pazarlama Müdürü Ali Levent Kurtoğlu, hayatına sadece koşmayı değil triatlonu da alıyor. Yarışların insanı olmadığını, daha çok bu esnada biriktirdiği hikayelerin içinde olmayı sevdiğini belirten Kurtoğlu’na hem iş hayatına hem de spora bu kadar yoğun bir şekilde nasıl zaman ayırabildiğini sorduk.

Kamer Yılmaz Öncelikle biraz profesyonel hayatınızdan konuşalım. Neler yapıyorsunuz, ne gibi sorumluluklarınız ve yoğunluklarınız var?
Ali Levent Kurtoğlu Philips Sağlık Sistemleri’nde Türkiye pazarlama müdürü olarak çalışıyorum. Çocukluğumdan bu yana hep analitik becerilerle yontuldum. Fakat matematik, fizik gibi mühendisliğin temelinde olan bilimlerin insana olabildiğince dokunur olması benim için ön plandaydı. Profesyonel yaşamımda da bunu öncelikli kılacak görevlerde çalışma fırsatım oldu. Philips olarak “Sağlık Döngüsü” yaklaşımımız ekseninde Sağlıklı Yaşam’dan başlayarak Önlem Alma, Teşhis, Tedavi ve Evde Bakım’a kadar pek çok alanda sunduğumuz yeniliklerle, 2025 senesinde 3 milyar insanın hayatını iyileştirmeyi hedefliyoruz. Bu da bana ve ekibimize ilham veriyor. İşim gereği sıklıkla yurt içi ve yurt dışına seyahat etmem gerekiyor. Uzaktan göründüğü gibi bu seyahatler pek tabii turistik olmuyor. Çoğu zaman havaalanı, sağlık kurumu, otel ve yeniden havaalanı döngüsü içerisinde yoğun bir program dahilinde gerçekleşiyor. Bir yandan da doktora yapıyorum ve tezimi yazmaya vakit ayırıyorum.

Kamer Yılmaz Spora nasıl başladınız?
Ali Levent Kurtoğlu Spora daha çocuk diyemeyeceğim yaşlarda özendirilerek başladım. Her hafta sonu Belgrad Ormanı’na koşmak için götürülmek, derli toplu yüzebilmek için gidilen yüzme antrenmanları, ya da Silivri’deki yazlık evde 6:30’da kalkıp başlayan koşu, yüzme ve tenis spora hep bir temasımın olmasını sağladı. Lise ve üniversite yıllarında spor bir miktar daha profesyonel futbol tarafına doğru kaydı. Ama bu sırada modern dansı ve flamenkoyu keşfettim. 10 yılı aşkın süren dans geçmişinin özellikle denge, koordinasyon ve esneklik açısından hem o zamanlarda hem de şimdilerde uğraştığım spor dallarına pozitif etkilerini hep hissettim.

Kamer Yılmaz Özellikle neden koşmak? 
Ali Levent Kurtoğlu Koşmak doğası gereği yapılabilecek en basit spor dallarından biri. Pek tabii içerisinde tekniğinden gelişim noktalarına kadar birçok detayı barındırıyor. Fakat bilinçli amatör bir sporcu olarak koşmayı hayatınıza entegre etmek ekipman ve profesyonel alan gerektirmemesi açısından diğer dallara göre daha kolay. Elbette her spor dalında olduğu gibi sizi koşmaya da motive edecek 1-2 neden olmalı hayatınızda. Beni motive eden şey de koşmayı, sağlıklı yaşama vesile olan meditatif bir aktivite olarak görmem. 

Kamer Yılmaz Hayatınıza triatlonu sokmaya nasıl karar verdiniz? 
Ali Levent Kurtoğlu Hem Türkiye’de hem de iş için uzun süre yaşadığım Almanya’da spor ve bu odakta da koşmak benim için ayrıcalıklı bir noktada oldu. Üniversite yıllarımdan itibaren haftada 30 km civarında koşuyordum. Fakat bunu kendim için eğlendirici, rahatlatıcı ve özgürleştirici bir aktivite olarak yapıyordum. Katıldığım yarı maraton, maraton ya da arazi koşularında dahi sürenin ya da bitirmenin çok önemi yoktu. Önemli olan o anı yaşayabilmekti. 2016 senesinin başında liseden yıllardır görüşemediğim dansçı bir dostumla kendisinin “Half Ironman” markasıyla bilinen orta mesafe triatlon hazırlıklarına dair sohbet ettik. “Yarışmak”tan hiç haz etmesem de onun 90 km bisiklet, 20km’lik koşu ve 2 km’lik  yüzme antrenmanlarından bahsederken gözlerindeki ışıltı ve anlatımındaki heyecanı, bu doğrultudaki motivasyonu ve harcadığı emek beni çok etkiledi. Bir süre sonra hem onu desteklemek hem de bu ortamı biraz soluyabilmek için Antalya’da yapılan orta mesafe triatlon (2 km yüzme, 90 km bisiklet, 21 km koşu) yarışını izlemeye gittim. Hem onu ve birlikte antrenman yaptığı “Yüz Bin Koş” ekibini izleme hem de onların koşu etabında ben de paralel kulvarda kendi 21 km antrenmanımı yaptım. Gerek yarış öncesi heyecanları, gerekse bitiş çizgisinde yarıştan bağımsız her geleni coşku ve içtenlikle karşılamaları beni hayli eğlendirdi. Ama bahsi geçen mesafeler amatör bir koşucu için korkulacak düzeyde olduğu için döndükten sonra sükunetle karar vermek adına 1-2 ay bekledim ve sonra ekibin koçları ile iletişime geçerek Ekim 2016’da Antalya Gloria Sports Arena’da yapılacak “Half Ironman” yarışına katılmak istediğimi, onların görüşüne göre düzenli antrenmanla tamamlayıp tamamlayamayacağımı sordum. Olumlu bir cevap alınca düzenli antrenmanlara ve triatlon sayesinde kendi hikayemi yazmaya başladım.

Kamer Yılmaz Temelde yalnız yapılan bir spor ama anladığım kadarıyla bir grupla beraber çalışıyorsunuz. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?
Ali Levent Kurtoğlu Triatlon, yarış esnasında tüm fiziksel ve mental zorlukları kendi başına çözmeniz gereken bir spor dalı. Fakat hazırlık aşamasında güzel bir ekip ile çalışabiliyor olmak yarışın kendisini yapılabilir kılmaktan öte sizi motive ediyor ve durumu keyifli bir hale sokuyor. Ben, Göksen Çınar ve Özgür Aksaman tarafından kurulan ve bugün aşağı yukarı 100’e yakın sporcu ile çalışan Yüz Bin Koş ekibi ile antrenman yapıyorum. Yüz Bin Koş, her mecradan ve yaş grubundan profil barındıran, alanında profesyonel koçların bireysel antrenman programları yazdığı ve haftada 3-4 sefer uzun antrenmanları olabildiğince toplu şekilde yaptığımız bir oluşum. 

Kamer Yılmaz Şimdiye kadar katıldığınız yarışlardan bahsedebilir misiniz?
Ali Levent Kurtoğlu Hayatımda katıldığım ilk ve tek triatlon yarışı Antalya’daki Gloria Half Ironman ve buradaki derecem öyle profesyonellerle karşılaştırabilecek cinsten olmayan 5 saat 48 dakika. Fakat hazırlığından bitişine kadar her saniyesi benim için biriktirdiğim başka bir hikaye barındırıyor :) Bu yarıştan sonra aynı ekiple 3 arazi koşusu ve 2 yarı maraton yarışına katıldım. Tabii artık katıldığım yarışlar, performansı bilinçli olarak nasıl artırırım ve bu minvalde nasıl daha fazla keyif alabilirim noktasında. 2017 için bir kısmı yurt içinde bir kısmı yurt dışında 3 tane Half Ironman, 1 tane Olimpik-Plus, 2 tane Olimpik ve 2 tane Sprint triatlon yarışı var katılmayı planladığım. 

Kamer Yılmaz Antrenmanlarıyla, yarışlarıyla derken oldukça ciddi bir zaman istiyor. Üstelik disiplinli olmak da gerek. İş ile beraber nasıl zaman ayırıyorsunuz?
Ali Levent Kurtoğlu Yoğun iş ve doktora temposunda en zorlayıcı demeyeceğim fakat planlı olmanızı gerektiren taraf bu. Konaklamalı seyahatlerimde koşulabilecek rotaları ya da imkan varsa nasıl yüzebileceğimi önceden planlamam gerekiyor. Hafta sonu sabahları uzun antrenmanlardan ötürü çoklukla saat 7 civarında ya bisikletin üzerinde ya da sahilde koşarak başlıyor. Hafta içi ise şayet İstanbul’da isem 2-3 gün işten evvel saat 6 civarında, 2-3 gün işten sonra akşam 8-9 civarında, kimi zaman çift antrenman ile dolu. Tabii bu noktada ekipte benden daha tecrübeli kurumsal çalışan güzel kalpli takım kaptanlarımızın tavsiyeleri, motivasyonları ve birliktelikleri olmayacak işleri olabilir kılıyor.

Kamer Yılmaz Aslında bu disiplinin iş hayatınıza da ayrıca katkıları olmuştur...
Ali Levent Kurtoğlu Bana kalırsa triatlon tamamen bilinçli bir plan, zaman yönetimi, disiplin, emek ve problemlerle zihinsel olarak başa çıkabilme sporu. Kanımca bu saydıklarımın hepsi başarılı bir profesyonel hayatta görmeniz, yaşamanız ve birlikte çalıştıklarınıza yaşatmanız gereken özellikler. Antrenmana ilk başladığınız andan yarışın finişine gelene kadar yaptığınız yolculuğu da bu öğeler çerçevesinde yaşadığınızda anlamlı oluyor; tıpkı profesyonel hayatta yaptığınız işten keyif alarak ekip halinde ulaştığınız başarılarda olduğu gibi. Sporun bilimsel olarak kanıtlanmış bir tarafı olan mutluluk hormonlarını artırıcı etkisi ise pek tabii iş yerinde etrafa daha pozitif bir enerji vermenizi sağlıyor. 

Kamer Yılmaz Peki spor etkinliklerini iş hayatınıza adapte etmeyi denediniz mi? Bu yönde çalışmalarınız var mı?
Ali Levent Kurtoğlu Philips Türkiye olarak çalışanlarımızın spor aktivitelerine katılımını destekliyor ve onları  teşvik ediyoruz. Gönüllü çalışanlarımızdan oluşan sağlık ve iyi yaşam ekibimiz, bu konuda aktif olarak çalışıyor. Geçen sene Avrasya Maratonu’nda çocuk kalp sağlığına dikkat çekmek için, Çocuk Kalp Vakfı adına koştuk. Bu sene de kurumsal oyunlara farklı kategorilerde katılacağız, Dünya Sağlık Günü’nde firma çalışanlarına sağlıklı yaşamın önemini hatırlatmak amacıyla birlikte ufak bir koşu düzenleyeceğiz. Ayrıca Dragon Boat Yarışı gibi farklı kategorilerde sportif etkinliklere katılım konusunda da çalışanlarımızı destekliyoruz. Ve kim bilir belki daha ses getirebilecek büyük işlere imza atarız. Nihayetinde Philips olarak amacımız insanımızı ve Dünya’yı sağlıklı yaşam fırsatı sunabilecek çözümlerimizle buluşturabilmek.

Kamer Yılmaz Hobileri ile uğraşmak ya da spor yapmak isteyip “zamanım yok” diyenlere neler önerirsiniz?
Ali Levent Kurtoğlu Yapmak istediklerimiz ve yapamadıklarımız arasındaki tek engelin; neyi ne kadar yapmak istediğimiz olduğunu düşünüyorum. Doğru zaman planlaması ve önceliklendirme ile her hobiye vakit ayırılabilir ve her spor dalında ilerlenebilir. Gerçek iki örnek ile açıklayayım bunu: İsterseniz dünyaca ünlü bir ilaç şirketinin yöneticilerinden biri olun, doğru zaman planlaması ile 3.8 km yüzüp, 180 km bisiklete bindiğiniz ve üzerine 42 km maraton koştuğunuz bir Ironman triatlonuna defalarca katılabilir ya da özel bir okulda matematik öğretmenliği yaparken dünya çapında dereceler yapan bir triatlet olabilirsiniz. Ironman’in mottosu da böyle zaten: “Anything is possible” yani her şey mümkün, önemli olan neyi ne kadar istediğiniz.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Nisan 2017 sayısında yayınlanmıştır.

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -