Publicis One Türkiye modelini Publicis One CEO'ları anlatıyor

 Haber 19 Ocak 2017 Kamer Yılmaz

Dünyada elliden fazla ülkede uygulamaya geçen ve "geleceğin ajans modeli" olarak tanıtılan Publicis One, Türkiye'deki yeni yapısını ve hedeflerini hayata geçirecek yönetim ekibini açıkladı. Publicis One Global CEO’su Jarek Ziebinski ve Publicis One Türkiye CEO’su Savaş İnanç Dedebaş ile bu yeni ajans modelini ve Türkiye’ye nasıl adapte olacağını konuştuk.

Öncelikle, 2015 yılı sonunda duyurduğunuz ve markanın yeni yapılanması olarak sunulan Publicis One modelinden bahsedebilir misiniz?

Jarek Ziebinski: Tabii ki, Publicis One modelini size açıklıyor olmaktan mutluluk duyuyorum. Dönüşümün en heyecan verici yanlarından biri olduğunu düşünüyorum çünkü Publicis Groupe’u küresel çapta görme fırsatını yakalıyorsunuz. Ayrıca, bunun yalnızca Publicis Groupe açısından çekici olduğunu düşünmüyorum. Bu, muhtemelen endüstri için küresel çaptaki en heyecan verici olay. Bu birlikleri bir araya getirmenin yeni bir yolu. Publicis Groupe’un markalarını ve yeteneklerini bir başkanlıkta birleştirdik, tüm ekiplerimizi bir yerde topladık, tüm şirketlerimizi bir legal kimlikte sağlamlaştırdık ve bir tane idare departmanı ile buna destek verdik. Yani temel olarak, biz tamamen bütünleşmiş bir iş modelini pratiğe döküyoruz. Bunu neden mi yapıyoruz? Çünkü şu andaki müşterilerimizin ve potansiyel müşterilerimizin eş zamanlı sunulan uzmanlığa ve bütünleşmeye ihtiyaç duyduklarına inanıyoruz. Ve bu tarz işleyişleri Publicis One’ın tek şemsiyesi altında toplayarak tam olarak sunabiliriz.
Son 25 yılda endüstrimiz hızlı bir şekilde bölündü ve müşterilerimizin pazarda uygun ortağı veya ortaklar grubunu bulmada ve onların bütünleşik veya eşgüdümlü bir şekilde çalışmalarını sağlamada bugünkü haline geldi. Bu, zaman ve çaba gerektiriyor, ayrıca çok yüksek maliyetli. Bu nedenle, iş yapış şeklimizle ve müşterilerimize verdiğimiz değerle buna hitap etmemiz gerektiğini düşündük. Bu yüzden, bu modelin müşterilerimizin ve küresel çapta pazarın çok önemli olan bu ihtiyacına cevap verdiğini düşünüyoruz. Ve düşündük ki, bunu orta boyuttaki ve küçük pazarlarda uygulayabiliriz. Sonuç olarak, Publicis One’ı küresel çapta 50’den fazla ülkede yürütmeye başladık ve çok çeşitli ekonomilerde kullanmaya başladık. Bazı ekonomiler çok hızlı bir şekilde büyüyor, bazıları gelişmiş ve oturmuş. Bu nedenle çok çeşitli bir pazara sahibiz ve bu modeli deniyoruz. Ve bu çalışmada 12 ay geçirdikten sonra diyebilirim ki bu model gerçekten çalışıyor. 2016’da aldığımız ilk sonuçlardan çok gururluyuz. Büyüme ve müşteri memnuniyeti gördük, yeni bir kültürün doğduğunu gördük. Bunların hepsi, 2017 için daha iyimser olmamı sağlıyor.

Bu yeni yapıyı oluşturmadaki nedenlerinizden kısaca bahsettiniz ama daha ayrıntılı bunlardan söz edebilir misiniz? Bu yapılanmadaki ve stratejideki hedefiniz neydi?

Jarek Ziebinski Ana amaç müşterilerimize fayda sağlamak. Endüstri içinde sınıfının en iyi uzman toplayıcısı olarak bunu yapabileceğimize inanıyoruz. Publicis One’ın kapısından girdiğiniz zaman birbirinden farklı uzmanlara çok farklı bir şekilde, çok esnek bir şekilde ulaşabilirsiniz. Brief’iniz çok sınırlı ise ve bir uzmanın onun üzerinde çalışmasına ihtiyaç duyuyorsanız; mesela bu bir tasarım projesiyse biz sizi doğrudan tasarım uzmanlarına yönlendiriyoruz ve onlar işi yapıyor. Ama karmaşık pazarlama işi konularını hitap etmesi gereken ve farklı uzmanların bir arada çalışmasını gerektiren çok karmaşık bir brief getirdiyseniz, şirketimizi modüler yöntemde kullanacağız. Publicis One’ı yapısı içindeki farklı modülleri alıp belli bir brief’in ihtiyaçları veya müşterilerin önümüze sundukları görevler doğrultusunda bir araya getireceğiz.

Bunu, Publicis One çatısı altında müşterilere daha fazla satış yapmak için düzenlemiyoruz. Hayır, amacımız bu değil. Bunu sorunları çözmek için düzenliyoruz. Amaç satış yapmak değil, sorunlara çözüm bulmak. Ve bize bu esnekliği sağlayan yapıyı oluşturuyoruz. Bu, daha çevik ve kararlı olmamızı sağlıyor. Bir kere belirli bir ülke çapındaki markaların ve kazançlarının kar ve zarar tablolarından sorumlu olduğunuzda kazançların yerleri hakkında kararlar verebiliyorsunuz. Bu kazançları ve kaynakları taşımak için belirli bir zamana ihtiyacımız vardı. Farklı markaların yönettiği çoklu kar ve zarar tablolarını çıkarmakla, bütünleşme ve iş birliği için tek büyük engeli ortadan kaldırdığımıza inanıyorum. Tek bir kar ve zarar tablosuna sahip olduğumuz zaman, hepimiz aynı sonuç hakkında sorumlu oluyoruz, daha kolay çalışıyoruz, daha iyi iş birliği kuruyoruz. Bu da müşterilerimize üstün bir sonuç ve yüksek değer veriyor.

Publicis One artık burada da hayata geçti. Bu modele bağlı olarak 14 faklı ajans bu modelin altında çalışacak. Publicis One’ın ajanslar ve onların iş modelleri üzerinde nasıl bir etkisi olacak?

Savaş İnanç Dedebaş Her şeyden önce yaratmaya çalıştığımız etki, müşteri üzerinde değer yaratmak. Dolayısıyla bildiğimiz iki neden var, karmaşıklık bunlardan biri. Tüm bu dağılmalar içinde, tüm bu dikeylerde ve tanımlamalarda son birkaç yıldır parçalara ayrılma oldu. Bunları, ihtiyaç duyulduğu anda tek bir bütünleşmiş çözüm merkezinde bu modüler ve esnek yapıda bir araya getiriyoruz. Biliyoruz ki, yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada iletişimdeki sürekliliğin bölünmesi çok önemli bir mesele. Farklı şartnameler tarafından ayrı ayrı özetlenmesi, ayrı ayrı yapılması, ayrı ayrı yönetilmesi, ayrı ayrı iletilmesi çok önemli bir sorun yaratıyor. Ve sonuç olarak Publicis Groupe içinde bu 14 marka Türkiye’de bir çatı altında sorunları çözmek için bir araya gelecek. En önemli farklılık müşteri tarafındaki farklılık, bu da zaman verimliliğinde değer yaratıyor. Markalarımızın değerine inanıyoruz. Bu nedenle markalarımızı Publicis One altında koruyoruz. Aynı zamanda bu markalarımızın farklı uzmanlıkları için daha büyük bir tuval yaratmış oluyoruz. Önceki gün bu modeli tüm ajanslarımızda çalışanlarımız arasında başlattık. Publicis One altında çalışan herkes için çok heyecan verici bir haber bu. Bir çatı altında farklı yeteneklere sahip olanlar çok kolay bir şekilde temas halinde olabilecekler. Yani farklı özelliklere sahip aşağı yukarı dört bin insan bir araya gelip beraber çalışabilecek. Yetenek tarafında bu faydalı olacak.

Geleceğin ajans modeli

Publicis One Türkiye sektörü olduğu gibi model ajanslarını da etkileyecek. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Savaş İnanç Dedebaş Yerel açıdan ve küresel açıdan benzer olabilir fakat birleşme son birkaç yılda hakkında konuştuğumuz bir konu. Herkes birleşme konuşuyor. Müşteriler, ajanslar, holding şirketleri... Herkes birleşme konuşuyor. Ama bunu gerçekten yapan, birleşmeyi tutarlı bir yolla gerçekleştiren, tutarlı bir iletişimle, medyayla, yaratıcı dijital PR ile yani bunların hepsiyle bir arada müşteriye tek bir büyük çözüm üretmek teorik konuşmaların ötesine gidemedi şu ana kadar. Bir CEO, bir kar - zarar tablosu, bir konum, bir idare departmanı ve bir yasal oluşum kattığımız Publicis One'da sadece teorik önerileri gündeme taşımıyoruz aynı zamanda küresel çapta da Türkiye'de de temel yapısal değişimlere neden oluyoruz. Dolayısıyla, 12 ay sonra global çapta sonuçları gördüğümde umut verici olduğunu anladım. Herkesin bu modeli takip edeceğini umut ediyorum.

Jarek Ziebinski Çok ilginç bir geçiş dönemi yaşadığımızı düşünüyorum. Publicis Groupe, bir holding şirketinden birleştirici bir şirkete dönüşüyor. Daha aktif bir holding şirketi olmaya karar verdik. Kazançlarımızın kendi aralarında bir işte birleşmelerini istiyoruz, müşterilerin yararı adına bu kazançları sonuna kadar kullanmak istiyoruz, bu sayede müşterilerimize ve potansiyel müşterilerimize daha fazla değer yaratmış oluyoruz. Bunu gerçekleştirebilecek olan da aslında bu model. Ve Publicis One'nın beş ilkesini takip ederek - bir CEO, bir kar & zarar tablosu, bir konum, bir idare departmanı ve bir oluşum - bunu gerçekleştirebiliyoruz. Bu, iş birliğini ve bütünleşmeyi engelleyen duvarları ortadan kaldırmak anlamına geliyor. Aynı zamanda holding şirketlerinde insanları birleştirmektense aralarındaki bağlantıyı koparan belirli görüşleri ortadan kaldırmak demek. Bu yüzden engelleri ortadan kaldırıyoruz. Ve bu model aslında bunun mümkün olduğunu gösteriyor ve çalıştığımız 50 ülkede de gerçekte işliyor. Bu nedenle Türkiye, diğer pazarlarda kandığımız deneyimlerden faydalanabilir. Yani bunların hepsi iyi haber. Ve gerçekten bu dönüşümden oldukça keyif alıyoruz. Publicis One'ı dünya çapında uygularken gelişme gösterdiğimizi gördüğümde bunun dünya modeli ve geleceğin ajansı olduğuna ve müşterilerin onu seveceklerine inanıyorum. Ve bunu her yere yayabilirsek güncel bir güçlüğe cevap olur ve yeni yaratıcılık modeli bu yapı sayesinde sağlanacak. Müşterilere yaratıclılığı sunmanın en etkili yolunun veri güdümlü yaratıcılığın olduğunu düşünüyorum. Publicis One modeli ile biz aslında veri güdümlü yaratıcılığı sunabilecek bu tarz bir şirket kurmayı hedefliyoruz. Veriyi bir araya getirmek istiyoruz; tüm veri kaynaklarından ve en iyi ve en değerli bilgilerden çıkan çözümler sunmak istiyoruz. Bu, yaratıcı süreci, strateji sürecini ve medya planlama sürecini tetikleyecek ve yaratıcılığı artırmakla kalmayıp onun daha etkili olmasını sağlayacak. Dolayısıyla bunları yapıyarız ama elbette bazı hatalarımız da var. Ama dediğim gibi, şu ana kadar küresel çapta 50 farklı pazarda gelişme gösterdik ve bu geleceğe daha olumlu bakmamı sağlıyor. 2017 yılının Asya ve Türkiye için yeni bir açılış olacağını düşünüyorum, bu nedenle Publicis One’ın Türkiye’deki lansman beni çok heyecanlandırıyor.

Bizim buraya geleceğimizi daha erkenden duyduğunuzu biliyorum ve muhtemelen neden geç kaldığımızı merak ediyorsunuzdur. Geç kalmadık, sadece hazırlık yapıyorduk. Bugün bunun duyurusunu yapmadan önce epey ödev yaptık. Bildiğiniz üzere çok yakın bir zamanda Türkiye’ye yatırım yapmıştık, dijital yaratıcılık ajansı Voden’i bünyemize kattık. Geçtiğimiz sene Digitouch’ı satın aldık. Bu sayede pazarda sahip olduklarımıza bütünleyici hizmet sağlanıyor, bu nedenle de yatırımlarımızı tamamlamak istiyorduk. Şu ana kadar bazı yatırımlar ve yasal yeniden yapılandırmalar yaptık ve Publicis One şemsiyesi altına rahatça girebilecek içerikleri bir araya getirdik. Ve 2017’nin başında duyuruyu ve lansmanı yapmak ve bu modeli Türkiye’de başlatmak bizim için en mükemmel an oldu. Bu da neden diğer ülkeler göre Türkiye’de daha geç başladığımızı açıklıyor. Biliyorum ki bu duymak istediğiniz şeylerden biriydi ve umuyorum ki açığa kavuşmuştur. Ama diğer pazarlardan edindiğimiz bilgilerin tadını çıkarın çünkü bunlar gerçekten harika bilgiler. Türkiye’nin takip etmesi gereken iyi örneklerin olduğunu düşünüyorum.

"Türk toplumunun dirençli olduğuna inanıyorum."

Yaşanan politik ve ekonomik değişimlerden dolayı Türkiye’yi riskli bir bölge olarak görmüyor musunuz? Küresel çapta uygulayabildiğiniz bu modelin Türkiye’deki değişimlere uyum sağlayabileceğini düşünüyor musunuz?

Jarek Ziebinski Kesinlikle. Konu riskse eğer, şunu söyleyebiliriz ki ilginç bir zamanda yaşıyoruz. Değişen ve belirsiz bir dünyada yaşıyoruz, müşteri tarafında da dönüşümün yaşandığını görüyoruz, hayatımızı ve medya kullanışımızı etkileyen politik değişimler yaşıyoruz ama bunlar hayatın bir parçası. Ve Türkiye’de yaşanan diğer ülkelerde de yaşanıyor. Bu değişimlerden küresel olarak, her yerde etkileniyoruz. Dünyanın her yerinde bu değişimleri hissediyoruz. Belirsizlik artık yeni gerçeklik. Ve bu dünyanın kalanı gibi Türkiye’yi de aynı şekilde etkileyecek. Buraya uzun bir dönem kalmak için geldik. Bildiğiniz gibi şirketimiz 35 yıldan uzun bir süredir Türkiye’de bulunuyor. Türkiye’ye yatırım yapmaya karar verdik, bu ülkenin ve ekonomisinin büyük potansiyele sahip olduğunun farkındayız. Büyük bir nüfusa sahip olmasından dolayı gelişen bir ülke. Bazı temel rakamlara baktığınızda görüyorsunuz ki Türkiye için öngörülen büyüme oranı diğer ülkelerin ortalamasına nazaran daha yüksek olacak. Türkiye için yapılan medya harcamalarının dünyanın kalan kısmına göre artacağını göreceksiniz. Tüm bu tahminler Türkiye’nin büyük imkanlar sağladığına inanmamıza neden oluyor. Kalmak için buradayız ve gelecek bu imkanlara hazırlanıyoruz. Burada bu imkanlardan mümkün olduğunca en iyi şekilde faydalanmamızı sağlayacak ve müşterilerimize en etkili şekilde değer kazandıran iş modeline sahip olmak istiyoruz. Buna hazır olmak istiyoruz. Şimdi bu ülkede bazı gerilimler hissedebilir ve karamsar tablolarla karşılaşabiliriz ancak Türk toplumunun dirençli olduğuna inanıyorum. Birçok defa olayların ve sorunların üstesinden gelebileceğinizi kanıtladınız. Bu direncinizin ardından daha iyi bir ekonominin ve daha iyi olasılıkların geleceğine inanıyoruz. 

Özellikle Publicis One Türkiye özelinde konuşursak buradaki hedefleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Savaş İnanç Dedebaş Her şeyden önce Türkiye örneğini yaratarak müşteri değerini kanıtlamak istiyoruz. Geçtiğimiz hafta Paris’te ekibi tanıtmak için bulunduğumda Publicis One’nın Türkiye örneğini yaratma azmimiz arttı ve başarıyı görmemizi sağladı. Publicis One Türkiye’nin çatısı altında çok önemli uzmanlıklar da beraberinde gelecek. Dijital kollarımızın ve ekibin kalan kısmının yardımıyla bütünleşmenin Türkiye örneğini inşa edeceğiz ve bu bütünleşmenin müşterilere gerçek değer katacağını kanıtlayacağız. Bunlar bir yandan, modeli ispatlayan somut örnekler.

Özellikle geçen yıl ekonomik ve politik bazı sorunlar yaşadık. Ve bu da haliyle de pazarı etkiliyor. Ama bu sorunları bir kenarda tutarsak, genel olarak Türkiye pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Jarek Ziebinski: Ben son derece iyimser yaklaşıyorum. Türkiye’ye ekonomik açıdan yaklaştığımızda ilk 20 ülke içerisinde yer alıyor. Ve 3 yıl içerisinde bunu daha da net göreceğiz. Bu pazar yerine güveniyoruz ve müşterilerimiz ile kendimiz için en iyi şekilde düzenli bir yapı kurduğumuza emin olmak istiyoruz ki Türk ekonomisiyle büyüyebilelim. Önceki gün yaptığımız duyurudan sonra Publicis One Türkiye’nin CEO’su olacak İnanç’la gelecek üzerine küçük bir konuşma yaptık ve önümüzdeki üç yıl içinde bu işteki hacmimizi iki katı artırmaya çabalayacağımızı söyleyebilirim. Kulağa biraz saldırganca gelebilir ama yaptığımız hesaplardan bunun mümkün olduğunu gördük. Burada büyük bir büyüme potansiyeli var.  Çok genç bir nüfus var, dijital taraf çok kuvvetli ve hızlı bir şekilde büyüyor. Eğer buradaki yeni fırsatları keşfedersek ve bunlara derinlemesine bir hazırlık  için zaman harcarsak başarılı oluruz. 

Dün kendi aramızda da konuştuğumuzda şimdi de bu model üstüne çok yoğunlaştık. Nasıl kurabiliriz, yapısı nasıl gibi ancak bunları artık sadece konuşmuyoruz, teoride kalmıyor ve yapıyoruz da. Burada önemli bir nokta var: bu yeni model ile birlikte yeni bir kültür de oluşuyor. Birbirinden farklı markalar tek bir şemsiye altında olacak bu da aslında birbirinden farklı kültürlerin de o şemsiyede olacağını gösteriyor. Evet, herkesin kültürüne saygı duyacağız ama sonuçta tek bir şemsiye altına da gireceğiz. 

Bunun dışında her zaman olduğu gibi odağımızda yaratıcılık var. Yetenekler böyle bir modeli çok daha cazip buluyorlar. Gelecek için yeteneklere ihtiyacımız var ve onlar bu modeli cazip buluyorlar. Bu da beni ayrıca mutlu ediyor. Çok iyimser olduğumu ve heyecanlı olduğumu zaten görüyorsunuzdur. Bu modelle ilgili çalışmalarımızı yaptık ve artık Türkiye’de de uygulamaya karar verdik. Buraya adaptesiyle ilgili bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum. Türkiye’de de bu modelin çalışacağına eminim. Ve İnanç’a da bu modeli adapte etmede, geliştirmede güveniyorum. İnanç ve ekibine başarılar diliyorum. 

Savaş İnanç Dedebaş Dün ajanslaramıza markalarımıza bunu duyururken de belirttiğim gibi çalışmalaralımıza devam edeceğiz ama artık yeni bir macera da başlıyor. Ve çok hevesliyiz. Bence bizi çok güzel ve eğlenceli bir macera bekliyor. 

Röportajın tamamını izlemek için:

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR

KÖŞE YAZARLARI Tüm Köşe Yazarları

Yapay zeka ve makine öğrenimi

Bülent Hiçsönmez -

Hadi paylaşalım!

Murat Çolakoğlu -

‘Nezaket’

Ömer Erdem -

İnan ki mümkün!

Murat Çolakoğlu -

Hikaye

Akın Arslan -

"İz bırakmak"

Ömer Erdem -

Heyecan verici bir beş yıl

Bülent Hiçsönmez -

Yeni dünyanın büyüme motoru

Bülent Hiçsönmez -

Türkiye YouTube’da ne yapıyor?

Bülent Hiçsönmez -

Fenomenlerin vergilendirilmesi

Yunus Çelikbiz -

Yaşasın asi markalar!

Emre Sayın -

Çal da dinleyelim!

Murat Çolakoğlu -

So long...

Tolga Tuna -