Hayatım Reklam: Metehan Yılmaz

Hayatım Reklam bölümünün bu ayki konuğu Kramp Reklam Yazarı Metehan Yılmaz.

Reklamcı olma sebebim Yürürken çizgilerine baktığım yollar, pencereden pencereye laf yetiştirdiğim komşular, ne yediğimi unuttuğum sofra sohbetleri, keşfettiğim her sokak, her insan, her müzik, her kitap, moralimi bozan her şey, hazırlıksız yakalandığım yağmur, rüyaya daldığım her gece... Bir insanın yaşadığı her şey mesleği için ne kadar hayati olabilir? Reklamcılıkta oluyor, benim mekanizmam böyle çalışıyor.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar Bugüne kadar lokum kutusunun üzerine yazdığım doğum günü mesajlarından beş günlük dev bütçeli filmlere kadar hepsi benim içinde olmaktan gurur duyduğum projelerdi. İçime sinmeyen bir kampanyada henüz yer almadım. Umarım ileride de böyle bir ayrım yapmam.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam Southern Comfort’un “Whatever’s Comfortable” serisini her gün defalarca izleyebilirim.

Kariyerimdeki en iyi an Reklamcılık kariyerimin tamamı, bir sürekli öğrenme programı gibi devam ediyor. En “kötü” veya en “iyi” diye ayrımları bırakıp, “bunun bana ne faydası var?” diye bakabildiğim zaman bütün yaşadıklarım “iyi” oluyor. Alışması zor bir formül ama mücadeleye devam!

İş hayatımdaki en utandırıcı anım Sunumlar, konkurlar, toplantılar, çekimler... Hepsinde birçok şey yaşanıyor ama henüz büyük bir skandalım yok.

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü Bilen bilir, meşhur severim. Meşhur çok severim. Ama kader beni hep yarı meşhurlarla bir araya getirdi. Hayır onlar da iyiler, hoşlar ama bir Nejat İşler değil! Ses almaya gideceğiz, diyorum şimdi Nejat Abi’yle muhabbeti kurarım, ben sorar o anlatır, süper olur falan, bi gittik Nejat İşler Skype’tan arıyor, Bodrum’da bir radyodan verecekmiş sesi. Olsun artık ne yapalım...

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan Serkan Balak, çünkü çok eğleniyoruz.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi İnşaatlarda şarkı söylerken beni keşfeden Erol Batislam, şarkı söylememi değil masal anlatmamı isteyen Serkan Balak, “çok güzel anlatıyorsun daha fazla anlatsana Metehan” diyen Ahmet Akın. Bu bölüm artık “bir selam gönderebilir miyim Mehmet Ali Bey?” oldu ama annem, babam, kardeşim, dolmuşta yanıma oturan teyzeler, hepsi, herkes bu hikayenin bir parçası çünkü bu aslında hepimizin hikayesi.

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Temmuz sayısında yayınlandı.

 

 

 

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -