Case Study: İstanbul Müzik Festivali “sıradışı”nın peşinde

“Sıradışı” temasıyla bu sene 45. senesini kutlayan İstanbul Müzik Festivali; 29 Mayıs – 21 Haziran tarihleri arasında Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi, bomontiada ve Kapalıçarşı gibi birçok sıradışı mekanda müzikseverlerle buluştu. Festival bu sene yerli ve yabancı 600’ü aşkın sanatçıyı ağırladı.

Sıradışı ifadesinin arkasındaki içgörü hakkında bilgi aldığımız İKSV, "Klasik Müzik dünyasında son yılların en çok tartışılan konularından biri dijital teknolojinin hayatımızı her geçen gün daha fazla kuşattığı dünyamızda klasik müziğin geleceğinin ne olacağı sorusu. Alışveriş etmekten, müzik dinleme, film izlemeye dek son 10 yılda pek çok alışkanlığımız değişti. Klasik müzik izleyicisi artık dijital teknoloji sayesinde daha ucuza, üstelik evlerinin salonundan dünyanın önde gelen operaevlerin ve orkestralarının konserlerini canlı  olarak izleme şansına sahip.

Bugün canlı performanslara ve aynı eserin farklı sanatçılardan yüzlerce yorumuna erişim dijital teknolojiler sayesinde bu kadar kolaylaşmışken neden konsere veya festivale gitme zahmetine girelim? Hiçbir kayıt ya da dijital konser canlı bir performansın yerini tutamaz. Bizler, o performans anına şahit olmak, “oradaydım” demek  ve kendi özgeçmişimize unutulmaz bir an eklemek için konser salonlarını doldurmaya devam ediyoruz. Bugün klasik müziği dinleyicilere daha heyecan verici bir biçimde sunmanın yeni yollarını bulmalı, ezber bozmalıyız. Klasik müziğin “klasik” dünyasını içinde bulunduğumuz çağın diliyle yeniden tanımlamalı, kısacası konser deneyimine yeni bir “format atmak” atmak mecburiyetindeyiz. İşte bu yıl festival programını oluştururken biz de şu sorunun cevabını aradık: Nasıl bir konser deneyimi yaşamak istiyoruz?

Yaratıcı, zorlayıcı, merak uyandıran, Uyarıcı, ilginç, etkileyici, çok disiplinli, çok yönlü, yeni deneyimler sunan... Kısacası 'Sıradışı'." 

Kurum, tüm mecralar toplamında organik yayılımla yaklaşık 100K izlenmeye ulaştığını ve bunun heyecan verici olduğunu belirtti.

Festivalin reklam filmini hazırlayan Muhabbet ajans da gerçekleşen iş birliği hakkında, "Kağıt üzerinde kemikleşmiş ve sınırlı bir kitle olarak gösterilen klasik müzik severlerin kampanyanın geneline yönelik beğenisi, bu alanda pek yapılmayan yenilikçi bir iletişim dilinin de hedef kitlede karşılık bulduğunu ispatlamış oldu. Ayrıca yeni genç müzikseverlerin de bu kitlenin profilini zenginleştirdiğini gördük. Bu başarılı kampanyanın, klasik müzikseverlere konuşacak başka işleri yenilikçi kılmak adına iletişim profesyonellerine moral ve ilham verebileceğini düşünüyoruz." açıklamasında bulundu.

Reklam filminin hazırlık süreci hakkında da konuşan ajans, "İKSV ekibinin üzerinde çalıştığı bir proje fikrini reklamımıza dönüştürmeye karar verdik ve filmin akışı ortaya çıktı. Prodüksiyon için 1 nisan tarihi seçildi, öncesinde en ideal yeri bulmak için Belgrad ormanında prodüksiyon hazırlıkları yapıldı. Filmin çekim anları, Piyanist İklim Tamkan’ın harika performansıyla, o sırada Belgrad Ormanı’nda olan herkes için sıradışı bir klasik müzik deneyimine dönüştü. Filmin prodüksiyonunu Dirty Cheap Creative, yönetmenliğini ise Ege Tül üstlendi." dedi.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır.

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -